Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2021/16218 E. 2023/1990 K. 08.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/16218
KARAR NO : 2023/1990
KARAR TARİHİ : 08.03.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ
A. Bursa 16. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.03.2021 tarihli ve 2020/578 Esas, 2021/57 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi ve 58 inci maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve 25.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
B. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 02.07.2021 tarihli ve 2021/2029 Esas, 2021/1707 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Her türlü şüpheden uzak, somut ve yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
2. Eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına,
3. Arama kararının bulunmadığı aşamada, arama yetkisi bulunmayan bekçilere suça konu uyuşturucu maddeleri rızaen teslim eden sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Devriye bekçi ekibinin görevini ifası sırasında, şüphe üzerine durdurulan sanığın kaba üst aramasında herhangi bir suç unsuruna rastlanmayan, ancak sanığın kendisine ait çantadan çıkararak rızaen teslim etmesi üzerine suça konu 60 gram sentetik kannabinoid ve 2,88 gram metamfetamin ile 2 adet hassas terazi, rulo halinde alüminyum folyo ve 1 adet metamfetamin bulaşıklı cam aparat ele geçirilen olayda;

Sanığın üzerinde çok sayıda çıkılanmış şekilde uyuşturucu madde, rulo halinde alüminyum folyo, 2 adet hassas terazi ele geçirilmesi, suça konu sentetik kannabinoidin kullanım sınırının üzerinde olması dikkate alınarak sanığın savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, sanığın üzerine atılı suçu işlediği gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince, isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfına ve sübutuna ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, aşağıda belirtilenler dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
B. 18.06.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7245 sayılı Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu’nun “Durdurma ve kimlik sorma” başlıklı 7 nci maddesi ile “Adli görev ve yetkiler” başlıklı 8 inci maddesinde yer alan düzenlemelere göre çarşı ve mahalle bekçileri, makul bir sebebin bulunması halinde bir suçun veya kabahatin işlenmesini önlemek, suç işlendikten sonra kaçan faillerin yakalanmasını sağlamak, işlenen suç veya kabahatlerin faillerinin kimliklerini tespit etmek amacıyla durdurma ve kimlik sorma işlemleri yapabilecek, kişi üzerinde tehlike oluşturan bir eşyanın bulunduğu hususunda yeterli şüphenin varlığı hâlinde, kendisine veya başkalarına zarar verilmesini önlemek amacına yönelik el ile dıştan kontrol dâhil gerekli tedbirleri ve suç işlendikten sonra suç delillerinin kaybolmaması veya bozulmaması için gerekli muhafaza tedbirlerini alabilecektir.
Somut olayda; olay tutanağına göre 19.11.2020 tarihinde görevli çarşı ve mahalle bekçileri tarafından şüphe üzerine durdurulan sanığın kimlik tespiti yapılmış, sorulduğunda sanık çantasında uyuşturucu madde bulunduğunu beyan etmiş, kaba üst yoklamasında suç unsuruna rastlanmamış, sanığın çantasından çıkardığı uyuşturucu maddeleri rızaen teslim etmesi üzerine suça konu uyuşturucu maddeler ve sair eşyalar muhafaza altına alınmıştır.
Suça konu uyuşturucu maddelerin sanık hakkında yazılı arama emri veya arama kararı bulunmadığı aşamada ve ancak yazılı emir veya arama kararı ile elde edilebilecek durumda iken, sanığın çantasında bulunan suça konu uyuşturucu maddeleri kendi rızası ile teslim etmesi karşısında; suçunun ortaya çıkmasına yardım ve hizmet ettiği kabul edilerek sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 192 nci maddesinin üçüncü fıkrasındaki etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

C. İlk Derece Mahkemesi ve İstinaf Mahkemesi hükmünden önce 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili olarak 7242 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından sanığın durumunun yeniden belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
D. Sanığın ikinci kez mükerrerliğe esas alınan ilamında, mahkûmiyete konu suçun 5237 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçu olduğu ve 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinde 7188 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrası uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmış olup, tekerrüre esas alınan bu ilam sebebiyle uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığının araştırılarak sonucuna göre sanık hakkında ikinci kez mükerrirliğe ilişkin hükümlerin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (B), (C) ve (D) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 02.07.2021 tarihli ve 2021/2029 Esas, 2021/1707 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Bozma nedeni ile tutukluluk süresi ve tutuklama koşullarında değişiklik bulunmaması karşısında sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Bursa 16. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.03.2023 tarihinde karar verildi.