Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/18398 E. 2023/1571 K. 14.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/18398
KARAR NO : 2023/1571
KARAR TARİHİ : 14.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/152 E. 2015/33 K.
SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşlarının vb. tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek Onama

Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.03.2015 tarihli ve 2014/152 Esas, 2015/33 Karar sayılı kararı ile
1. Sanık hakkında
a.Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un (5237 sayılı Kanun) 204 ncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 51 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine ve hak yoksunluklarına,
b. Nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) ve (h) bentleri, 62 nci maddesi, 51 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii süre tutum dilekçesi vererek hükmü temyiz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanığın, suç konusu rehinli olan dorsenin şasi numarasını değiştirdiği, kendi firmasının etiketini de dorseye yapıştırıp kendi şirketi tarafından üretilmiş gibi uygunluk belgesi düzenleyerek dorseyi tanık olarak beyanı alınan B. M.’ye sattığı ve dorsenin tescilinin B. M. adına yapıldığı anlaşılmıştır.
3. Sanık üzerilerine atılı suçları işlemediğine ilişkin savunmada bulunmuştur.
3. Mahkemece yapılan yargılamada; sanığın inkara dayalı savunmasına rağmen suç konusu dorsenin teknik bilirkişi inceleme fotoğraf ve raporuyla belirlendiği üzere aslen şikayetçi Serin Makine Sanayi Ticaret Ltd Şti.ne ait NLS3DPR0P05004254 şasi numarasına sahip olduğu, söz konusu şasi numarasının kazınarak İYB..1039 şeklinde farklı bir seri numarası yazıldığı ve akabinde bunun üzerinde olan şikayetçi şirkete ait amblemin sökülmek suretiyle yerine Çavuşoğlu Dorse Sanayi etiketinin eklendiğinin anlaşılmış olması karşısında; öncelikle dorsenin aidiyeti hususu açıklığa kavuşmuş, kazınarak yok edilmeye çalışılan şasi no ve sonradan düzenlenen etiketin incelenmesiyle aslen dorsenin Serin Makine Ltd Şti tarafından üretildiği, aidiyetinin bu şirkete yönelik olduğu neticesine ulaşılmış, bu maddi ve aksi inkar edilemeyen tespit karşısında bir şekilde söz konusu dorsenin üreticisinin değiştirilerek dorsenin maddi takibinin ve mülkiyetinin yok edilmesine çalışıldığı tespit olunmuş, dorsenin aslen üretilmiş olduğu Serin Ltd Şti.nin aidiyetinden çıkartılarak Çavuşoğlu Dorse Sanayi tarafından üretilmiş gibi düzenlenmek suretiyle ve yine bu şekilde sahte üretime rağmen uygunluk belgesi temin edilerek farklı şasi no ile fatura karşılığında tanik B. M.’ye satıldığı anlaşılmış ve belirtilen gerekçelerle sanığın üzerine atılı suçları işlediği kanaatine varılarak hükümler kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
Gerekçeli karar başlığında 16.03.2011 şeklinde gösterilen suç tarihinin, sanık tarafından tanık sıfatıyla beyanı alınan B. M.’ye dorsenin satıldığı tarih olan 10.07.2007 olduğu belirlenmiştir.
Sanık isminin … yerine Cumali Duran olarak yazılması, mahallinde düzeltilebilecek maddi hata olarak görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır.
A Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, 10.07.2007 olan suç tarihinden temyiz incelemesi tarihine kadar bu sürenin gerçekleşmiş olduğu anlaşılmıştır.
B. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d ve h) bendleri uyarınca ceza tayin edildiği halde alt hadden uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamı, gerekçeli karar başlığında eksik yazılan suç adına “Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık suçunun mahallinde eklenmesi mümkün görülmüştür.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
3. Sanık hakkında kurulan hükümlerde Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen,
a. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının ( d) ve (h) bendleri uyarınca hüküm kurulduğu halde suç adının sadece ‘ kamu kurum ve kuruluşları vb. tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” olarak yazılması,
b. Uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun, sanığın kendi alt soyu dışında kalan kişiler yönünden hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.03.2015 tarihli ve 2014/152 Esas, 2015/33 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün,1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

B. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.03.2015 tarihli ve 2014/152 Esas, 2015/33 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının (B) bendinde “Kamu Kurum ve Kuruluşlarının vb, Tüzel Kişiliklerin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık ” ibaresinden önce gelmek üzere “Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık” ibaresinin eklenmesi yine hüküm fıkrasından “TCK’nun 53/1-c maddesi uyarınca, kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılmasının sanığın şartla salıverilmesine kadar uygulanmasına, şartla salıverildikten sonra uygulanmamasına” cümlesinin çıkartılarak “Sanığın cezası ertelendiğinden, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yazılı kişisel hak yoksunluğunun, aynı kanunun 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kendi altsoyu üzerindeki yetkileri bakımından uygulanmasına yer olmadığına” ibaresinin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.03.2023 tarihinde karar verildi.