Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/1155 E. 2023/16544 K. 28.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1155
KARAR NO : 2023/16544
KARAR TARİHİ : 28.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, hakaret

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen Mahkemenin kararı ile sanık hakkında
1. Hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 129 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca ceza tayinine yer olmadığına,
2. Tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca 25 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve infazdan sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebeplerine yer vermediği 04.03.2016 tarihli dilekçesiyle “Kararı temyiz ettiğini.” belirttiği tespit edilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın, katılana “Seni sinkaf edeceğim seni yakalamayayım bacını sinkaf edecem, kim olduğumu göreceksin, sana erkekliği gösterecem, p.., anası s…, f… çocuğu, karşıma çıkma, a… koyduğumun oğlu, sen dur sen de adam mısın lan.” şeklinde mesajlar göndererek hakaret ve tehdit ettiğinin iddia edildiği olayda;
1. Sanığın ikrar içeren savunmada bulunduğu belirlenmiştir.
2. Katılanın aşamalarda benzer anlatımlarda bulunduğu belirlenmiştir.
3.14.09.2015 ve 15.09.2015 tarihli mesaj tespit tutanakları dosyada mevcuttur.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanığın ikrar içeren savunması, katılan anlatımı, karşılıklı gönderilen mesajların içerikleri karşısında, Yerel Mahkemenin delilleri takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Ancak;
Hakaret suçunun karşılıklı işlenmesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 129 uncu maddesinin üçüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca ”ceza verilmesine yer olmadığına” karar verilmesi gerekirken ”ceza tayinine yer olmadığına” şeklinde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Sanık Hakkında Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir;
Ancak,
1. 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde, bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişinin altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı belirtilerek tehdit suçunun temel şekli düzenlenmişken, anılan fıkranın ikinci cümlesinde malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehdit düzenlenmiş ve failin mağdurun şikâyeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır. Bu düzenlemeden hareketle hayat, vücut dokunulmazlığı, cinsel dokunulmazlık ve malvarlığı değerlerine yönelik tehdit dışında kalan bir ifadenin, sair tehdit olarak kabul edilebilmesi için açık bir kötülük bildirimi ve kastını içermesi veya oluşa göre tereddüde mahal vermeyecek şekilde bu yönde algılanması gerekmektedir.
Bu açıklamalar ışığında; sanığın, katılana söylediği iddia ve kabul olunan “Seni sinkaf edeceğim, seni yakalamayayım bacını sinkaf edecem.” biçimindeki sözlerin vücut dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında hataya düşülerek, aynı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca mahkumiyet hükmü kurulması,
2. (1) nolu bozma sebebine uyulması durumunda; 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen 5237 sayılı Kanun’un 106 ıncı maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 Kanun’un 2 ve 7 nci maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda yeniden değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
3. 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik 5217 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde “basit yargılama usulü” düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin, 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 inci ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
4. Tekerrüre esas alınan suçun 5237 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçu olduğu, hükümden sonra 24.10.2019 tarihinde 30928 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 26 ıncı maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan güveni kötüye kullanma suçununun da uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmakla, anılan suça ilişkin mahkumiyet hükmü açısından uyarlama yapılıp yapılmadığı araştırılarak, bahsedilen hüküm yönünden uzlaştırma işleminin olumlu sonuçlanmış olması durumunda, sanığın tekerrüre esas başkaca ilamlarının olup olmadığı araştırılarak sanık hakkında tekerrür hükümlerinin ve 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
5. Kabule göre de; 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin üçüncü fıkrasında, daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olmak koşuluyla, mahkum olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezasının aynı maddenin birinci fıkrasında yazılı yaptırımlara çevrilmesi zorunlu olduğu belirtilmiş olmasına karşın, sanığın suç tarihi itibarıyla hapis cezası mahkumiyetini içerir sabıkasının bulunmadığı anlaşılmakla, tayin olunan 25 gün hapis cezasının, aynı maddenin birinci fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlara çevrilmesi zorunluluğunun gözetilmemesi,
Nedenleriyle bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
A. Sanık Hakkında Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında “5237 Sayılı TCK’nın 129/3 maddesi gereğince adı geçenler hakkında ceza tayinine yer olmadığına” ilişkin kısım çıkarılarak yerine; “5237 sayılı Kanun’un 129 uncu maddesinin üçüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B. Sanık Hakkında Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, sanığın çifte atıfetten yararlandırılmaması gerektiği gözetilerek , yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca hapis cezasının 25 gün hapis cezası olarak belirlenmesi gerektiğinin gözetilmesine,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.03.2023 tarihinde karar verildi.