YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/17771
KARAR NO : 2022/13699
KARAR TARİHİ : 02.11.2022
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne dair verilen karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyeti tarafından verilen 05.04.2021 tarih 2021/İHK-9346 sayılı itirazın kabulü ile usulden reddine dair kararın süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, trafik sigortası bulunmayan aracın 21.03.2016 tarihinde, davacının sevk ve idaresindeki motosiklete çarpması ile meydana gelen kaza sonucu müvekkilinin yaralandığını ve iş gücü kaybının oluştuğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500,00 TL geçici iş göremezlik, 500,00 TL geçici bakıcı gideri ve 4.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 01.02.2021 tarihli dilekçesi ile dava değerini 216.624,67 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davacının sürekli iş gücü kaybının bulunmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından, davanın kabulü ile 216.624,00 TL’nin 26.08.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hükme karşı davalı vekili itiraz yoluna başvurmuştur. İtiraz Hakem Heyetince itirazın kabulü ile davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili temyiz yoluna başvurmuştur.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarara dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından; davacı tarafça, 21.03.2016 tarihli kaza nedeni ile Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde aynı konu ve aynı talebe ilişkin 26.04.2017 tarihli dava açıldığı, yargılama sırasında davacının maluliyetinin bulunmadığının tespit edildiği, bununla birlikte davanın takipsiz bırakılması nedeniyle 25.04.2019 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, bu kararın taraflarca temyiz edilmediği ve 25.06.2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davacı tarafın sigorta şirketine yaptığı başvurunun olumsuz sonuçlanmasının ardından, davacı vekili tarafından 09.10.2020 tarihinde tahkim yoluna başvurulmuştur. İtiraz Hakem Heyetince davacının, Komisyona başvurmadan önce, konusu aynı olan uyuşmazlık hakkında Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/531 Esas sayılı dosyası ile dava açtığı ve mahkemeye intikal etmiş uyuşmazlıklarla ilgili olarak Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuruda bulunulamayacağının emredici olarak düzenlendiği gerekçesiyle davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; bu karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Tarafları, dava konusu ve dava sebebi aynı olan kesinleşmiş karar, sonradan açılan dava için kesin hüküm teşkil eder. Gerek maddi, gerek şekli anlamda kesin hüküm dava şartlarından olmakla hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir ve varlığı saptandığı takdirde kesin hükmün varlığı nedeniyle davanın reddi gerekir. Ancak, davanın açılmamış sayılması kararı usule ilişkin nihai bir karar olup bu kararla dava açılmasıyla meydana gelmiş olan sonuçlar ortadan kalkar. Davanın açılmasıyla doğmuş olan derdestlik durumu da davanın açılmamış sayılmasıyla son bulacağı gibi mahkemenin davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararı daha sonra açılan dava için kesin hüküm oluşturmaz.
Bu itibarla davacının, aynı konu ve aynı talebe ilişkin için daha önce Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı ve açılmamış sayılma kararı ile sonuçlanan 2017/531 Esas ve 2019/619 Karar sayılı dosyanın 25.06.2019 tarihinde kesinleştiği ve eldeki davanın ise davalı sigorta şirketine karşı 09.10.2020 tarihinde açıldığı dikkate alındığında, davanın açılmamış sayılması kararının usule ilişkin nihai bir karar olması nedeniyle bu kararla davanın açılmasıyla meydana gelmiş olan sonuçlar ortadan kalkacağından, İtiraz Hakem Heyeti tarafından davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın usulden reddi yönünde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeple davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 02.11.2022 gününde üye …’un karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Başvuran şahıslar tarafından Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/531 Esas sayılı dosyasında aynı konu ve aynı taleple ilgili olarak aynı davalıya karşı dava açılmış yargılama sırasında davacının maluliyetinin bulunmadığı tespit edilmiş, bu dava davacı tarafça takip edilmemiş mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu Madde 30(14) “Mahkemeye ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca Tüketici Sorunları Hakem Heyetine intikal etmiş uyuşmazlıklar ile ilgili olarak komisyona başvuru yapılamaz.” düzenlemesi ile Mahkemeye intikal etmiş uyuşmazlıklarla ilgili olarak Sigorta Tahkim Komisyonu’na bir başvuruda bulunulamayacağını emredici olarak düzenlemiştir. Yasal düzenlemede, Mahkeme ya da Tüketici Sorunları Hakem Heyeti’ne bir başvurunun yapılmış olması, uyuşmazlığın mahkemeye intikal etmiş olması engel olarak getirilmekte, yapılan başvurunun derdest olup olmadığı şartı aranmamaktadır.
Sigorta Tahkim Komisyonu başvurusunu “seçimlik hukuk yolu” olarak düzenleyen yasa koyucunun, bu hükmü düzenlerken iki başvuru yolu arasında derdest bir durum olup olmadığını araştırma amacı gütmediği açıktır.
5684 sayılı Kanun madde 30/23 “Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun hükümleri, sigortacılıktaki tahkim hakkında da kıyasen uygulanır.”
HMK madde 114/2 “Diğer kanunlarda yer alan şartlarına ilişkin hükümler saklıdır.” anlamında getirilmiş, bir “dava şartı” niteliğindedir ve HMK madde 115/1 gereği “Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.”
HMK madde 115/ (2) “Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir.”
Şu durumda az yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereğince 05.04.2021 tarihli İtiraz Hakem Heyeti kararının usul ve yasaya uygun olması, kararda bir isabetsizlik bulunmaması nedeniyle onanması görüş ve düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma yönünde oluşan kararına katılmıyorum.