Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/7101 E. 2023/2217 K. 29.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/7101
KARAR NO : 2023/2217
KARAR TARİHİ : 29.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/459 E., 2015/474 K.
SUÇLAR : Özel belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık …, sanık … müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Adana 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.04.2015 tarihli ve 2014/459 Esas, 2015/474 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37 nci maddesinin birinci fıkrası delâletiyle aynı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 şer kez 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık …’nin temyiz isteği, yokluğunda yapılan işlemlerin tarafına okunmadığına ve son söz verilmeyerek savunma hakkının kısıtlandığına ilişkindir.
2. Sanık … (Keleş) müdafinin temyiz isteği; sanığın eyleme iştirak etmediğine, kastının bulunmadığına, hakkında lehe hükümlerin uygulanmamasının hatalı olduğuna, bu nedenle mahkûmiyet hükümlerinin bozulması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık … (Keleş) ile katılan … arasında Adana 6. Aile Mahkemesinin 2013/216 esas sırasında görülmekte olan boşanma davasına delil olarak sunulan “faks çıktısı” şeklindeki belgelerin, ilgili iş yerleri tarafından düzenlenmediği ve bu nedenle sanıkların üzerilerine atılı suçları işledikleri iddiası ile haklarında kamu davası açılmıştır.
2. Adana 6. Aile Mahkemesinin 08.10.2013 tarihli yazısı ile delil dilekçelerinde suça konu belge asıllarının olmadığı bildirilmiştir.
3. Sanık … (Keleş) suçlamaları kabul etmemiş, diğer sanık tarafından kendisine faks yolu ile gönderilen ve sahte olduğunu bilmediği belgeleri mahkemeye sunduğunu iddia etmiş; sanık … ise, olayla bir alakasının olmadığını savunmuştur.
4. Dosya arasında bulunan bilirkişi raporunun da, sahte olduğu iddia edilen belgelerin faks çıktıları üzerinde inceleme yapılarak düzenlendiği anlaşılmıştır.
5. Mahkemece tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek; sanıkların eylem ve fikir birliği içerisinde hareketle üzerilerine atılı suçları işledikleri kabul edilerek, temyize konu mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.10.2003 tarih ve 232/250 sayılı kararında açıklandığı üzere, onaysız fotokopi niteliğinde olup suret belge özelliği taşımayan belgenin hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olmadığı ve aldatıcılık yeteneği bulunmadığı gözetilerek, suça konu belgelerin içeriği itibariyle sahte olan onaysız ve imzasız faks çıktısı şeklinde fotokopiden ibaret olması nedeniyle aldatıcılık niteliklerinin bulunmadığı gibi fotokopi belge üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesinin hükme esas alınamayacağı gözetilerek yasal unsurları oluşmayan suçtan sanıkların beraati yerine mahkumiyetine hükmedilmesi,
2. Kabule göre ise; 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesine göre “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkün olup, aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığı gözetildiğinde; suça konu belgelerin aynı anda dava dosyasına ibraz edilmesi nedeniyle sanıklar hakkında tek bir özel belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması gerektiği ve birden çok sahte belgenin düzenlenmesi/kullanılması olgusunun 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesi sırasında dikkate alınabileceği gözetilmeden iki ayrı suç kabul edilerek hüküm kurulması,
3. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Nedenleriyle hükümler hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.04.2015 tarihli ve 2014/459 Esas, 2015/474 Karar sayılı kararına yönelik sanık … (Keleş) müdafii ile sanık …’nin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

29.03.2023 tarihinde karar verildi.