Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/3745 E. 2009/9243 K. 04.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3745
KARAR NO : 2009/9243
KARAR TARİHİ : 04.06.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki zilyetliğin tesbiti ile tapunun beyanlar hanesine muhdesata ilişkin şerh yazılması davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … 03.12.2007 tarihli dilekçesiyle, Hazine adına kayıtlı … Beldesi 2270 sayılı parselin zilyetliğinde bulunduğunu ve üzerindeki narenciye ağaçlarının da kendisi tarafından dikilip yetiştirildiği halde taşınmaza zilyet olduğu ve muhdesatın da kendisine ait olduğunun tapu kaydının beyanlar hanesinde gösterilmediğini iddia ederek taşınmaza zilyet olduğunu ve üzerindeki ağaçların kendisin ait olduğunun beyanlar hanesine yazılmasına karar verilmesini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne, … Beldesi 2270 sayılı parselin beyanlar hanesine “taşınmaz üzerindeki narenciye ağaçlarının … oğlu …’a aittir” şeklinde şerh yazılmasına karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, zilyetliğin tesbitine ve tapunun beyanlar hanesine muhdesata ilişkin şerh yazılmasına ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu … köyünde 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1940 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1978-1980 tarihleri arasında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1987 yılında yapılıp, 1.12.1989 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde bulunmaktadır.
Mahkemece kesinleşmiş orman kadastro ve 2/B uygulamasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, taşınmaz üzerindeki narenciye ağaçlarının davacıya ait olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de,
… Beldesi (köyü), Ekşilik mevkii 2265 Parsel sayılı 23937 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tarla niteliğiyle, öncesinde Haziran 1992 tarih cilt 19, sayfa 2066 orman niteliğiyle Hazine adına kayıtlı 2066 numaralı tapu kapsamında kaldığı, 1978 yılında tekrar 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orma sınırları dışına çıkarıldığı, … oğlu … Karayel’in bu yeri 1967 yılından beri kullandığı, 40-100 dönüm kısıtlamasının aşılmadığından söz edilerek beyanlar hanesinde onun kullanımında olduğu yazılarak Hazine adına tesbit edilmiş, daha sonra kullanıma ilişkin şerh TKGM nün 1994/12-1995/3 sayılı genelgesi ile iptal edilmiş, Orman Yönetimi tarafından hazine aleyhine açılan kadastro tesbitine itiraz davasının reddine ilişkin Kadastro Mahkemesinin 09.05.1995 gün ve 1995/109-22 sayılı kararının kesinleşmesiyle tapuya
Hazine adına kayıt edilmiş, ancak tescil sırasında beyanlar hanesine yazılmasına karar verilen muhdesata ilişkin şerh yazılmamış, davacı gerçek kişi kesinleşen kadastro mahkemesi kararını infaz ederek, muhdesata ilişkin beyanlar hanesine şerh yazılmasını isteyeceği yerde, bu şerhin yazılması için eldeki davayı açmıştır.
Dava sırasında Kadastro Mahkemesinin kesinleşen 09.05.1995 gün ve 1995/109-22 sayılı kararı gereği beyanlar hanesine yazılması gereken şerh yazılmakla, davacı … Karakaşın eldeki dava ile ulaşmak istediği amaç gerçekleşip, dava konusuzu kaldığı gibi, çekişmeli parselin tapu kaydının beyanlar hanesine taşınmazın üzerindeki narenciye ağaçlarının … oğlu …’a ait olduğu yönünde beyanlara şerh yazılmasına ilişkin Kadastro Mahkemesinin kesinleşmiş kararı bulunduğu halde, aynı dava nedenine ve yanı maddi vakıaya dayanılarak yeniden açılan dava, olumsuz dava şartı olan kesin hüküm nedeniyle dinlenemez.
Açıklanan hususlar gözetilerek, davanın konusuz kalması ve kesin hüküm nedeniyle reddine ve buna göre yargılama giderleri ile vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulün ile hükmün BOZULMASINA 04.06.2009 günü oybirliği ile karar verildi.