YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/18567
KARAR NO : 2023/1191
KARAR TARİHİ : 02.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/49 E., 2015/89 K.
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmi Onama, kısmi bozma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Denizli 3. Ağır Ceza Ceza Mahkemesinin, 17.03.2015 tarihli ve 2014/49 Esas, 2015/89 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü uyarınca, 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) ve son bentleri, 62 nci maddesi, 52 nci maddesi ve 53 üncü uyarınca, 3 yıl 4 ay hapis ve 32.424,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyizi, ortaklığın resmi olarak sona ermesinden sonra katılan ile aralarındaki alışveriş nedeniyle çek alışverişi olduğuna, suça konu edilen çekten önce de benzer şekilde çekler keşide edildiği, inceleme yapılması halinde katılanın imzası olmadan onun yerine atılan, itiraz etmediği ve işlem gören çeklerin olduğunun anlaşılacağına, katılanın çalışanı konumundaki tanıkların beyanları ile karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık ve katılanın şirketlerini birleştirmek suretiyle iş ortaklığı oluşturup ticari işlerinde kullanılmak üzere çek hesabı açtırdıkları, yapılan ortaklık sözleşmesine göre çeklerin iki imza ile düzenlenebileceği, ortaklığın sona ermesinden sonra sanığın elinde kalan 5 adet çekin 4 tanesinin soruşturma aşamasında teslim edildiği, ancak sanığın ortaklık adına bankada bulunan KDV iadesini alabilmek için suça konu çeki katılanın imzasını da atıp kendisini lehdar olarak göstermek suretiyle bankaya sunduğu ve 36.424,00 TL’yi teslim aldığından bahisle hakkında iddianamede yazılı suçları işlediği iddiası ile kamu davası açılmıştır.
2. Sanığın, katılandan olan alacağından mahsup edilmek üzere bankadaki KDV iadesini alması konusunda katılan ile anlaştıktan sonra çeke kendi imzasını atıp ortaklığın muhasebecisi olan S.S’ye bıraktığını, bu kişinin 3 ya da 4 gün sonra çeki imzalı olarak kendisine getirdiğini, katılan yerine imza atmadığını, ortaklık süresi boyunca benzer şekilde çekler düzenlendiğini, ortaklık resmi olarak sona erdikten sonra katılanın kendisine çek ile ödeme yaptığını, katılanın yerine imza atmadığını beyan ederek atılı suçlamaları kabul etmemiştir.
3. Katılanın, sanık ile ortaklık sona erdikten sonra 5 adet çek ile alacak verecek meselelerini hallettiklerini, suça konu çeke kesinlikle kendisinin imza atmadığını, ortaklık bittiği halde 5 adet çekin iade edilmediğini, daha sonra soruşturma başlayınca 4 adet çekin iade edildiğini, büyük bir şirket olduğunu, borcu olsa rahatlıkla ödeyebileceğini, zararının giderilmediğini beyan etmiştir.
4. Tanıklar R.Ş., Y.S. ve S.S., çeklerin iki imza ile atıldığını, çekin bir imza atılıp kendilerine bırakılması ve diğer ortağın tamamlaması şeklinde bir uygulamanın olmadığını, muhasebeci olan tanık S.S., sanığın kendisine imza atılarak bırakılan bir çek olmadığını, ön muhasebe bölümünde çalışan tanık S.G. çekin keşide tarihinde orada çalışmadığını ancak 6 ay kadar ortaklıkta çalıştığını, çoğunlukla kendisinin hazırladığı çeklerin iki imza ile düzenlendiğini, taraflardan birinin imzalaması sonrasında diğer ortağın neredeyse gelip bizzat imzaladığını, soruşturma aşamasında dinlenen tanık Y.K., hazırlanan çeklerin sanık tarafından imzalanmasına müteakip katılanın imzalaması için kendisine getirildiğini, kendisinin katılanın çalışanlarına imzaların tamamlanması için verildiğini, tamamlanan imzalar sonrasında çekin işleme konulduğunu beyan ettikleri anlaşılmıştır.
5. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda; katılan adına atılan keşideci imzasının takliden atıldığının, takliden atılması ve karakteristik özellikleri yansıtmadığından sanık ya da imzası incelenen tanıklar tarafından atıldığına dair menfi ya da müspet görüş bildirilemediği anlaşılmıştır.
6. Mahkeme tarafından; sanığın savunması, bilirkişi raporu, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre sanığın atılı suçları işlediği kabul ederek temyize konu mahkûmiyet kararları verilmiştir.
7. Sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan verilen beraat hükmü temyize konu edilmemiştir.
IV. GEREKÇE
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanığın savunmasında çekin bırakıldığı iddia olunan tanık tanık S.S.’nin sanık tarafından kendisine imza atılarak bırakılan bir çek olmadığını beyan etmesi, katılanın sanığın beyanını doğrulamaması, katılan adına atılan imzanın takliden sahte olarak atıldığının anlaşılması ve ortaklığın bitiminden uzun bir süre sonra suça konu çekin düzenlenmesi karşısında sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
3. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
B. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Dosya kapsamına göre elde edilen deliller doğrultusunda, Mahkemenin sanığın iddianame konusu eylemi gerçekleştirdiği hususundaki sübuta yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
1. 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e), (f), (j) ve (k) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise; o takdirde tespit olunacak temel gün, suçtan elde edilen haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun’un 52. maddesi uyarınca, 20,00-100,00 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenmesi gerekirken bu ilkelere uyulmadan belirleme yapılması,
2. Hakkında lehe hususların uygulanması talep edilen sanık hakkında adli para cezasının taksitlendirilip taksitlendirilmeyeceğine dair bir karar verilmemiş olması,
3. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle Denizli 3. Ağır Ceza Ceza Mahkemesinin, 17.03.2015 tarihli ve 2014/49 Esas, 2015/89 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafi tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan diğer hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Denizli 3. Ağır Ceza Ceza Mahkemesinin, 17.03.2015 tarihli ve 2014/49 Esas, 2015/89 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.03.2023 tarihinde karar verildi.