YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/2910
KARAR NO : 2023/16764
KARAR TARİHİ : 03.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
… Asliye Ceza Mahkemesi’nin kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca 1 yıl 5 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteğinin başından geçenlere ilişkin olarak dilekçe verdiği için suçu işlemediği ve resen tespit edilecek nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkin olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın kasten öldürmeye teşebbüs suçundan yargılandığı … Ağır Ceza Mahkemesi başkanına gönderdiği dilekçede “…Yazı İşleri Müdürü olarak görev yapan …’nin kendisine bir hukuk bürosunun ismini verdiği, bu büronun mahkeme başkanının dünürü olduğunu ve işini çözebileceklerini söylediği, bu kişilerin kendisinden telefonda 50.000 TL para talep ettiklerini…” ve “….kalem müdürünün kaç kişiyi böyle bıraktığından …’da düzenin bu şekilde mi olduğundan bu pisliklerden kurtulmanın yolu adalet mi yoksa 50.000 TL mi…” dediği, ayrıca Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiği ayrı bir dilekçede “Ağır Ceza Mahkemesi başkanı, eski dünürü ve damadının kumpas cezasını yatmaktayım, mahkeme şaibe altında kalmıştır.” dediği ve Adalet Bakanlığı’na gönderdiği dilekçede “…Mahkeme başkanı kalem müdürü aracığıyla insanları dünürü ve damadına pas ediyorsa para karşılığı adaleti satıyorsa…” şeklinde ifadeler kullanarak mahkeme başkanı, yazı işleri müdürü ve … Hukuk Bürosu’nun sahibine yönelik hakaret suçunu işlediği sabit kabul edilerek cezalandırılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Sanık savunması, şikâyetçi ve katılanların beyanları, dilekçeleri kendisinin yazdığına ilişkin savunması ve HTS kayıtları gözetildiğinde bozma nedeni dışındaki diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak,
1. 5237 sayılı Kanun’un 128 inci maddesinde düzenlenen iddia ve savunma dokunulmazlığı; şahısların yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde, serbestçe ve hiçbir endişe duymadan haklarını özgürce iddia edebilmeleri veya kendilerini savunabilmeleri imkanının sağlanmasını ifade eder. Anılan maddede, iddia ve savunma dokunulmazlığına cezasızlık düzenlenmiş olup, bu cezasızlık, sadece hakaret suçuyla ilgilidir. Savunma hakkı Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde güvence altına alınmıştır. Anayasa’nın 36 ncı maddesinin birinci fıkrasında “Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle, yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak, iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” şeklindeki düzenlemede sadece yargı mercilerine yer verilmiştir. Dokunulmazlıktan kural olarak davanın tarafları yararlanabilirler. İddia ve savunmada bulunabilecekler, ceza ve medeni yargı ile idari yargı usul yasalarına göre yetkili kimselerdir. Dokunulmazlıktan söz edilebilmesi için, yazılı veya sözlü başvurunun, iddia ve savunmaların yargı mercileri veya idari makamlarda işlem yapılırken gerçekleşmesi gerekir. Bir başka deyişle; yargı organları veya idari makamlar nezdindeki talepler veya taleplere karşı diyeceklerin söylenebildiği aşamadaki fiiller dokunulmazlık kapsamındadır. Bunun dışındaki aşamalarda gerçekleşen fiillerden dolayı dokunulmazlıktan söz edilemez.
Sanığın suça konu dilekçelerinde belirttiği iddiaların bazılarının somut olgulara dayanması karşısında sanığın eyleminin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 74 üncü maddesinde yer alan Anayasal şikâyet hakkı ve 5237 sayılı Kanun’un 128 inci maddesinde düzenlenen iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında kalıp kalmadığı tartışılmadan yetersiz gerekçeyle mahkûmiyet kararı kurulması,
2. Kabule göre;
a. Hakaret suçunda, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasında ağırlaştırıcı neden olarak öngörülen aleniyetin gerçekleşmesi için olay yerinde başkalarının bulunması yeterli olmayıp, hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi tarafından görülme, duyulma ve algılayabilme olasılığının bulunması, herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık olan ortamda işlenmesinin gerekmekte olup somut olayda suçun resmi makamlara dilekçe verilerek işlenmesi karşısında aleniyet unsurunun oluşmadığı gözetilmeden, aleniyet ve ihtilat unsurunun karıştırılması suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması,
b. Sanığın tekerrrüre esas alınan … Asliye Ceza Mahkemesi’ne ait ilamının infaz tarihi üzerinden üç yıl geçtikten sonra 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi hukuka aykırı değerlendirilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesi’ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE,
03.04.2023 tarihinde karar verildi.