Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/9081 E. 2009/11245 K. 06.07.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9081
KARAR NO : 2009/11245
KARAR TARİHİ : 06.07.2009

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi dahili davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 18.02.2005 gün ve 2005/1913-822 sayılı bozma kararında özetle; “Mahkemece, çekişmeli taşınmazın … arazisi niteliğinde bulunduğu ve zilyetlikle mülk edinme şartlarının adına tescil kararı verilenler yararına gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır.
Davacılar 06.12.1999 tarihli dilekçe ile Asliye Hukuk Mahkemesine müracaat ederek, davaya konu taşınmazın kadastro tespitinin 1950 yılında yapıldığını, 555 parsel sayılı taşınmaz adlarına tespit edildiği halde, tapu kütüğünün … hanesinin açık olduğunu, zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleşmesi nedeniyle taşınmazın adlarına tapuya tescilini talep ve dava etmişler ve husumeti Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltmişlerdir. Mahkemece yapılan araştırmalara rağmen taşınmazın tutanak aslı, davalı ise dosyası bulunamamıştır. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava tescil davası olduğuna göre husumetin Hazine ve taşınmazın bulunduğu köy hükmi şahsiyetine, tutanak aslı bulunduğu takdirde, tutanağın … hanesinde ismi yazılı kişiye yöneltilmesi gerekir. Mahkemece olayda taraf ehliyeti bulunmayan Tapu Sicil Müdürlüğü huzuruyla yargılama yapılıp davanın sonuçlandırılması doğru değildir. Hal böyle olunca; öncelikle, husumetin yaygınlaştırılması, Hazine ve köy hükmi şahsiyetinin davaya dahil edilip yargılamaya bundan sonra devam edilmelidir. Mahkemenin bu hususu nazara almaması yasaya aykırıdır. Ayrıca, dosyanın tetkikinden de anlaşılacağı üzere; dava tarihinde taşınmazın kadastrosu yapılmış ve tutanağı düzenlenmiştir. Bu durumda, tutanak aslının mutlaka bulunup dosyasına konulması, bulunamaması halinde ihya sureti ile yeniden tutanak düzenlettirilip yargılamaya bundan sonra devam edilmesi gerekir. Kadastro Mahkemesinin, tutanak aslını celbetmeden veya ihya yolu ile yeniden düzenlenecek tutanağı dosyaya koydurmadan yargılama yapması usul ve yasaya aykırıdır. Bundan ayrı olarak; Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava görevsizlikle Kadastro Mahkemesine aktarılmış, mahkemece hiçbir işlem yapılmadan karar verilmiştir. Hukuk Mahkemesinden devredilen davalarda öncelikle askı ilanının yapılıp, ilan süresinin beklenmesi, bundan sonra duruşmaya başlanılması gerekir. Mahkemece askı ilanı yapılmadığı gibi, dava dilekçesi mahalline uygulanıp kapsamı belirlenmemiş, yerel bilirkişi ve tanıklardan tespit tarihi itibariyle taşınmazın niteliği, intikali ve tasarrufu sorulup saptanmamış, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmemiş, Asliye Hukuk Mahkemesinde dinlenilen bir kısım tanıkların mücerret beyanlarına dayanılarak hüküm kurulmuştur. Yukarıda belirtilen noksanlıklar giderilip, belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmadan karar verilmesi isabetli olmadığı” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu … Köyü 555 parselin davacılar adlarına tapuya tesciline, Tapu Sicil Müdürlüğü yönünden davacının taraf ehliyeti bulunmadığından reddine karar verilmiş, hüküm dahili davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava , kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 3116 Sayılı Yasaya göre 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1744 Sayılı Yasaya göre 1980 yılında yapılıp dava tarihinde kesinleşmeyen aplikasyon ve 2. Madde uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli … fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve adına tescil kararı verilen kişiler yararına 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 06/07/2009 gününde oybirliği ile karar verildi.