Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/5874 E. 2023/1963 K. 03.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5874
KARAR NO : 2023/1963
KARAR TARİHİ : 03.03.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/247 E., 2021/563 K.
DAVA TARİHİ : 02.10.2017
KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 16. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/303 E., 2020/195 K.

Taraflar arasındaki kesilen aylığın yeniden bağlanması ve sonradan yapılan ödemeler nedeniyle mahrum kalınan aylıklara işleyen faizlerin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.

Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf isteminin esastan reddine dair karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacının SGK 4/1-a, 4/b, 4/c kollarından çalışarak, 4/a kapsamında emekli olduğunu ve kendisine 01.08.2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığını, 2007 yılından itibaren 506/APHB Sigorta statüsünde çalışmalarına devam ettiğini, 29.08.2012 tarihinde TSE’nde kısmi süreli iş sözleşmesi imzalandığı, aday uzman olarak 8 inci ayda toplam 1 gün, 2012/9. Ayında 1 günlük çalışma ücreti 172,22 TL.yi 22.10.2012 tarihinde, Ekim-Kasım çalışmaları 3 gün 27.11.2012 tarihinde, Kasım ayında 9 gün çalışma karşılığı, 27.12.2012 tarihinde 1.549,95 TL aldığını, Ocak 2013 tarihindeki 2 günlük çalışma karşılığı 28.01.2013 tarihinde, 341,87 TL aldığını, toplam 15 gün görevlendirilerek, primlerinin yatırıldığını, TSE’de çağrı üzerine çalışmaya dayalı kısmı süreli çalıştığı halde ve çalışmalarının aylık bazda en fazla 9 gün olmasına rağmen aylığının 2012 yılı Eylül ayından itibaren kesildiğini, 5335 sayılı Kanun’un 30/2 nci maddesi gereğince çağrı üzerine çalışmaya dayalı kısmi süreli olarak çalışma yaptığını, bu çalışmalardan her ay için 9 günü geçmediğini, bu nedenle almış olduğu aylığın kesilmemesi, SGDP kesintisiz uygulanarak ödenmesine devam edilmesi gerektiğini, buna rağmen davacının 01.03.2013 tarihinde TES’deki görevinden istifa ettiğini, davacınin 26.04.2013 tarihinde Kuruma başvurarak, kesilen aylığının yeniden bağlanmasını talep ettiğini, Kurum tarafından davacı hesabına 36.695,30 TL yatırıldığını, 01.09.2013 tarihinde işten ayrıldıktan sonra 12.03.2015 tarihli talebine istinaden aylığının yeniden başladığını, yapılan başvurular dikkate alınmadan 12.03.2015 tarihinden itibaren birikmiş aylıkların davacı hesabına yatırıldığını, aylığının eksik hesaplandığını ayrca faizlerinin de ödenmediğini belirterek, davacının kesilen emekli aylığının bağlanmasına, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla alacaklı olduğu 50.000,00 TL’nin her kesinti tarihinden itibaren hesaplanacak faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve hesaba yatırılan 36.695,30 TL’nin faizinin hesaplanarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı hakkında kendisince yapılan işlemlerin yasaya ve hukuka uygun olduğunu aylığın kesilmesi ve çalışmanın sona ermesinden sonra yazılı talebe göre bağlanmasında, herhangi bir hatanın bulunmadığını, zamanaşımı, hak düşürücü süre, derdestlik, husumet, görev ve yetki itirazında bulunduklarını, davacının talebi ile ilgili Kurumun yaptığı işlemin doğru olduğunu, herhangi bir eksiklik bulunmadığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi sonucunda; davanın, davacının kesilen emekli aylığının yeniden bağlanması gerekip gerekmediğinin, davacının bu nedenle emekli aylığı ve faiz alacağı bulunup bulunmadığının tespitine ilişkin olduğu, davacının kısmi süreli olarak TSE işyerinde çalıştığı konusunda ihtilaf bulunmadığı, bu durumda işe giriş tarihi ile işten çıkış tarihi arasında aylıkların iptalinin yasaya uygun olduğu, davacının 30.04.2013 tarihli dilekçe ile yanlışlığın düzeltilmesi, maaşın yeniden devam etmesi talebine ilişkin dilekçesinin tahsis istemi niteliğinde olduğu, iptal işleminin sadece çalışma dönemi ile sınırlı olması ve davacıya 01.05.2013 tarihinden itibaren aylık bağlanması gerektiği, davacıya 01.05.2013-25.03.2015 döneminde ödenmesi gereken aylık tutarının 21.016,02 TL olduğu, toplu ödemeye ilişkin faiz talebi yönünden yapılan incelemede ise, asıl aylığı almadan önce faiz hakkını saklı tutmuş olmasına göre faiz talep hakkı bulunduğu, davacıya 06.07.2017 onay tarihli ikinci tahsis kararı ile 26.03.2015-25.08.2017 döneminde ödenen birikmiş aylıkları için kuruma tanınan süreyi de gözeten yasal, yeteli gerekçeyi içerir, denetime elverişli ve hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre 3.717,24 TL faiz alacağı bulunduğu anlaşıldığından bu kabullere göre davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin ispat edilemeyen talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
İstinaf başvurusunda bulunan davalı vekili, usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine dair karar verilmesini istemiştir.

İstinaf başvurusunda bulunan davacı vekili, kendisi hakkında aylığın en başından beri kesilmemesi gerektiğini, usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tamamen kabulüne dair karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın yasal dayanağı, 5335 sayılı Kanun’un 30/2 maddesi “Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar bu aylıkları kesilmeksizin; genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, belediyeler, il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmelerinde ve sermayesinin %50’sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklarda herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz ve görev yapamazlar.” düzenlemesini içerir.

5335 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesinin 4 üncü fıkrasında ise; “Bu maddenin ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri: a) Cumhurbaşkanlığına seçilenler, b) Dışarıdan Bakanlar Kurulu üyeliğine atananlar, c) Yasama Organı üyeliğine seçilenler, d) Mahalli idareler seçimleri sonucuna göre görev alanlar, e) Sadece toplantı veya huzur ücreti ya da hakkı ödenen görevleri yürütenler ile yönetim ve denetim kurulu üyeliği ücreti karşılığında görevlendirilenler, f) Yaş haddini aşmamış olmaları kaydıyla her derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarında ders ücreti karşılığı ders görevi verilenler (üniversitelerde ders ücreti karşılığı ders görevi verilenler hakkında yaş haddini aşmamış olmaları kaydı aranmaz.), g) Vakıf üniversitelerinde görev alanlar, h) Özel kanunlarında emeklilik veya yaşlılık aylığı kesilmeksizin çalıştırılma veya görev yapma hakkı verilenlerden Cumhurbaşkanı tarafından atananlar, (Ek ibare: 29/06/201l-KHK/644/37.md.) Başbakan tarafından atananlar, Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek kararname ile atanan veya görevlendirilenler ve Türkiye Büyük Millet Meclisince yapılan seçimler sonucunda görev verilenler, i) 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 60 ıncı maddesinin (a) fıkrası uyarınca Yasama Organı üyeliğinin bitiminden sonra öğretim üyesi olarak atanmış olanlar, j) (Ek bent: 22.11.2016-678 S.K.H.K./20.md) (Değişik bent :02/01/2017-681 S.K.H.K./72.md) 27/07/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun ek 36 ncı maddesi kapsamında istihdam edilen ihtiyat pilotlar ile Milli Savunma Bakanlığı ve bağlı birimlerinde personel ve askeri öğrenci temin faaliyetine yönelik hizmetlerin yürütülmesi için görevlendirilen emekli subay ve astsubaylar, k) (Ek bent: 17.04.2017-690 S.K.H.K./34.md) 18.03.1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanunu’nun 74 üncü maddesine göre görevlendirilen güvenlik korucuları, hakkında uygulanmaz. (Ek fıkra:10/01/2013 – 6385 S.K./2. Md) İkinci fıkraya göre emeklilik veya yaşlılık aylığı kesilenlerin sigortalılıklarının sona erdiği tarih yazılı istek tarihi kabul edilerek ilgili sosyal güvenlik kanunlarına göre aylıkları yeniden bağlanır.” denilmek sureti ile maddenin istisnasına yer verilmiştir.

Yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında davacının emekli aylığı bağlandıktan sonra çalışmaya başladığı işyerinin 5335 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesinde belirtilen istisnalar arasında sayılmadığı, davacının işten ayrıldığı tarihe ilişkin olarak kuruma farklı dilekçelerle farklı bildirimlerde bulunduğu, sigorta hizmet cetveline göre TSE’e ait işyerinden 04.04.2013 tarihi itibariyle ayrıldığı ve aynı maddenin son fıkrası uyarınca takip eden aybaşı olan Mayıs 2013 tarihi itibariyle bağlanması gerektiği, birikmiş aylıklar ile 01.04.2015 tarihinden sonraki aylıklara ilişkin olarak faiz hakkının saklı tutulması nedeniyle toplu ödenen aylıkların işlemiş faizlerinin tahsiline ilişkin mahkemenin maddi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık olması nedeniyle taraf vekillerinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, kurum işlemlerinde herhangi bir eksikliğin veya hatanın mevcut olmadığını, davacının aylığında yapılan aylık kesme ve yeniden bağlanmasının mevzuat çerçevesinde hukuka uygun bir işlem olduğunu, faiz isteminin de reddolması gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıya bağlanan aylığın davalı Kuruca kesilerek çalışma dönemi sonundan itibaren geçerli olmak üzere yeniden bağlanması gerekip gerekmediği hususuna ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5335 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.