Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2022/10317 E. 2023/1059 K. 15.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10317
KARAR NO : 2023/1059
KARAR TARİHİ : 15.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Davacı-davalı vekili dava ve cevaba cevap dilekçesinde; tarafların 2016 yılında evlendiklerini, ortak çocukları bulunmadığını, son 1,5 yıldır ayrı yaşadıklarını, aralarında davalı-davacı ve annesinden kaynaklanan bir çok tartışma ve kavgaların yaşandığını, evlilik sürecinde eşiyle arasındaki her şeyi annesine aktardığını, annesinin de evliliğe ve müvekkiline sürekli müdahale ettiğini, ortak kararların dahi davalı-davacının annesi tarafından alındığını, kızının üzerinde kurduğu otoriteyi müvekkili üzerinde de kurmak istediğini, müvekkili işe aldırdıklarını belirterek aşağıladıklarını ve işten attırmakla tehdit ettiğini, müvekkilin ailesinin ortak konuta gelmesine izin vermediğini, kendisinin de gitmediğini, ailesinin sadece bir kez gelebildiklerini, müvekkili çektiği kredi ile kadının dedesi adına engelli indiriminden yararlanarak aldıkları arabayı kullanmasına izin vermediklerini, dedesi vefat etmesine rağmen halen kadının ailesinde durduğunu, müvekkilinin erkeklik gururunu incitecek hakaret içeren mesajlar gönderdiğini, iktidarsızlıkla suçladığını, müvekkiline bıçakla saldırdığını, eşyalarını ortak konuttan atarak evden kovduğunu, yemek, ütü, temizlik gibi evlilik birliği sorumluluklarını yapmadığını, evdeki bazı eşyaları izinsiz ve habersiz annesine verdiğini, cevap dilekçesindeki beyanların gerçek olmadığını ve kabul etmediklerini, davalı-davacının kusurlu davranışları nedeniyle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını beyanla, tarafların boşanmalarına, 20.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

2. Davacı-davalı vekili birleştirilen davaya cevap dilekçesinde; birleştirilen davayı kabul etmediklerini, iddiaların asılsız olduğunu, davalı-davacıya herhangi bir şiddet uygulanmadığını, kısıtlanmadığını, kusurlu tarafın nafaka ve tazminat isteyemeyeceğini ve şartlarının bulunmadığını, miktarlarının fahiş olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.

II. CEVAP
1. Davalı-davacı vekili davaya cevap ve ikinci cevap dilekçesinde; davacı-davalının iddialarının gerçek olmadığını, müvekkilini ve ailesini kabullenemediklerini, ailesi ile görüşmesini istemediklerini, sürekli kıskançlık yaparak giyimine makyajına ojesine karıştığını, kendini kime pazarlıyorsun dediğini, dışarı çıkmasına arkadaşları ile görüşmesine izin verilmediğini, eşi ile birlikte hiç bir aktivitede bulunmadığını, müvekkiline hakaret ettiğini, aşağıladığını, eniştesi ile aralarında birşeyler olduğunu ileri sürerek iftira attığını, fiziksel şiddet uyguladığını, kısırlık ile suçladığını, çocuk yapması için baskı yapıldığını, davacı-davalının ailesi ile birlikte müvekkilini aç gözlülükle, aç köpeklikle ve orospulukla suçladığını, psikolojik şiddet uygulandığını, davacı-davalının evdeki altın ve paraları alarak müşterek konutu terk ettiğini, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında müvekkilinin kusursuz olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.

2. Davalı-davacı vekili birleştirilen dava ve cevaba cevap dilekçesinde; davacı-davalının müvekkilini sürekli rencide edici davranışlarda bulunduğunu, müvekkilinin ailesi ile görüşmesine karşı çıktığını, bu nedenle defalarca fiziksel şiddet uyguladığını, tehdit ettiğini, evlendikten sonra hiçbir sosyal hayatları olmadığı gibi elbise giymesi, makyaj yapması durumunda bile fahişelikle suçladığını, dışarı çıkmasına, arkadaşları ile görüşmesine izin vermediğini, kendini kime pazarlıyorsun dediğini, sürekli kavga çıkartıp köye ailesinin yanına gittiğini, ailecek pikniğe gitmek istese bile eniştesiyle yakıştırıp iftira attığını, davacı-davalının ve ailesinin çocukları olması konusunda baskı yaptıklarını, müvekkilini kısırlıkla suçladıklarını, en son 08.03.2019 tarihinde davacının annesinin yemeğe davet etmesi nedeniyle tartıştıklarını ve davacı-davalının evi terk ettiğini, davacı-davalının beyanlarının dayanaksız olduğunu ve gerçek olmadığını, davacı-davalının kusurlu davranışları nedeniyle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını beyanla, tarafların boşanmalarına, 3.000,00TL tedbir-yoksullluk nafakasına, 50.000,00 TL maddî, 300.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların 04.04.2016 tarihinde evlendikleri, müşterek çocuklarının olmadığı, kadının dedesinin engelli muafiyetinden yararlanılarak ÖTV indirimli araba satın aldıkları, bu arabanın alımında erkeğin banka kredisi kullandığı, ancak arabayı kullanamadan kadının ailesinin aldığı, kadının annesinin kullanımında olduğu, erkeğin kadına karşı kıskanç tavırlar içerisinde olduğu, bu konuda sık sık tartıştıkları, oje sürmesini dahi aldatma olarak yorumladığı, kadına orospu diye hakaret ettiği, kadının kollarında erkekten kaynaklı darp izlerinin olduğu, erkeğin kadın ile birlikte yemek, düğün ve benzeri sosyal faaliyetler içerisinde bulunmadığı, taraflardan devamı beklenemeyecek derecede evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, geçimsizliğin meydana gelmesinde erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğu gerekçesi ile; asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı kabulüne, tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanun’un (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince boşanmalarına, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen ve boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik hakkı saldırıya uğrayan kadın lehine 15.000,00 TL maddî ve 15.000,00 TL manevî tazminatın erkekten alınarak kadına verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, erkeğin manevî tazminat talebi ile kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı-davalı vekili, davalı-davacı kadının annesinin evliliklerine sürekli müdahalede bulunduğunu, kredi çektirip kendilerine araba aldırdıklarını ancak arabayı kullanmasına izin vermediklerini, kısırlıkla itham ederek erkeklik gururunu incittiklerini, hakaret içerikli mesajlar gönderdiğini, evlilik birliği sorumluluklarını yerine getirmeyen davalı-davacı kadının kusurlu olduğunu beyanla; kusur belirlemesi, aleyhe hükmolunan tazminatlar,miktarları ile reddedilen manevî tazminat talebi yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. Davalı-davacı vekili, müvekkiline iftira atan, fahişelikle suçlayan, hakaret eden, fiziki şiddet uygulayan, ailesi dahil kimseyle görüşmesine izin vermeyen, kısırlıkla suçlayan, ortak evi terk eden davacı-davalının tam kusurlu olduğunu beyanla; kusur belirlenmesi, asıl davanın kabulü, birleşen davada lehine hükmolunan tazminatların miktarları yönünden istinaf başvurusunda başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dosyası içeriğine, dosyadaki yazılara göre İlk Derece Mahkemesi kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir aykırılığın bulunmadığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin (1) inci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı-davalı vekili, istinaf dilekçesindeki beyanlarını takrarla davalı-davacının kusurlu olduğunu, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kusur belirlemesi, aleyhe hükmolunan maddî ve manevî tazminatlar, miktarları ile reddedilen manevî tazminat talebi yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı-davacı vekili, istinaf dilekçesindeki beyanlarını takrarla davacı-davalının tam kusurlu olduğunu, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kusur belirlenmesi, asıl davanın kabulü, birleşen davada lehe hükmolunan maddî ve manevî tazminatların miktarları yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, karşılıklı açılan boşanma davasında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamında imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, asıl davanın kabulü, reddedilen manevî tazminat ile kadın yararına hükmedilen maddî ve manevî tazminatların verilmesi şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, miktarının düşük veya yüksek olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 50 nci ve 51 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.