Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2017/1532 E. 2017/2161 K. 28.02.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/1532
KARAR NO : 2017/2161
KARAR TARİHİ : 28.02.2017

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, davalının 01/10/2012 başlangıç tarihli sözleşme ile kiracı olduğunu, davalının müvekkiline haber vermeden kiralananı 2013 Mayıs ayında terkettiğini, müvekkilinin elektrik borcu, aidat bedeli ve hasar bedeli olarak 2.158 TL harcama yaptığını, davalının sözleşmeye aykırı olarak kiralananı terketmesi nedeniyle Mayıs, Haziran, Temmuz 2013 aylarına ilişkin aylık 2.000 TL’den 6.000 TL kira kaybı olduğunu, müvekkilinin davalıdan toplam alacağı 8.158 TL’den 2.000 TL depozitoyu mahsup ederek bakiye 6.158 TL’nin tahsili için takip başlatıldığını, davalının itirazının haksız olduğunu belirterek itirazın iptaline, %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, takipte aidat, elektrik gideri, hasar bedeli talep edilmiş olup dava dilekçesinde belirtilen Mayıs, Haziran, Temmuz 2013 kira bedellerinin takip konusu yapılmadığını, pencere pervazlarından ve tavandan su akıntısı olduğunu, bu nedenle kiralananın davacıya bilgi verilerek Mayıs 2013 tarihinde tahliye edildiğini ve Mayıs ayı kira bedelinin ödendiğini, müvekkilinin kira, aidat ve elektrik borcu olmadığını, kiralalanda müvekkilinin sebep olduğu bir hasar bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının … 2. İcra Müdürlüğü’nün 2014/7 Esas sayılı dosyası ile yapılan takibin 3.925,60 TL lik kısmına yönelik haksız itirazının iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, İİK ‘nun 67/2 maddesi gereğince, %20 icra-inkar tazminatı 785,12 TL’nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Takibe dayanak yapılan 01/10/2012 başlangıç tarihli, bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı, 03/01/2014 tarihinde başlattığı takipte, 6.158 TL alacağın tahsilini talep etmiş, açıklama olarak da aidat borcu, elektrik borcu ve konuta verilen hasarın giderilmesi için yapılan masraflar toplamından depozito bedelinin düşülmesinden sonra kalan alacağın tahsilini istemiştir. Dava, dilekçesinde, üç aylık kira kaybı alacağı yönünden de itirazın iptali talep edilmiş ve Mahkemece bu istemin kısmen kabulüne karar verilmiş ise de takip talebinde istenilmeyen kira kaybı alacağı ile ilgili olarak talepten fazlasına karar verilmiş olması, HMK 26 (HUMK 74) maddesine aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Davacı, davaya dayanak icra takibinde 450 TL aidat bedelinin tahsilini talep etmiş olup Haziran, Temmuz, Ağustos 2013 aidat bedelleri toplamı 450 TL’nin ödendiğine ilişkin belge dosyaya ibraz edilmiştir. Davacı vekili, kiralananın 2013 yılı Mayıs ayı sonunda tahliye edildiğini beyan etmiştir. Takip konusu yapılan aidat bedelleri tahliye tarihinden sonraki döneme ait olup kiralananın erken tahliye edilmesi nedeniyle kiralananın aynı koşullarda kiraya verilebileceği makul süre içinde aidat gideri bedelinden doğan zarardan kiracının sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, taşınmazın aynı koşullarda iki ay içerisinde kiraya verilebileceği belirtilmiş ise keşif yapılmadan, kiralananın niteliği tespit edilmeden bu sonuca varıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece yerinde uzman bilirkişi ile keşif yapılarak kiralananın aynı koşullarda ne kadar sürede kiraya verileceğinin tespit edilmesi, kiracının sorumlu olacağı makul süre belirlenerek sonucuna göre bu süre ile sınırlı olarak aidat istemi yönünden karar verilmesi gerekirken bu husus gözardı edilerek karar verilmesi doğru değildir.
3- İcra İflas Kanunun 67. maddesi hükmü uyarınca icra takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklının diğer tarafın talebi üzerine icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerekmektedir. Anılan madde uyarınca davanın kabulü halinde davacı alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi için alacaklı tarafından takip konusu yapılan alacağın miktarının borçlu tarafından tahkik ve tayini mümkün ve bu itibarla alacak likit olmalıdır. Takip de istenilen alacak kalemlerinden biri de hor kullanma bedeline ilişkin olduğundan ve bu masrafların değerinin tespiti yargılamayı gerektirdiğinden alacak likit değildir. Bu nedenle mahkemece hor kullanma tazminatına ilişkin icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
4-Kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilmesi gerekir. Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır. Vekil ile takip olunan davalarda kanun gereği takdir olunacak vekalet ücreti de yargılama giderleri arasındadır. Bu nedenle, davanın kısmen kabulüne karar verildiğine göre Mahkemece yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre taraflara yükletilmesi gerekirken tümünün davalı üzerinde bırakılması ve davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: 1,2,3 ve 4. bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın HUMK.nun 428.maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 28.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.