Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/8864 E. 2023/149 K. 11.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8864
KARAR NO : 2023/149
KARAR TARİHİ : 11.01.2023

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM : Asıl ve birleşen davanın reddi

Taraflar arasındaki limited şirket pay devrinin ticaret siciline tescili davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda, Mahkemece davaların reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Davacılar vekili asıl dava dilekçesinde özetle, Te-Da Mimarlık ve Mühendislik Hizmetleri İnşaat Taahhüt Turizm Ticaret Limited Şirketi ortaklarının … ve … iken 01.02.2008 tarihli karar ile ortaklardan …’in hissesini …’e devretmesine ve şirket ortaklarından …’in de şirketi temsile yetkili kılınmasına karar alındığını, limited şirket hisse devri sözleşmesi yaptıklarını, ticaret siciline tescil işlemi yapılmadığını, daha sonra söz konusu hususların ticaret siciline işlenmesi için müracaat edildiğini ancak uzun zaman geçmiş olduğu gerekçesi ile tescil işleminin yapılmadığını, tescil işleminin ancak dava yolu ile mümkün olduğunu ileri sürerek anılan karar ve hisse devrinin ticaret sicile tescili ile tescil yapılana kadar …’in şirkete kayyum olarak atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacılar vekili birleşen dava dilekçesinde özetle, Te-Da Mimarlık ve Mühendislik Hizmetleri İnşaat Taahhüt Turizm Ticaret Limited Şirketi ortaklarının … ve … iken, 01.02.2008 tarihli karar ile ortaklardan …’in hissesini …’e devretmesine ve şirket ortaklarından …’in de şirketi temsile yetkili kılınmasına karar alındığını, limited şirket hisse devri sözleşmesi yaptıklarını, ticaret siciline tescil işlemi yapılmadığını, daha sonra söz konusu hususların ticaret siciline işlenmesi için müracaat edildiğini ancak uzun zaman geçmiş olduğu gerekçesi ile tescil işleminin yapılmadığını, diğer ortağa karşı dava açıldığını, iş bu davanın da taraf teşkili sağlanması amacıyla açıldığını, tescil işleminin ancak dava yolu ile mümkün olduğunu ileri sürerek anılan karar ve hisse devrinin ticaret sicile tescili ile tescil yapılana kadar …’in şirkete kayyum olarak atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Asıl ve birleşen davada davalılar davaya cevap vermemişlerdir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece verilen 29.03.2016 tarih, 2014/1310 E. ve 2016/231 K. sayılı kararda, davacılardan … ile davalı arasındaki hisse devrinin pay defterine işlendiği hususunun davacılarca ispat edilemediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.

B. Bozma Kararı
Dairemizin 08.05.2018 tarih, 2016/11312 E. ve 2018/3329 K. sayılı kararıyla hükmün gerekçesi ile sonuç kısmı arasında çelişki yaratıldığına işaret edilerek bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davacı … ile davalı … arasındaki hisse devir sözleşmesinin noterde düzenlendiği, ortaklar kurulunun pay devrine ilişkin muvafakat vermesi koşullarının gerçekleşmediği, devrin pay defterine kaydedilip kaydedilmediğinin tespiti bakımından davacı tarafça dosyaya herhangi delil ve belge sunulmadığı, davalı şirket adına meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen pay defterinin de ibraz edilmediği, limited şirketteki pay devrinin geçerli olabilmesi için aranan 3. koşulun gerçekleştiğine dair bir tespit yapılamadığı, davacılardan …’in davalı şirkete kayyum olarak atanması istemi bakımından ise şirkette organ yokluğu durumunun söz konusu olmadığı, şirkete kayyum atanması koşullarının mevcut olayda bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Temyiz Nedenleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; eski ortak …’in şirket ile hiçbir bağı kalmadığını, bu kişinin pay bedelinin alındığına bir itirazının da bulunmadığını, anılan kararda tüm ortakların imzalarının bulunduğunu, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı Kanun) döneminde pay defterinin tasdikinin zorunlu olmadığını, buna ilişkin bir yaptırımın da bulunmadığını, anılan kararın hemen tescili yaptırılmadığından sicil müdürlüğünün tescil talebini kabul etmeyip dava açmaya mecbur kaldıklarını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

3. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleşen davada uyuşmazlık, limited şirket pay devrinin ticaret siciline tescili ve şirkete kayyım atanması istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6762 sayılı Kanunun 520 inci ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 430 uncu maddesinin ikinci fıkrası.

3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

11.01.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Uyuşmazlık, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde imzaları noterce tasdik edilen sözleşme ile devredilen ve ortaklar kuruluncada muvafakat edilen davalı …’e ait limited şirket payının davacı …’e devrinin, şirketin pay defterine kayıt edilmediği halde pay sahipliğinin davacıya geçip geçmediğine ilişkindir.

Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiş,

Kararın davacı vekilince temyizi üzerine sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda yazılı gerekçe ile temyiz itirazları red edilerek yerel mahkeme kararı onanmıştır.

Sayın çoğunluğun onama gerekçesine katılmıyorum.

Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun yürürlüğünden sonra açılmış olup, TTK’nın Uygulanması ve Yürürlüğü Hakkındaki 6103 sayılı Yasa’nın 3. maddesinde aynı Yasa’nın 2. maddesine istisna getirilerek “Tarafların iradelerinden bağımsız olarak, kanunla düzenlenen hukuki ilişkilere, bunlar Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş olsalar bile Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin uygulanacağı” düzenlenmiştir.

Pay devrine ilişkin hususlar taraf iradelerinden bağımsız, kanunla düzenlenen hukuki ilişkiler olduğu için, bunlar 6102 sayılı TTK’nın yürürlüğüne girmesinden sonra yeni kanun hükümlerine tabi olup somut uyuşmazlığa 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.

Limited şirket payının devri 6102 sayılı TTK’nın 595 maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre pay devrinin ve devir borcunu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılması, tarafların imzalarının Noterce onaylanması zorunlu olup, mülga 6762 sayılı TTK 520/1 maddesinde yer alan “Bir payın devrinin, şirket hakkında pay defterine kaydedilmek şartıyla hüküm ifade edeceğine” ilişkin düzenleme 6102 sayılı TTK 595 maddesine alınmamıştır.

6102 sayılı Yasa, devir keyfiyetinin pay defterine yazımını zorunlu görmemiştir. Genel Kurulun devre onay vermesi veya vermiş sayılması pay sahipliği sıfatının kazanılması için yeterli sayılmıştır.

Somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, davacı … davalı şirketteki davalı …’e ait payları 6103 sayılı Yasa’nın 3. maddesine göre uyuşmazlıkta uygulanması gereken 6102 sayılı Yasa’nın 595 maddesine uygun şekilde devir almış olup yine, TTK 595/2 maddesine uygun şekilde ortaklar kurulunca devre onay verilmiştir. Pay devri ortaklar kurulunun onama kararı ile tamamlanmıştır. Devir keyfiyetinin pay defterine yazılması, pay sahipliğinin kazanılmasında ya da kaybedilmesinde etkili olmayan bir usul işlemidir.

Açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararı usul ve yasaya aykırı bulunmaktadır.

Kaldı ki bir an için sayın çoğunluğun kabulünde olduğu gibi uyuşmazlıkta mülga 6762 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerektiği düşünülse bile devrin pay defterine kaydı, hisse devrinin mutlaka geçerlilik şartı olmayıp, pay defterine tescilin etkisi izhari niteliktedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 03.05.2001 gün, E. 2011/1607 K. 2001/3872, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 16.12.2004 gün ve E. 2004/3023, K. 2004/12406 sayı).

Ortak sıfatının geçişinin tamamlanması, ortaklığın onayı ile gerçekleşmektedir. (Baştuğ – Temel İlkeler. Sh.199, Poroy – Tekinalp – Çamoğlu -ortaklıklar ve Kooperatifler s. 889, Tekinalp- Tescil Davası s. 5, Hirsch – Tekinalp s. 267, Pulaşlı – Şirketler s. 1024)

Pay defterine kayıt, hukuki bir sonuç doğurmadığı gibi aksine yeni ortağın ve her şeyden önce ortaklığın hukuki durumunu belirlemeye yaramaktadır.

Devralan, kayıttan önce ortak sıfatını kazanmıştır ve ortaklıkta devralana ortak olarak davranma hakkına sahiptir.

Devrin pay defterine geçirilmesi, tarafların ortaklık hukukundan kaynaklanan taleplerini ileri sürmelerine imkan veren bir icra işlemidir. Bu işlemin devreden ve devralan arasındaki ilişki bakımından da bir anlamı yoktur. TTK 520/1 hükmünün amacını aşar biçimde kaleme alındığının kabulü ile niteliğine uygun yorumlanması gerektiği benimsenmelidir. (Ertan Demirkapı – Limited Ortaklıkta payın devri sh. 379)

Devrin pay defterine kaydı, pay defterini tutmakla yükümlü olan kişiler tarafından gerçekleştirilmelidir. Sorumluluk ve yetki ilişkisi içerisinde, pay defterinin, tutulması müdürler tarafından yerine getirilmesi gereken bir görevdir. Müdürler hatalı kayıtlardan ve eksik kaydedilmeden doğan zararlardan, ortaklara karşı olduğu gibi, üçüncü kişilere karşı da şahsen ve müteselsilen sorumludurlar.

Ortaklar Kurulu, devri onayladığında, müdürlerin kaydı kendiliklerinden yapmaları gerekmektedir. Bu kaydın yapılması devir sözleşmesinin taraflarının iradelerine bağlı olmadığı gibi, devreden ve devralanın bu konuda bir taleplerinin bulunması dahi gerekmemektedir.

Hisse devrinin, şirket pay defterine kaydedilmemesinden bu işle görevli şirket müdürü ile birlikte şirkete sorumludur.

Davacının, şirket aleyhine açtığı davanın, çoğu isteyenin azıda istemiş sayılacağı ilkesinden hareketle davacının devraldığı payların, pay defterine kayıt ve tescili istemini de içerdiğinin kabulü zorunludur. Diğer taraftan pay devrinin, şirket pay defterine kaydedilmesinde davacıya bir kusur izafesi mümkün değildir.

Açıklanan nedenlerle, davanın reddine ilişkin yerel mahkeme kararı usul ve yasaya aykırı bulunduğundan davacının temyiz isteminin kabulü ile kararın bozulmasına karar verilmesi gerekirken yerel mahkeme kararının yazılı şekilde onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.