Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/20811 E. 2023/1374 K. 14.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/20811
KARAR NO : 2023/1374
KARAR TARİHİ : 14.03.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI :

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.02.2018 Tarihli ve 2017/325 Esas 2018/65 Karar Sayılı Kararı ile Sanık hakkında
1. Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü, 62 nci maddeleri ve 53 üncü maddesi uyarınca 16 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,

2. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 43 üncü, 62 nci maddeleri ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.

B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 22.05.2018 Tarihli ve 2018/1546 Esas 2018/916 Karar Sayılı Kararı ile Sanık hakkında,
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafii ve Katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

C. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 04.06.2021 tarihli ve 14-2018/56068 sayılı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden temyiz isteminin reddi, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu yönünden düzeltilerek onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği,
Sanık hakkında cinsel istismar suçundan cezalandırılma yapılırken teşdit uygulanmadan alt sınırdan cezalandırılma yapılmasına, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca artırım yapılırken alt sınırın gözetilmesine, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu yönünden ceza tayinine alt sınırdan başlanmasına, aynı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanmasına ve Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkindir.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Mağdurenin soyut beyanıyla hüküm kurulduğuna, sanığın mağdurenin yaşının küçük olduğunu bilmediğine, suç kastının olmadığına, tanıkların dinlenmediğine, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece; “Sanık ile mağdurenin 13.01.2017 tarihinde bir sosyal paylaşım sitesinde tanıştıkları, 12.02.2017 tarihinde bir araya geldikleri ve sanığın tuttuğu günlük kiralanan eve birlikte giderek aynı gün ilk kez olmak üzere 3-4 kez organ sokmak suretiyle cinsel ilişkiye girdiklerinin sanık … mağdurenin anlatımları ile sübut bulduğu, sanığın, mağdurenin kendisini 19 yaşında olarak tanıttığını okul üniforması ile kendisini hiç görmediğini, evlenmeyi düşündüklerini ileri sürmüş ise de, mağdureye ait Osmancık Nüfus Müdürlüğü yazısından mağdurenin, beyana göre 10.04.2003 tarihinde nüfusa kayıt edildiği, mağdurenin doğumuna ilişkin Osmancık Devlet Hastanesi kayıtlarından ise mağdurenin 28.01.2003 tarihinde doğduğunun anlaşıldığı, mağdurenin annesinin aile nüfus kayıt tablosuna göre de hastane doğum kayıtlarında belirtilen doğan çocuğun mağdure olduğu anlaşılmış ve mağdurenin 28.01.2003 tarihinde doğduğunun belirlendiği, psikolog bilirkişinin, 19.10.2017 tarihli duruşmada 14 yaş 8 aylık mağdurenin gelişimin normal olduğunu, sadece boy olarak yaşıtlarından biraz uzun olduğunu belirttiği, mağdureye ait fotoğraflardan da mağdurenin fiziksel görünümünün 14 yaş ile uyumlu olduğu, 19 yaşında görünmediğinin anlaşıldığı, mağdureyi ilk gün sanığın okula giderek okuldan aldığına dair mağdurenin beyanı sanık ile mağdurenin birlikte çekindiği ve dosya içerisinde bulunan fotoğraf fotokopisinde mağdurenin üzerinde okul üniformasının bulunuyor olması gözetildiğinde, sanığın her ne kadar mağdure ile evlenmeyi planladıklarını söylemiş ise de bu beyanını mağdurenin yaşının büyük olduğunu düşünerek hareket etme izlenimi vermeye yönelik olduğu zira daha önceden tanımadığı, facebook tan tanışıp kısa bir süre sonra buluştuğu kişi ile hemen cinsel ilişkiye girmiş olması gözetildiğinde sanığın mağdurenin yaşına yönelik savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilerek savunmasına itibar edilmemiş ve sanığın organ sokmak suretiyle cinsel ilişkiye girmek şeklinde sübut bulan eylemlerinin, zincirleme biçimde çocuğa karşı cinsel istismar ve zincirleme biçimde cinsel amaçlı çocuğu hürriyetinden yoksun bırakma suçlarını oluşturduğundan cezalandırılmasına” şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Hükmedilen cezanın miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, katılan Bakanlık vekilinin anılan hükme yönelik temyiz istemlerinin aynı Kanun’un 298 inci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Bakanlık Vekilinin Vekalet Ücretine Yönelik Temyiz İstemi Yönünden
Anayasa’nın “Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları” başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Aile ve çocukların korunması hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un amaç ve temel ilkelerinin belirlenmesine ilişkin 1 inci maddesinden anlaşılacağı üzere bu kanun Anayasa ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak çıkarılmış bir kanundur. Kanun’un 20/2 nci maddesi gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Tüm bu kanuni düzenlemeler dikkate alındığında bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. 5271 sayılı Kanun’un 237 inci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu değildir. Ayrıca sanığın mahkumiyeti halinde suçtan doğrudan zarar gören sıfatıyla davaya katılan kişiler lehine sanığın vekalet ücretine mahkum edildiği de dikkate alındığında, Devletin kanundan kaynaklanan koruma yükümlülüğünü yerine getirmesi sebebiyle sanığın ikinci bir vekalet ücretine mahkum edilmesi suretiyle maddi zarara uğratılması da hakkaniyete uygun olmayacaktır. Bu sebeple katılan Bakanlık vekiline vekalet ücreti verilmemesine ilişkin karar hukuka uygun bulunmuştur.

C. Sanık Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
A. Sanık Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (C) bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 22.05.2018 tarihli ve 2018/1546 Esas, 2018/916 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.03.2023 tarihinde karar verildi.