YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/17415
KARAR NO : 2022/12701
KARAR TARİHİ : 20.10.2022
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki sigorta tahkim davasının Uyuşmazlık Hakem Heyetince yapılan yargılaması sonunda başvurunun kabulüne dair verilen kararın davalı vekili başvurusu üzerine yapılan itiraz incelemesinde İtiraz Hakem Heyetince itirazın kısmen kabulüne dair verilen kararın süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 23.05.2019 tarihinde davacının yolcu olduğu davalı … şirketine trafik (…) sigorta poliçesi ile sigortalı araç ile meydana gelen tek taraflı trafik kazasında davacının yaralandığını belirterek şimdilik 4.500,00 TL daimi iş göremezlik, 100,00 TL geçici iş göremezlik, 100,00 TL bakıcı gideri, 300,00 TL rapor ücreti olmak üzere toplam 5.000,00 TL maddi tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş; 21.12.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini toplam 88.931,00 TL’ye yükseltmişir.
Davalı vekili, başvurunun reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; başvurunun kabulü ile 66.367,00 TL sürekli iş göremezlik, 14.033,00 TL geçici iş göremezlik, 8.231,00 TL geçici dönem bakıcı gideri olmak üzere toplam 88.931,00 TL tazminatının 05.03.2020 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak başvuru sahibine verilmesine karar verilmiş; karara, davalı vekili tarafından itiraz edilmiştir. İtiraz Hakem Heyetince; itirazın kısmen kabulü ile itiraza konu kararın kaldırılarak başvurunun kısmen kabulü ile 15.663,72 TL kalıcı maluliyet, 6.584,80 TL geçici bakıcı gideri, 11.226,40 TL geçici iş göremezlik olmak üzere toplam 33.474,92 TL tazminatın 05.03.2020 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak başvuru sahibine verilmesine karar verilmiş; itirazın kısmen kabulüne dair verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, davacının kazada yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp tazminat talebinde bulunmuş, tazminat hesabına yönelik olarak alınan raporda davacının bakiye ömrünün tespitinde seçenekli hesap yapılmış Uyuşmazlık Hakem Heyetince TÜİK verilerine göre yapılan hesap seçeneği karara esas alınmış, davalı itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyetince davalının hesaplama yöntemine dair itirazı kabul edilerek TRH 2010 tablosu ve teknik faiz olarak %1.8 uygulanan hesaplama seçeneği karara esas alınmıştır. Tazminat hesabında TRH 2010 tablosunun kullanılmasında isabetsizlik yok ise de uygulanan teknik faiz yönünden; Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile; KTK’nun 90. maddesindeki “bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir” bölümündeki “bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle, işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni … Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü uygulaması anılan cetvellerle getirildiğinden artık uygulanması mümkün değildir. Tazminat hesaplamasının, %1,8 teknik faiz uygulanmadan ve Yargıtay uygulamaları ile kabul edilen progresif rant yöntemi kullanılarak yapılması gereklidir.
Somut olayda, karara esas kabul edilen aktüer raporunda, 2. seçenek olarak TRH 2010 Yaşam Tablosu’na göre ve %1,8 teknik faiz uygulanarak tazminat hesabı yapıldığı; İtiraz Hakem Heyeti tarafından bu hesaba göre karar verildiği görülmektedir. Dairemizin içtihatları gereği, hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılması yerinde olmakla birlikte %1,8 teknik faiz ve işleyecek devre bakımından “devre başı ödemeli belirli süreli rant” yöntemi kullanılması doğru olmamıştır.
Açıklanan maddi ve hukuki vakıalar karşısında, davacı için TRH 2010 Tablosu’na göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, %1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından “progresif rant” formülü kullanılarak tazminat hesaplamasının yapılması gerektiği dikkate alınmak suretiyle bilirkişiden ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı biçimde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3-Dava konusu kazada, davalıya trafik sigortalı araçta yolculuk yapan davacının emniyet kemeri takmadığı iddia edilmiştir. Tek taraflı meydana gelen kazaya ilişkin olarak alınan soruşturma dosyasında alınan ve İtiraz Hakem Heyetince de benimsenen kusur raporunda davalı sigortalı şirketine trafik sigortalı araç sürücüsünün asli, davacı yolcunun ise emniyet kemeri takmadığı, tedbirsiz hareket ettiği için tali kusurlu bulunduğu tespit edilmiş; İtiraz Hakem Heyetince %25 oranında davacı kusuru üzerinden hesap edilen tazminat miktarına %20 oranında müterafik kusur indirimi uygulanmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) “Tazminatın belirlenmesi” üst başlıklı 51/1 maddesi ile; Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır.
Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, TBK’nın 52. maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. “Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı” yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır.
Davacı, meydana gelen kazada yolcu olup, kusursuzdur. Davacının emniyet kemeri takmadığı iddia edilmekte ise de bu durum sürüş kusurlarından olmayıp hakim tarafından tazminattan indirim sebebi olarak kabul edilmelidir. Yolculuk yapmaya uygun olmayan araçta bulunmak veya kurallara aykırı yolculuk yapmak gibi hususlar bilirkişi tarafından kusur oranı belirlenirken dikkate alınacak hususlar değildir. Oysa, İtiraz Hakem Heyetince benimsenen ceza soruşturma dosyasından alınan bilirkişi raporunda davacı yolcu emniyet kemeri takmadığı için tali kusurlu görülmüş; İtiraz Hakem Heyetince de %25 davacı kusuru indirilmiş tutar üzerinden de %20 müterafik kusur indirimi yapılmıştır.
Davacı yolcunun araç içerisinde bulunurken yaralandığı, araçtan fırlamadığı anlaşılmasına göre İtiraz Hakem Heyetince %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması doğru olmadığı gibi davacının yolcu olduğu trafik kazasında bir etkisi olmadığı gözetilerek %25 oranında olay kusuru indirimi yapılması da uygun olmayıp yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 20.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.