Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/10649 E. 2009/13216 K. 14.09.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10649
KARAR NO : 2009/13216
KARAR TARİHİ : 14.09.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki zilyetlik şerhinin silinmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişiler vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacılar … ve paydaşları 15.10.2002 tarihli dilekçeleriyle, … Köyü 417 parsel sayılı taşınmazın, 1960 yılından önce beyanlar hanesinde zilyet gösterilen … tarafından imar ihya edlip … alanı olarak kullanılırken kendilerine devredildiğini, kendileri tarafından … sıfatıyla nizasız zilyet edildiğini, yararlarına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunu, Hazine adına oluşan tapu kaydının iptalini ve adına tapuya tescilini, davalı gerçek kişi yararına beyanlar hanesine konulan zilyetlik şerhinin silinmesini istemiştir. Mahkemece davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişiler vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, imar ihya ve zilyetliğe dayanılarak kesinleşen 2/B madde sahası olması nedeniyle Hazine adına tapuya tescil edilen taşınmazların tapu kaydının iptali ve tesciline, tapunun beyanlar hanesindeki zilyetlik şerhlerinin silinmesine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu … köyünde ilk orman kadastrosu 1946 yılında yapılıp kesinleşmiştir. Daha sonra, 1980 yılında yapılıp, 06.04.1981 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1990 yılında yapılıp, 25.02.1991 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
… Köyüne 1963 ila 1970 yıllarında yapılan ve 16.09.1972 ila 16.10.1972 tarihleri arasında ilan edilen kadastroda ve 1988 yılında yapılan kullanım kadastrosunda çekişmeli parsel 10102 m2 yüzölçümünde tarla niteliğiyle, dava dışı 418 parselle birlikte 1937 yazım tarihli 96 yazım numaralı vergi kaydı kapsamında … tarafından zilyet edildiği 1963 yılında ikiye bölerek karısı … … bağışladığından, ancak 1946 yılı orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı bu yerlerin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceğinden söz edilerek beyanlar hanesine … Basikarın kullanımında olduğu yazılarak Hazine adına tesbit edilmiş, … tarafından taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle adına tapuya tescili iddiasıyla açılan davanın feragat nedeniyle reddine ilişkin Kadastro Mahkemesinin 14.07.1993 gün ve 1992/106-215 sayılı kararının temyiz edilmeden 19.11.1993 tarihinde kesinleşmesiyle, parsel Hazine adına tapuya kayıt edilmiştir.
Kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman orman bilirkişi, Ziraat Uzmanı bilirkişi raporlarıyla, çekişmeli parselin … alanı olmadığı, kısmen taşlık kısmen çalılık ve kısmen … sürülmüş ancak tarımda hiç kullanılmamış bir yer olduğu, kimse tarafından zilyet edilmediği, kimsenin kullanımında olmadığı, bu hali ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyecek yerlerden olduğu gibi, dava konusu 417 parsel sayılı taşınmazın, … köyünde 3116 Sayılı
Yasa hükümlerine göre 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı; 1952 yılında 5653 Sayılı Yasaya ve ilgili yönetmeliğe aykırı olarak kurulan ve yine yasa ve yönetmelik hükümlerine uymadan çalışma yapan maki tefrik komisyonunca, Akdeniz makisi olarak tesbit edilmişse de, 1981 yılında Orman Yönetimi tarafından, makiye ayırma işlemine değer verilmeyip, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, 1992 yılında 310 parsel sayısı ile Hazine adına tapuya tescil edildiği belirlenip,.
Ağustos 2007 tarih ve 8 sayılı YARGITAY KARARLAR DERGİSİNDE yayınlanan, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 20.12.2006 gün ve 2006/14641-17945 sayılı kararında da açıklandığı gibi, makiye ayırma çalışması yapan komisyon yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun kurulmadığı gibi, yasa ve yönetmelik hükümlerine de aykırı çalıştığı, bu nedenle yaptığı makiye ayırma işlemine değer verilemeyeceği, yasa ve yönetmelik hükümlerine uyulmadan yapılan çalışma sonunda makiye ayrılan yerlerin tevzii işlemlerinin de yapılmadığı, makiye ayrılan yerlerde özel yasaları gereği oluşturulan tapu kayıtları dışındaki kayıtlar ile zilyetliğe değer verilmeyeceği,
6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yerlerde 2981 ve 3194 Sayılı Yasa uygulaması yapılacağı konusunda hiç bir yasa hükmü bulunmadığı aksine, 3194 Sayılı İmar Yasasının 4. maddesindeki “… diğer özel yasalar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu (imar) yasanın özel yasalara aykırı olmayan hükümleri uygulanır” hükmü ile 2981 Sayılı Yasanın 3290 Sayılı Yasa ile değişik Geçici 2. maddesinin (e) bendi hükmünü iptal eden Anayasa Mahkemesinin 27.09.1995 gün ve 1995/13-51 Sayılı kararı ve H.G.K.’nun 07.12.1997 gün ve 1997/1-655-1003 Sayılı kararı ile kabul edilen “… kamu malı niteliğini kazanan bir taşınmazın imar uygulamasına tabi tutularak özel mülkiyete dönüştürmeye idari mercilerin yetkileri olmadığı, başka bir anlatımla, idari mercilerin yasadan kaynaklanan bir yetkileri bulunmayan konularda aldıkları kararların yok hükmünde, buna dayanan tescilinde, M.Y.’nın 1024.(932.) maddesi gereğince yolsuz tescil niteliğinde olduğu, Anayasanın 169 ve 170. maddelerindeki 2924 Sayılı Yasada ve 3402 Sayılı Yasanın 16/D maddesinde özel olarak düzenlenen Devlet Ormanları ve nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin özel yasalarına tabii olduğu, H.G.K’nun 24.03.1999 gün 1999/1-170-167 ve 21.02.1990 gün 1989/1-700-101 kararlarında belirtildiği gibi, aslında özel mülkiyete konu olmayan taşınmazlar her nasılsa tapuya tescil edilmiş olsa bile, bu durum taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceğinden tescil işlemi yok hükmünde olup, bu tür taşınmazlar hakkında M.Y.’nın 1023. (931.) maddesinde belirtilen iyi niyetle iktisap iddiasında bulunulamayacağı, yasalarımızın, nasıl oluşursa oluşsun, yanlış ve yolsuz tescillere dayalı olarak tapu sicilinde yapılacak değişiklikleri öngören iptal davaları görevini Adliye Mahkemelerine verdiği(M.Y.- Md. 1025.(933)”, 6831 Sayılı Yasanın değişik 2 ve 2/B madde uygulaması sonucu nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların, Anayasanın 170. maddesinde belirtilen kamu hizmetinin yerine getirilmesi için 2924 Sayılı Yasa gereği Orman Bakanlığının emrine geçeceği, başka bir anlatımla, Orman Bakanlığına tahsis edilmiş sayılacağından 3402 Sayılı Yasanın 17. maddesi ve yine yasalar gereği Hazineye kalan yerler olması nedeniyle, aynı yasanın 18. maddesi hükmü karşısında, orman rejimi dışına çıkarma işlemi Hazine adına yapılacağından, 2896 ve 3302 sayılı yasa ile değişik 6831 sayılı yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların Kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilmesine olanak bulunmadığı, kaldı ki, genel arazi kadastrosunda tapulama dışı bırakıldığı 1963 yılından, 1744 sayılı yasa ile değişik 6831 sayılı yasanın 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı tarihe ve daha sonra 1988 yılında Hazine adına 310 parsel sayısıyla tescil edildiği tarihe ve dava tarihine kadar hiçbir zaman 20 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, hususları gözetilerek, Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına,
Karar tarihinden sonra, 27.01.2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5831 Sayılı Yasanın 5. maddesiyle, 6831 Sayılı Yasaya eklenen Ek.10. maddesi
uyarınca, Orman Yasasının; 20.06.1973 tarih ve 1744 sayılı Yasayla değişik 2. Maddesi, 23.09.1983 tarihli 2896 ve 05.06.1986 tarihli 3302 Sayılı Yasalarla değişik 2. madde 1. Fıkra (B) bendi uygulamaları ile orman sınırları dışına çıkarılan yerler, çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemeyeceğine, yasa hükmü“orman sınırları dışına çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren” denmek suretiyle, orman dışına çıkarma tarihine kadar geriye yürütüldüğüne, göre davalı tarafın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 14/09/2009 günü oybirliğiyle karar verildi.