Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2022/11630 E. 2023/2244 K. 29.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/11630
KARAR NO : 2023/2244
KARAR TARİHİ : 29.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/2190 E., 2021/581 K.
SUÇ : Kişinin kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta, kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkisi olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret ile onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Anadolu 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.04.2019 tarihli ve 2018/510 Esas, 2019/212 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan beraat kararı verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 22. Ceza Daresinin, 26.02.2021 tarihli ve 2019/2190 Esas, 2021/581 Karar sayılı kararı sanık hakkındaki hüküm kaldırılarak nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 inci maddesinin ikinci fıkrasının yollamasıyla aynı maddenin birinci fıkrasının (l) bendi, son fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca, 3 yıl 4 ay hapis ve 633.320 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; suçun işlendiğine dair tanık beyanları dışında delil bulunmadığına, hile boyutunda bir işlem olmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesine uyulmadığına, söz konusu paranın yıkımı durdurmak için alındığı kabul edilse dahi dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılan ile tanık İ.Ö. aracılığıyla tanışan sanığın, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve Başbakanını kast ederek 1 ve 2 numarayı tanıdığını, Başbakanın yeğeni olduğunu, oğlu ile ortak iş yaptığını beyan ederek ve bir kısım fotoğraf ve mesajları gösterek güven telkin edip katılanın işyerindeki yıkım kararını durdurabileceğini söyledikten sonra işyerinin %15 hissesi ve 100.000 dolar para alması şeklindeki eylem nedeniyle hakkında kamu davası açılmıştır.
2. Sanık; söz konusu şirkete ortak olduğunu, %15’lik hissesini devir aldığını, buna ilişkin 360.000,00 TL ödeme yaptığını, devirde katılan tarafın isteği üzeriene bedelin 180.000,00 TL olarak gösterildiğini, ancak sonradan yaptığı araştırmalarda işyerinin bazı sıkıntılarını öğrenince ortaklıktan ayrılmak istediğini ve parasını geri aldığını, ancak katılan taraf istemediği için hisse devrini yapmadığını, bunun dışında kimseden Başbakan ve Cumhurbaşkanını tanıdığını söyleyerek para almadığını beyan ederek atılı suçlamayı kabul etmemiştir.
3. Katılanın, sanığın işyerine 06 AKP (..) plakalı araçla, 4 koruma ile geldiğini, yıkımı önleyebileceğini, Başbakan ve Cumhurbaşkanı ile Başbakanın oğlunu tanıdığını, işi yapması karşılığında şirketin hissesi ve 200.00 dolar istediğini, ilk olarak 100.000 dolar karşılığı 380.000,00 TL para verdiğini, daha sonra işlemler için devrin şart olduğunu söyleyince hisse devrini yaptıklarını, hatta İBB Emlak Daire Başkanı ile randevu ayarladığını, görüşüp görüşmediğini bilemediğini ancak söz konusu işi yapmayınca parayı geri istediğini, geri verilmediğini beyan etmiştir.
4. Tanıklar İ.Ö. ve Ş.A.’in olayı benzer şekilde anlattıkları, tanık İ.Ö’nün bu işlemler sırasında kendisinin sanığa kefil olmak adına düzenlediği senedi katılana verdiğini beyan ettiği anlaşılmıştır.
5. Sanık ile katılan ve sanık ile tanık İ.Ö. arasındaki Whats up yazışmalarının, hisse devrine ilişkin 29.1.2018 tarihli noter belge fotokopisinin, 16.01.2018 de paranın sanığa verildiğini gösterir kamera kayıtlarının, tanık İ.Ö.’nün sanığa kefil olmak adına düzenlediği ve katılana verdiği senet fotokopisinin dosya arasında bulunduğu anlaşılmıştır.
6. İlk derece mahkemesince eksik borç niteliğindeki anlaşmaya dayalı haksız kazancın dolandırıcılık suçunu oluşturmayacağı belirlenerek sanık hakkında beraat kararı verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince ise sanığın savunması, katılan ve tanıkların istikrarlı beyanları, whats up yazışmaları, kamera kayıtları, hisse devrine ilişkin noter belge fotokopisi ve tüm dosya kapsamına göre sanığın atılı suçu işlediği belirlenerek temyize konu mahkumiyet kararının verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
1. Dosya kapsamına göre sanığın başka bir nedenle de olsa parayı aldığını kabul etmesi, paranın sanığa verildiğine dair kamera kayıtlarının bulunması, dosya kapsamında dinlenen katılan beyanı, tanıkların sanığın Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Başbakanın oğlu ile tanıştığını beyan ederek işyerinin yıkımını durdurmak için katılandan para aldığını doğrulayan tutarlı beyanları, Whats up yazışmaları ve tanık İ.Ö.’nün sanığa kefil olmak adına düzenlediği ve katılana verdiği senet fotokopisinin dosya arasında bulunması, sanığın aldığı paranın daha önce şirketin bir kısım hissesini noter kanalı ile devir alırken verdiği para olduğunu, hisse aldıktan sonra yaptığı araştırmalarında bir kısım sıkıntıları öğrenince şirketten ayrılmak istediğinde parayı geri aldığı yönündeki savunmasına karşın, paranın sanığa 16.01.2018 tarihinde verildiği, devir işleminin ise daha sonraki bir tarih olan 29.01.2018 tarihte yapılmış olması ve hissenin geri devredilmemesi karşısında sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Daresinin, 26.02.2021 tarihli ve 2019/2190 Esas, 2021/581 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 13. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

29.03.2023 tarihinde karar verildi.