Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/5749 E. 2023/1195 K. 06.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/5749
KARAR NO : 2023/1195
KARAR TARİHİ : 06.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/599 E., 2015/154 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat
TEMYİZ EDENLER : Katılan vekili, sanık … müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Konya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.03.2015 tarihli ve 2013/599 Esas, 2015/154 Karar sayılı kararı ile;
1. Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beraat kararı verilmiş,
2. Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 51 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının ertelenmesine ve hak yoksunluklarına hükmedilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan vekilinin temyiz isteği, sanık …’nın adına atılan imzadan haberinin olmadığının mantık dışı olduğuna, hakkında verilen beraat kararının bozulmasına; sanık … yönünden erteleme şartlarının oluşmadığına,
2. Sanık … müdafiinin temyiz isteği, taraflar arasında kira ilişkisi bulunduğuna, senetlerin katılanın talebi üzerine … imzası olmadan ancak …’ya ait imza sirküleri eklenerek gönderildiğine, gönderilen senetlere karşın eski bonoların iade edilmediğine, suça konu senetlerdeki … imzasının katılan tarafından atıldığına ya da attırıldığına, kira bedellerinin banka kanalıyla ödendiğine, katılanın tahsil ettiği kira bedellerini ikinci kez tahsil etmek amacıyla hareket ettiğine, senetlere konu alacağın taraflar arasında kira sözleşmesi bulunması nedeniyle tahsilinin mümkün olduğuna ve kararın bozulmasına, ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanıklar … ve …’nın katılana ait binayı kiraladıkları, daha sonra kira bedeli karşılığında sanık …’ın kefil, diğer sanık …’nın borçlu olduğu, tamamı 05/04/2011 düzenleme tarihli olmak üzere 25.06.2011, 25.12.2011, 25.01.2012, 25.02.2012, 25.03.2012, 25.04.2012, 25.05.2012 ödeme tarihli 7 adet senedi sanık …’ın kargo ile katılana gönderdiği, bu senetlerden ödenmeyenlerle ilgili olarak icra takibi yapılması üzerine …’nın senetlerdeki borçlu imzalarının kendisine ait olmadığını belirterek dava açtığı, yaptırılan bilirkişi incelemesinde imzaların …’ya ait olmadığının tespit edildiği anlaşılmıştır.
2. Sanık … savunmasında, … ile birlikte bina kiralamak için Düzce’ye gittiklerini, katılan … ile kira parasının senetle ödenmesi konusunda sözlü olarak anlaştıklarını, daha sonra Konya’ya döndüğünde katılanın kargo ile senetleri kendisine gönderdiğini, senetlerde …’nın borçlu kendisinin kefil olarak göründüğünü, daha sonra katılanın kendisini arayarak senetlerin gönderilmesini istediğini, katılana …’nın Konya’da olmadığını söylediğini, ancak katılanın sen kefil olarak imzanı at, …’nın da imza sirküsünü gönderin dediğini, bunun üzerine kendisinin senetleri kefil olarak imzaladığını ve noterden aldığı …’ya ait imza sirkülerini de gönderdiğini, …’nın da senetlere kefil olacağından haberdar olduğunu, onun yerine imza atmadığını, imzayı kimin attığını bilmediğini, kargoyla gönderilen senetlerdeki …’ya ait imzaları kabul etmediğini beyan etmiştir.
3. Sanık … savunmasında, suça konu senetlere imza atmadığını, bu senetlerden hiç haberinin olmadığını, İsa ile birlikte yaşadıklarını, kendisi Konya dışında iken İsa’ya iş yerinde bulunan kendisine ait imza sirkülerini iş yerinden alıp Düzce’ye göndermesini söylediğini, senetlerin nasıl düzenlendiğini kendisinin bilmediğini ve görmediğini beyan etmiştir.
4. Kriminal rapor ile, senetlerdeki … adına atılmış imzaların … elinden çıkmadığı, bu imzaların …’nın orijinal imzasına benzetilmeye çalışılarak takliden atılmış oldukları, ayrıca bu imzaların sanık … ve katılan …’in mukayese yazılarında imzayı oluşturan harflerin yapılış biçimleri, noktalama işaretlerinin inşası ve kalibrafik açıdan bir irtibatı olmadığı ve senetlerdeki sahteciliğin aldatma niteliğinin bulunduğu tespitlerinin yapıldığı görülmüştür.
5. Mahkeme tarafından sanık … hakkında senetlere sahte imza attığı ya da başkasının kendisi adına imza atmasına rıza gösterdiği ve sahtecilik suçuna iştirak ettiğine dair mahkumiyetine yeterli delil elde edilemediği kabulü ile beraatine; sanık … hakkında senetlerdeki kefil imzalarının sanık … tarafından atılmış olduğu, bu senetlerin kargo yoluyla sanık … tarafından katılana gönderildiği, her ne kadar sanık … sadece kefil imzasını attığını, … adına imza atmadığını, bu şekilde … adına imza atılmamış biçimde senetleri kargoyla Düzce’ye gönderdiğini söylemişse de bunun hayatın olağan koşullarına uygun bir davranış biçimi olmadığı, borçlu adına imza atılmamış senetlerin katılan yönünden hukuki bir değer ifade etmeyeceği ve katılan tarafından bu şekilde kabul edilmesinin mümkün olmayacağı, bu senetler karşılığında binanın kiralanmasının sanığın menfaatine olduğu, katılanın Ümmüye adına sahte imza atarak veya attırarak senetleri takibe koymasının hayatın olağan akışına uygun bir davranış olmayacağı, her ne kadar sanık … adına atılan imzaların sanık …’nın ve katılanın eli ürünü olmadığı tespit edilmiş ise de bu imzaların atılmasında sanık …’nın menfaat sahibi olduğu, böylece sanık … tarafından …’nın imzalarının takliden bir başkasına attırılmış olarak senetlerin Konya’dan Düzce’ye gönderilmiş olduğu, senetlerin tanzim tarihinin aynı olması sebebiyle tek bir sahtecilik suçunun oluştuğu kabulü ile mahkumiyetine, suç tarihi itibariyle kesinleşmiş bir mahkumiyeti bulunmadığı ve nedameti nazara alınarak cezasının ertelenmesine ilişkin temyiz incelemesine konu hükümlerin verildiği anlaşılmıştır.
6. Mahkemece suça konu senet asıllarının getirtilerek incelendiği, unsurlarının tam olduğu ve aldatıcılık tespitinin yapılmış olduğu görülmüştür.

IV. GEREKÇE
A. Sanık … Yönünden Yapılan İncelemede
Yapılan duruşmaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Sanık … Yönünden Yapılan İncelemede
1. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekili ile sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde (A ve B) bentlerinde açıklanan nedenlerle Konya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.03.2015 tarihli ve 2013/599 Esas, 2015/154 Karar sayılı kararında katılan vekili ve sanık … müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekili ve sanık … müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.03.2023 tarihinde karar verildi.