YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/9042
KARAR NO : 2007/1417
KARAR TARİHİ : 16.02.2007
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki karşılıklı-itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın reddine karşı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı-davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinden mal satın ve teslim alan davalının, fatura bedellerini ödemediği gibi alacağın tahsili için girişilen icra takibine de haksız olarak itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap ve karşı dava dilekçesinde yetki itirazında bulunarak, haklı olarak icra takibine itiraz ettiklerini, çünkü alacağın vadesinin henüz gelmediğini faturalar üzerinde “ödeme vadesi fatura tarihinden itibaren 10 aydır” ibaresi bulunduğunu, müvekkiline gönderilen malların evsafına uygun olmayıp, tamamen standart dışı ayıplı mallar olup, akdin feshinin ihtarname ile davacıya bildirildiğini, davanın reddi gerektiğini savunarak borçlu olmadıklarının tesbitini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre davaya konu faturaların üzerinde “ödeme vadesi fatura tarihinden itibaren 10 aydır” şerhinin mevcut bulunması karşısında davacının ödemeleri 10 ay içinde Ağustos 2005 tarihine kadar ödeneceği hususunu kabul ettiği, takip tarihinde borcun vadesinin henüz gelmediği, taraflar arasındaki alım-satım sözleşmesinin feshedildiği, takibin kötüniyetli yapıldığı iddiasının yersiz olduğu gerekçesi ile davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalının ibraz ettiği faturalar üzerindeki kaşenin ve altındaki ödeme vadesi fatura tarihinden itibaren on aydır şerhinin sonradan basıldığını iddia etmiş ve kendi elindeki faturalarda böyle bir ibarenin bulunmadığını belirtmiştir. Gerçekten de davacı tarafça dosyaya sunulan faturalarda ve davalı tarafından yaptırılan delil tesbit dosyasına sunulmuş olan faturaların örneklerinde böyle bir şerhin mevcut olmadığı görülmektedir. Mahkemece muacceliyet yönünden bu hususların gözetilmemiş olması isabetsizdir.
Öte yandan davalının TTK.’nun 25/3 maddesi uyarınca süresinde ayıp ihbarında bulunup, bulunmadığı yönünden araştırma yapılmaması doğru görülmediği gibi ayıp konusunda yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması da isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.2 .2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.