Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/9306 E. 2023/187 K. 23.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9306
KARAR NO : 2023/187
KARAR TARİHİ : 23.01.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2010/519 E., 2019/12 K.
KARAR : Davanın kabulüne

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda, Yargıtay (kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin kararı davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Kadastro sırasında, … ilçesi … mahallesi çalışma alanında bulunan 11513 ada 28 parsel sayılı 205,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaza yönelik davacı, 1980 yılında Bulgaristan’dan göç ettiğinde, bu yeri haricen zilyet eden, tapusu olmayan …’dan satın alıp üzerine ev yaptığını, o tarihten beri zilyet ettiğini, çekişmeli taşınmazın Hazine adına ihdasen tapuya tescilinden önce, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinme koşullarının yararına gerçekleştiğini, bu suretle çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptalini ve adına tapuya tescilini istemiştir

II. CEVAP
Davalı, hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 04.02.2010 tarihli ve 2007/318 Esas, 2009/88 Karar sayılı kararıyla, çekişmeli taşınmazın kesinleşmiş orman sınırlarının dışında kaldığı ve davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanma koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli 11513 ada 28 sayılı parsel sayılı taşınmazın tapu kaydını iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. BOZMA KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 04.02.2010 tarihli ve 2009/18815 Esas – 2010/1178 Karar sayılı kararı ile, “Çekişmeli taşınmazın hangi vasıfla tescil harici bırakıldığının tespit edilmesi suretiyle yörede yapılan orman tahdit evraklarının dosyaya celbi bu hususta keşfen orman araştırması yapılması ve davacı yararına zilyetlik yolu ile mülk edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun araştırılması” gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi taşınmazın öncesinin orman olmayan ve kültür arazisi niteliğinde olduğu, 1957 yılında yapılan ilk tesis kadastro çalışmaları sırasında orman hududu içerisinde kaldığı gerekçesi ile tespit dışı bırakıldığı, davacı tarafın 09.03.1964 tarih 6 nolu tapu kaydı, ifraz krokisi ve harici satış senedine dayandığı, dayanılan tapu kaydının, ifraz krokisinin ve harici satış senedinin dava konusu taşınmazı kapsadığı, dava konusu taşınmazın eski tapu kaydı kapsamında kalmasına rağmen önce ham toprak vasfı ile komşu parsellerle birlikte (191.798 m2) olarak 342 ada 102 nolu parsel olarak ihdasen idari yoldan … adına tescil edildiği, sonrasında yörede yapılan imar uygulaması ile 2005 tarihinde ifraz edilerek Hazine adına yeniden tapu kaydının oluşturulduğu, oluşturulan her iki tapunun da yolsuz olup hazine adına mükerrer tescilinin sağlandığı, davacının tapu ve satın almaya dayalı olarak 1990 yılından beri malik sıfatıyla zilyetliğinin bulunduğu, bu nedenle çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili ve davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Nedenleri
1.Davacı vekili, İlk Derece Mahkemesi davanın nitelendirmesinin yanlış yapıldığı ve böylece yargılama giderinin haksız yere davacı üzerinde bırakıldığı, öte yandan davanın kabul edilmesine rağmen davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini ileri sürerek Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı Hazine vekili, çekişmeli taşınmaza yönelik açılan davanın süresinde olmadığını, taşınmaz üzerinde davacının ekonomik amaca uygunluk zilyetliğinin bulunmadığını ve davacının bu taşınmazı şagil sıfatıyla kullandığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, İmar Kanunu’nun 18. maddesi gereğince Hazine adına tapuya tescil edilen … ilçesi … mahallesi çalışma alanında bulunan 11513 ada 28 sayılı parselin tapu kaydının iptaliyle, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davacı adına tescili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 713/1 inci maddesi, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 17 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1.İlk Derece Mahkemesince Yargıtay bozma kararına uyulduğu halde, bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma kararına uyulmakla, taraflar yararına usuli müktesep hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Mahkemece, çekişmeli taşınmazın kesinleşmiş orman sınırlarının dışında kaldığı ve davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanma koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki, çekişmeli taşınmazın genel kadastroda ne olarak tapulama dışı bırakıldığı araştırılmamış, Hazine adına ihdasen oluşan tapuya ait belgeler ile kesinleşen orman tahdidine ilişkin belgeler getirtilmemiş, davacı tarafın taşınmazı satın aldığı kişiler adına olduğunu iddia ettiği Mart 1964 tarihli ve 6, Eylül 1987 tarihli ve 54 ve Kasım 1988 tarih 5 sıra numaralı tapu kayıtları keşifte uygulanmamış, revizyon görüp görmediği araştırılmamış, kapsamı belirlenmemiş, ayrıca dava konusu yerin … Kadastro Mahkemesinin 2002/2 Esas sayılı dosyasında yer alan 1987 tarihli ve 54 ve 1988 tarihli ve 5 ve 29 sayılı tapu kayıtları kapsamında kaldığı belirtilmiş ise de bu tapu kayıtları ile Eylül 1987 tarihli ve 6 numaralı tapunun bağlantısı kurulmadan yetersiz inceleme ile karar verilmiştir Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
2. Hal böyle olunca; Mahkemece, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin harita sorgulama sayfasına girilerek, taşınmaz bölümlerinin bulunduğu Köyü/Mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya arasına alınmak suretiyle, buradan elde edilen verilere göre dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin farklı dönemlerde çekilmiş stereoskopik hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden, bu fotoğraftan yararlanılarak üretilmiş memleket haritaları ile en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları ilgili kurumlardan getirtilerek dosya arasına alınmalı, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1948 yılında yapıldığı anlaşılan orman tahditine ve daha sonraki yıllarda yapıldığı anlaşılan orman kadastrosunun aplikasyonu ve 2/B işlemlerine ilişkin işe başlama, çalışma ve sonuçlarının askı ilân tutanakları ile çekişmeli taşınmazın orman sınır noktaları ile birlikte gösteren orman kadastro haritaları getirtilmeli, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerle ilgili olduğu anlaşılan Sarnıç Devlet Ormanı ile ilgili Kadastro Mahkemesinin 2002/2 Esas – 2004/12 Karar sayılı dosyası aslının ve ekli olan bilirkişi raporları, … 3. İdare Mahkemesinde 2007/713 Esaslı dosyasının ya da karar verilerek kesinleşmişse bu karar ve eki olan bilirkişi rapor ve krokileri dosyaya celp edilmeli, çekişmeli taşınmazın genel kadastroda niçin tapulama dışı bırakıldığı Kadastro Müdürlüğüne sorulmalı, çekişmeli taşınmaza en yakın kadastro parsellerin tesbit tutanakları ile, var ise dayanağı olan tapu ve vergi kayıtları ile davacı tarafın taşınmazı satın aldığı kişiler adına olduğunu iddia ettiği Mart 1964 tarihli ve 6, Eylül 1987 tarihli ve 54 ve Kasım 1988 tarihli ve 5 sıra numaralı tapu kayıtları ilk tesisinden itibaren tam malik ve miktar değişikliklerini gösteren tedavülleri ile bu parsellerin hangi parsellere revizyon gördüğünü gösteren tapu örnekleri Tapu Müdürlüğünden getirtilerek dosya keşfe hazırlanmalı; daha sonra önceki bilirkişiler dışında bir orman mühendisi, bir ziraat uzmanı bilirkişi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun) 4785 sayılı Orman Kanunu’na Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanun’un Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun) ve 5658 sayılı Orman Kanunu’nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun (5658 sayılı Kanun) sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanun’un 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 tarihli ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 tarihli ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 3.3.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kadastro Kanunu’nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (5304 sayılı Kanun) 14 inci maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritası, tahdit ve 2/B haritalarının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ve tahdit ve 2/B haritalarının ölçeğine çevrildikten sonra, haritalarda komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan, krokili, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, 3402 sayılı Kanun’un 20 inci maddesi hükmü uyarınca dayanılan tapu kaydı yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi yardımıyla yerine uygulanmalı, uygulamada kayıtların revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar varsa özellikle gözönünde tutulmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, bu yolla dava konusu taşınmazların dayanılan tapu kayıtlarının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı, taşınmazın orman olmadığı ve dayanılan tapu kaydı kapsamında kaldığı belirlendiği takdirde dava kabul edilmelidir.
3. Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı ve dayanak tapu kaydı kapsamında da kalmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte, tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanarak, bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl süreyle ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar (gerçek kişiler) yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Kanun’un 14 inci maddesi uyarınca, davacılar yanında, (murisler) yönünden de aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun’un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu (5403 sayılı Kanun) ile değiştirilen 14/2 inci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun’un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.

V. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,

44,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 135,50 TL’nin temyiz eden davacıdan alınmasına,

492 sayılı Harçlar Kanunu’nun değişik 13 üncü maddesinin “j” bendi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, 23.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.