Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4762 E. 2022/9362 K. 22.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4762
KARAR NO : 2022/9362
KARAR TARİHİ : 22.12.2022

MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12.12.2017 tarih ve 2015/201 E.- 2017/220 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince verilen 26.04.2021 tarih ve 2018/2589 E.- 2021/918 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl birleşen davada sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösteren beş ayrı şubesi bulunan Türkiye’nin büyük markalarına hizmet veren ciddi itibarı olan davacının TPMK nezdinde 29.01.1999 tarihinde 208969 sayılı markayı tescil ettirdiğini, bu markanın yenilemesinin de 29.01.2009 tarihi itibarı ile gerçekleştirdiğini, davalının davacının markasının piyasada edindiği itibardan faydalanmak istediğini, davacınınki ile karıştırılma ihtimali yaratan bir marka kullandığı ve haksız kazanç sağladığını ileri sürerek davalının haksız rekabet teşkil eden mevcut kullanımın tespiti ve meni ile tescilli bir markası var ise bunun hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiş yargılama sırasında asıl ve birleşen davaların aynı tüzel kişiliğe haiz şirketin farklı şubelerine karşı açılmış olduğu gerekçesiyle davaları birleştirme kararı verilmiştir.
Davalı vekili ticaret unvanlarının ve faaliyet sahalarının farklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere göre; davacı şirketin ticaret sicil kayıtlarından 08.10.2013 tarihinde tescil edildiği, davalı şirketin unvanının ise İlkadım Spastik Çocuklar Özel Rehabilitasyon Hizmetleri Tic. Ltd. Şti olarak tescil edildiği, 26.07.2012 tarihinde unvan değişikliği yapılarak A+Ortak Sağlık Güvenlik Birimi Lab. Hizmetleri Eğ. Tic. Ltd. Şti. olarak tescil edildiği, şirket unvanlarının tescil tarihi itibariyle “artı” ibaresi üzerinde davalı şirketin önceye dayalı hak sahibi olduğu, davalının iddianın genişletilmesi yasağı dışında sunduğu delillerden ticaret unvanının “artı” ibaresini markasal kullanarak ön plana çıkarmak suretiyle davacının markasından kaynaklanan haklarına asıl dava ve birleşen dava yönünden tecavüz ettiğine dair kanaat verici delil bulunmadığı, haksız rekabetin ispatlanamadığı gerekçesiyle markanın hükümsüzlüğüne ilişkin dava mevsimsiz açıldığından reddine, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesine ilişkin davanında esastan reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalının unvanının davacıdan sonraki tarihte tescil edildiği sabit olmakla mahkemenin davalının önceye dayalı hak sahibi olduğuna ilişkin kabulü yerinde görülmemiş davacı vekilinin bu husustaki gerekçeye itirazında haklı olduğu ancak davalının tescilli unvanını kullanmanın haksız rekabet teşkil etmeyeceği, marka hakkına tecavüz yönünden ise iddianın ispat edilememesi nedeniyle neticeten davanın reddinin doğru olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın gerekçesi kısmen düzeltildiğinden yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, kararı temyiz etmiştir.
1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2- Hem asıl hem de birleşen dava, markaya tecavüz ile haksız rekabetin tespiti, meni ve refi ile markanın hükümsüzlüğü istemlerine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince hükümsüzlük davasının açıldığı tarihte davalı markasının tescilli olmadığı ve dolayısıyla davanın zamansız açıldığı, haksız rekabetin ise ispatlanamadığı gerekçesi ile asıl davanın reddine, Bölge Adliye Mahkemesince ise ilk derece mahkemesinin gerekçesini değiştirerek mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
Bir davada birleşen dosyanın varlığı halinde birleşen dava yönünden mutlaka olumlu veya olumsuz ayrı bir karar verilmelidir. Mahkemece birleşen davada olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
3-Asıl davada, hükümsüzlüğü istenen davalı markası davadan önce başvuru konusu yapılmış ve dava sonuçlanmadan tescil edilmiştir. Hükümsüzlük davası için markanın tescil edilmiş olması 556 sayılı KHK 42. maddesi ile dava şartı olarak belirtilmiş ise de markanın karar verilmeden önce tescil edildiği ve dolayısıyla HMK 115. maddesi gereğince dava şartının yerine gelmiş olduğu gözetilerek esas hakkında karar verilmesi gerekirken mevsimsiz açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
4- Davacı tescilli markalarına tecavüz ve haksız rekabetin olduğunu, bu yönde ihtar da gönderdiğini belirtip “ARTI” ve “TEHLİKE AVCILARI” ibareli her iki markanın tescil belgelerini dosyaya ibraz etmiş ayrıca davacının markalarına tecavüz oluşturacak şekilde davalının ticarette kullandığını ileri sürmüş, delil listesinde keşif ve tanık deliline de dayanmıştır. Davalı taraf ise ihtara verdiği cevapta sadece ticari unvanlarının aynı olmadığı ve unvanı değiştirmeyeceklerini beyan etmiş olup marka yönünden bir cevap vermemiştir. Bu durumda markaya tecavüz ve haksız rekabete ilişkin talepler yönünden tarafların iddia ve savunmaları, dayanılan deliller ve gerektiğinde HMK 31. madde hükmü uyarınca davanın aydınlatılması yönünden taraflar dinlenerek davalının kullandığı iddia edilen işaretin ticarette tanıtım vasıtalarında da yani markasal olarak kullanıp kullanılmadığı yönünde araştırma yapılarak, tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle markaya tecavüz ve haksız rekabete ilişkin talepler yönünden karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2, 3 ve 4 no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 22.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.