Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/1305 E. 2023/16576 K. 28.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1305
KARAR NO : 2023/16576
KARAR TARİHİ : 28.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece sanığın hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 6.080,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyizi, sanığın Anayasal şikâyet hakkını kullandığına, hakaret suçunun yasal unsurlarının oluşmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, mahkeme kararının usul ve Yasa’ya aykırı olduğuna vesaireye yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Katılanın … Devlet hastanesinde ameliyathane sorumlu hemşiresi olduğu, ameliyathanede kullanılmak üzere eldiven temini için hastane adına ihale düzenlediği, sanığın da ihaleye katıldığı ancak ihaleyi başka bir firmanın kazandığı, bunun üzerine sanığın Başbakanlık İletişim Merkezi’ne müracaat ederek katılanın bahse konu ihale sürecinde kendi menfaatini kamu menfaatinin önünde tuttuğunu, ihaleyi kazanan firmanın toplantı, seminer gibi çeşitli otellerde eğitim programları düzenlediğini, katılanın kazanan firmadan promosyon ya da ürün tanıtımı adı altında menfaat temin ettiğini ileri sürerek katılan hakkında gerekli yasal işlemin yapılmasını talep ettiği olayda; sanığın başvurusu, dilekçe hakkı kapsamında ya da varsa usulsüzlüğün tespiti açısından ihbar mahiyetinde kabul edilse dahi sanığın duruşmada katılanın ihaleyi kazanan firmadan promosyon ya da ürün tanıtımı altında menfaat temin edip etmediğine dair herhangi bir bilgisi olmamasını beyan etmesine rağmen, Başbakanlık İletişim Merkezi başvurusunda katılanın menfaat karşılığında ihalede usulsüzlük yaptığını beyan ederek katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil isnat ederek kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunu işlediği Mahkemece kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Ceza Genel Kurulu’nun 14.10.2008 gün ve 170-220 sayılı kararında da belirtildiği üzere; hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olup bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Somut bir fiil ya da olgu isnat etmek veya sövmek şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen eylem, bireyin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçu oluşacaktır.
Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşlara yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.
İnceleme konusu somut olayda; sanığın, katılan hakkında Başbakanlık İletişim Merkezi’ne yapmış olduğu başvurusunda yer alan ifadelerin Anayasal şikayet hakkı kapsamında kalması karşısında, hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden yetersiz gerekçeyle mahkûmiyet kararı verilmesi.
2. Kabule göre, 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının d bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suç yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğu belirlendiğinden karar bu yönüyle hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.03.2023 tarihinde karar verildi.