YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1923
KARAR NO : 2009/9200
KARAR TARİHİ : 04.06.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine 03.03.2008 tarihli dava dilekçesiyle …Köyü (Mahallesi) … mevkii 88 parsel sayılı taşınmazın, 1942 yılında yapılıp 1945 yılında ilan edilerek kesinleşen orman kadastro sınırları içerisindeyken, 1993 yılında 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu kesinleşen işlemle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığını, taşınmazın orman sınırları içinde olduğu göz önünde bulundurulmadan tapuya tescil edilip daha sonra ifraz edilerek dava konusu parselin davalı adına tapu kaydı oluşturulduğunu, hukuki dayanaktan yoksun ve yolsuz tescil niteliğindeki tapuda davalı adına olan payın iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne, çekişmeli parselin 16/07/2008 tarihli bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ile gösterilen 252.58 m2 yüzölçümündeki bölümün tapu kaydının iptaline ve Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1942 yılında 3116 sayılı yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 1993 yılında yapılıp 10.11.1993 tarihinde ilan edilerek 11.05.1994 tarihinde kesinleşen, aplikasyon, sınırlaması yapılmamış ormanlarda 4785 sayılı yasa hükümleri gözetilerek orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması mevcuttur.
1) Kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman orman bilirkişi raporuyla, dava konusu taşınmazın 16/07/2008 tarihli bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 252.58 m2 bölümünün 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde, diğer bölümlerinin ise orman sınırları dışında bırakıldığı; daha sonra, 1993 yılında 3373 Sayılı Yasa döneminde yapılan aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sırasında, taşınmazın (A) ile gösterilen bölümünün 6831 Sayılı Yasanın 2/B Madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, diğer bölümlerinin ise durumunun değişmediği belirlenip,
Çekişmeli taşımazın (A) ile gösterilen 252.08 m2 yüzölçümündeki bölümünün, 1942 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bırakıldığı, … … tarafından Orman Yönetimi aleyhine açılan orman kadastrosuna itiraz davasının kabulüne ilişkin Sulh Hukuk Mahkemesinin 04/12/1957 gün ve 1957/56-306 sayılı kararın orman kadastro komisyonunca infazı sonucu oluşturulan P.7 numaralı orman içi … poligonu dışında kaldığı halde, 1970 yılında yapılan genel kadastroda bu poligonun sınırlarına uyulmayarak çekişmeli 88 parsel çap sınırları içine dahil edilmek suretiyle arazi kadastro ekiplerince ikinci kez kadastrosu yapılarak, 88 sayılı parselin o tarihte kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde kalmaya devam eden bu bölümü hakkında sicil oluşturduğu, 766 Sayılı
-2-
2009/1923-9200
Yasanın 46/2 ve 3402 Sayalı Yasanın 22/1. maddesi hükümlerine göre, Evvelce tespit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastro veya tapulaması yapılmış olan yerlerin yeniden kadastrosunun yapılamayacağı, bu gibi yerler ikinci bir defa kadastroya tabi tutulmuşsa, ikinci kadastronun bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılacağı ve Türk Medeni Yasasının 934 üncü maddesine göre işlem yapılacağı, süresinde dava açılmadığı takdirde, ikinci defa yapılan kadastronun, tapu sicil müdürlüğünce re’sen iptal edileceği, bu nedenle orman kadastrosundan sonra yapılan kadastronun ikinci kadastro olması nedeniyle TMY’nın 1026 (EMY. 934, İsviçre MY. 976) maddesi hükmüne göre iptal edilmesi gerektiği, 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin ikinci kadastronun bulunduğu hallerde uygulanamayacağı,
Anayasanın 169 ve 170. maddelerindeki 2924 Sayılı Yasada ve 3402 Sayılı Yasanın 16/D maddesinde özel olarak düzenlenen Devlet Ormanları ve nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin özel yasalarına tabii olduğu, H.G.K’nun 24.03.1999 gün 1999/1-170-167 ve 21.02.1990 gün 1989/1-700-101 kararlarında belirtildiği gibi, aslında özel mülkiyete konu olmayan taşınmazlar her nasılsa tapuya tescil edilmiş olsa bile, bu durum taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceğinden tescil işlemi yok hükmünde olup, bu tür taşınmazlar hakkında M.Y.’nın 1023. (931.) maddesinde belirtilen iyi niyetle iktisap iddiasında bulunulamayacağı, yasalarımızın, nasıl oluşursa oluşsun, yanlış ve yolsuz tescillere dayalı olarak tapu sicilinde yapılacak değişiklikleri öngören iptal davaları görevini Adliye Mahkemelerine verdiği (M.Y.- Md. 1025.(933)” gözetilerek çekişmeli parselin 10/07/2008 tarihli bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 252.158 m2 bölümüne ilişkin davanın kabulüne, diğer bölümlere ilişkin davanın ise reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına, karar tarihinden sonra, 27.01.2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5831 Sayılı Yasanın 5. Maddesiyle, 6831 Sayılı Yasaya eklenen Ek.10. Maddesi uyarınca, Orman Yasasının; 20.06.1973 tarih ve 1744 sayılı Yasayla değişik 2. Maddesi, 23.09.1983 tarihli 2896 ve 05.06.1986 tarihli 3302 Sayılı Yasalarla değişik 2. Madde 1. Fıkra (B) bendi uygulamaları ile orman sınırları dışına çıkarılan yerler, çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemeyeceğine, yasa hükmü“orman sınırları dışına çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren” denmek suretiyle, orman dışına çıkarma tarihine kadar geriye yürütüldüğüne göre davalı tarafın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün aleyhine ONANMASINA,
2) Hazinenin temyiz itirazlarına gelince, İncelenen dosya kapsamına kararın dayandığı gerekçeye ve kesinleşmiş orman kadastro tutanaklarının uygulanmasına dayalı araştırma sonunda düzenlenen bilirkişi raporuyla dava konusu edilen taşınmaz bölümünün 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içindeyken, 1993 yılında Hazine adına orman sınırları dışını çıkarıldığı belirlenerek, davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Ancak, 492 sayılı Harçlar Kanununun “mükellef” başlıklı 11. maddesine göre; Genel olarak yargı harçlarının davayı açan veya harca mevzu olan işlemin yapılmasını isteyen kişilerin ödemekle mükellef olduğu, Herhangi bir istek olmaksızın resen yapılacak işlemlere ait harçlar, aksine hüküm yoksa, lehine işlem yapılan kişilerden alınacağı, ayrıca harçtan istisna ve muaflıkları düzenleyen gerek bu yasa gerek özel yasaların hükümler arasında uyuşmazlığa konu tapu iptal tescil davasının yükümlüsünün istisna ya da muafiyeti bulunmadığı, davacı Hazine harçtan bağışıksa da, davada haksız çıkan davalı tarafın harçtan bağışık olmadığı, harçlar Yasasının harcın alınmasını ve tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmadığı, bu yönün mahkemece kendiliğinden (re’sen) gözetilmesi gerekeceği, sözü edilen yasanın buyurucu nitelikteki 32. maddesinde de yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağının öngörüldüğü gözetilerek, çekişmeli taşınmazın keşifte saptanan değerine itibariyle başvuru ve karar harçlarının davada haksız çıkan davalı taraftan alınmasına gerekirken, değer belli edildiği halde harç hakkında hüküm kurulmaması; H.Y.U.Y. 416 ve 417. maddesi gereğince; yapılan yargılama giderlerinin davada haksız çıkan taraftan alınması, ve haklı çıkan tarafın kendisini vekil ile temsil ettirmesi halinde, aynı yasanın 421, 423 ve 424. maddeleri gereğince haklı çıkan taraf lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, Hazinenin yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılması ve kendini avukatla temsil ettiren Hazine yararına, karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifelerine uygun olarak avukatlık ücretine hükmedilmemesi; yine kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığından, 6831 Sayılı Yasanın 2/2 Maddesinin “Orman sınırları dışına çıkartılan bu yerler Devlete ait ise Hazine adına, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ise bu müesseseler adına, hususi orman ise sahipleri adına orman sınırları dışına çıkartılır. Uygulama kesinleştikten sonra tapuda kesin tashih ve tescil işlemi yapılır.” Hükmü gözetilerek, Hazine adına tapuya tesciline karar verilen çekişmeli parselin tapu kaydının beyanlar hanesine 6831 Sayılı Yasanın 2/B Maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına ilişkin şerh yazılmasına karar verilmesi gerekirken, bu niteliği belirtilmeden Hazine adına tapuya tescil edilmesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hüküm fıkrasında yer alan ikinci ve üçüncü bendlerin kaldırılarak; bunun yerine, 2 numaralı bent olarak “tapu kaydının beyanlar hanesine çekişmeli 88 sayılı parselin bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen bölümünün 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığının yazılmasına”, 3 numaralı bent olarak da “14.-TL.başvuru ve 202.41.- TL karar harcının davalı taraftan alınmasına, Hazine tarafından yapılan 9.-TL tebligat, 731.12.-TL keşif gideri olmak üzere toplam 740.12.- TL yargılama giderinin ve karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesine göre 500.- TL Avukatlık ücretinin müteselsilen davalı taraftan alınarak davacıya verilmesine, ” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının gerçek kişiye yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 04/06/2009 günü oybirliğiyle karar verildi.