YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/27258
KARAR NO : 2023/2210
KARAR TARİHİ : 29.03.2023
B O Z M A Ü Z E R İ N E
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2017/3 E., 2019/638 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.02.2013 tarihli ve 2012/196 Esas, 2013/71 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesi uyarınca 1 yıl hapis ve 8.000 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, bu cezanın 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ertelenmesine, 51 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 3 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verilmiştir.
2. İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.02.2013 tarihli ve 2012/196 Esas, 2013/71 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay(Kapatılan) 23. Ceza Dairesinin 07.12.2016 tarihli ve 2015/11221 Esas, 2016/10446 Karar sayılı ilamıyla
“….02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine eklenen 6. alt bendi ile TCK’nın 157. maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçunun uzlaştırma kapsamına alınmış olması ve bu düzenlemenin sanık lehine olması karşısında; söz konusu kanun değişikliğine göre, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.11.2019 tarihli ve 2017/3 Esas, 2019/638 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanunu’nun 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, bu cezanın 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ertelenmesine, 51 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 3 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği, hatalı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu karar verildiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
1. Gerekçeli karar başlığında “18.04.2011” olarak gösterilen suç tarihinin, katılanın 18.04.2011 tarihinde müracaatta bulunarak, avukata vermesi için sanığa 2 yıl önce para verdiğini, ancak sanığın kendisini sürekli oyaladığını belirtmesi ve avukat …’ın Asliye Hukuk Mahkemesinde katılan ve eşi adına 19.06.2009 tarihinde tapu iptali ve tescil davası açmış olması karşısında, “19.06.2009 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
2. 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin yirmi birinci fıkrası ve Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmelik’inin 34 üncü maddeleri gereğince “şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu” tarih ile “uzlaşmanın sağlanamadığına ilişkin raporun uzlaştırma bürosuna verildiği” tarihe kadar zamanaşımı süresinin durduğu gözetilerek yapılan incelemede;
Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, olağanüstü dava zamanaşımının 19.06.2009 olan suç tarihinden, temyiz incelemesi tarihine kadar gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.11.2019 tarihli ve 2017/3 Esas, 2019/638 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen olağanüstü zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.03.2023 tarihinde karar verildi.