Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/44173 E. 2023/16433 K. 23.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/44173
KARAR NO : 2023/16433
KARAR TARİHİ : 23.03.2023

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu tespit edilmekle yapılan ön inceleme neticesinde, Anayasa’nın 40 ıncı maddesinin ikinci, 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı, 34 üncü maddesinin ikinci fıkraları ile 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereğince, kararda başvurulacak kanun yolu, süresi, mercii ve şeklinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerektiği halde, sanık …’in yokluğunda kurulan asıl hükümde, adı geçenin ceza infaz kurumunda başka suçtan hükümlü olarak bulunması sebebiyle temyiz dilekçesinin cezaevi idaresine başvuru aracılığıyla da gönderilebileceğinin belirtilmemesi ve ceza infaz kurumunda bulunan sanığa yapılan tebligat sırasında, 5271 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre, kararın kendisine okunup anlatılması gerektiği halde, bu usule uyulmadan yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu, bu nedenle temyiz istemi niteliğinde bulunan 06.10.2016 ile 17.12.2020 tarihli başvuruların 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereğince yasal süresinde oldukları anlaşılmakla, temyiz talebinin süre yönünden kabule şayan olmamasından dolayı verilen 26.02.2021 tarihli ek kararın kaldırılması suretiyle ve aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı belirlenerek gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ve 62 nci maddesi uyarınca hakaret suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş, karar başka suçtan hükümlü olan sanığa 13.01.2014 tarihli tutanak ile tebliğ edilmiş, hükmün temyiz edilmediği gerekçesiyle 03.02.2014 tarihi itibarıyla kesinleştirme işlemi yapılmış, sanık ceza infaz kurumundan göndermiş olduğu ve içerik itibarıyla temyiz talebi mahiyetinde bulunan 06.10.2016, 17.12.2020 tarihli dilekçeleriyle kararı temyiz etmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, karar tebliğinin usulüne uygun yapılmadığı, detaylı inceleme yapılmadan mahkumiyet hükmü kurulduğu, işkenceye maruz kaldığı ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın, başka bir suçtan yargılamasının yapıldığı sırada Mahkeme hakimi mağdurun kendisine söz hakkı verdiği, sanığın ise alaycı bir şekilde ”gerçi kimi kime şikayet ediyoruz ki” şeklinde cevap verdiği, bu durumun duruşma tutanağına geçirildiği, daha sonra mağdurun esas hakkındaki son savunması için sanığa söz hakkı verdiği, sanığın bu kez de mağdura hitaben yine alaycı bir şekilde ”ifade verdik ya neden 3 kez soruyorsun” diyerek ve el kol hareketleriyle etrafındaki eşyalara vurarak cevap verdiği, hükmün açıklanıp sanığın duruşma solonundan çıkarıldığı esnada bu kez de yine mağdura hitaben alaycı ve hakaret vari bir şekilde ”kendini dev aynasında görme” diyerek hakarette bulunduğu iddia edilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Anayasa’nın 40 ıncı maddesinin ikinci, 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı, 34 üncü maddesinin ikinci fıkraları ile 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereğince, kararda başvurulacak kanun yolu, süresi, mercii ve şeklinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerektiği halde, sanık …’in yokluğunda kurulan asıl hükümde, adı geçenin ceza infaz kurumunda başka suçtan hükümlü olarak bulunması sebebiyle temyiz dilekçesinin cezaevi idaresine başvuru aracılığıyla da gönderilebileceğinin belirtilmemesi ve ceza infaz kurumunda bulunan sanığa yapılan tebligat sırasında, 5271 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre, kararın kendisine okunup anlatılması gerektiği halde, bu usule uyulmadan yapılan tebliğ işlemi usulsüz olduğundan, sanığın öğrenme üzerine verdiği 06.10.2016 ve 17.12.2020 tarihli dilekçelerine konu temyiz başvurularının yasal süresinde gerçekleştirildiği kabul edilmiş, bu nedenle temyiz talebinin kabule şayan olmamasından dolayı verilen 26.02.2021 tarihli ek karar kaldırılarak işin esasına geçilmiştir.
B. Sanığın yargılama konusu eylemi için 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca belirlenecek cezasının türü ve üst haddine göre, aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan dava zamanaşımı öngörüldüğü anlaşılmıştır.
C. Sanık hakkında mahkumiyet hükmünün kurulduğu 07.01.2014 tarihinden temyiz incelemesi tarihine kadar dava zamanaşımını kesen ya da durduran bir neden olmadığı da gözetildiğinde, 8 yıllık olağan dava zamanaşımının gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Yerel Mahkeme kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden 07.01.2014 tarihli hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.03.2023 tarihinde karar verildi.