YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/16934
KARAR NO : 2009/17735
KARAR TARİHİ : 02.12.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, Çandır Köyü 525 parsel sayılı, 6679 m2 yüzölçümündeki taşınmazın, 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre kamulaştırılarak 26/01/1971 tarihinde idari yoldan Hazine adına tescil edilen ve çam, … ve … ormanı niteliğindeki ,556 parsel sayılı taşınmaz içinde olduğu halde, mükerrer olarak kişi adına oluşturulan tapunun yolsuz tescil olduğunu ileri sürerek,kerpiç ev ve tarla niteliği ile davalılar adına kayıtlı bulunan tapunun iptali istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptaline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1944 yılında kesinleşen orman kadastrosu vardır.
… Köyünde 1953 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda, dava konusu 525 parsel sayılı taşınmazın öncesi olan 68 sayılı parsel, 16840 m2 yüzölçümünde, kerpiç ev – tarla niteliği ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle , … … adına tespit edilmiştir.
Çandır Köyü Köy içi mevkii 556 parsel sayılı 13423500 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise,Tapu ve Kadastro Genel Müdülüğünün 22/06/1967 tarih ve 4246 sayılı yazısında 1/5000 ölçekli haritada belirtilen ve orman kadastrosu dışında bırakılan kültür arazisi ile, 3575 sayılı yasa gereğince kişiler adına tapu verilen ve orman kadastrosuna itiraz sonucu hükmen orman sınırı dışına çıkarılan 23 kişiye ait saha hariç olmak üzere, orman sınırı içinde kalan,4785 sayılı yasa hükümlerine göre devletleştirilen 4000 dönüm miktarlı Haziran 337 tarih 42 numaradaki … velide … vakfından gelip menteşoğullarına ait olan tapunun iptal edilerek,orman olarak hazine adına tescili gerektiğinin bildirilmesi nedeniyle, çam, … ve … ormanı niteliğiyle, tescil nedeni olarak yeniden tescil gösterilmiş ise de, o tarihte yürürlükte bulunan 766 Sayılı Yasanın 446 maddesine göre kesinleşen devlet ormanı olduğuna ilişkin belgeleri aktarılarak 26.01.1971 tarihinde 141 yevmiye ile çam, … ve … ormanı niteliğinde, Hazine adına tapuya tescil edilmiştir.
Mahkemece, keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporunda çekişmeli parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında olduğu ve öncesinin de orman olmadığı Hazinenin tapusunun dayanağı haziran 1337 tarih 42 numaralı tapunun davalıların dayandığı ekim 1295 tarih 26, 27, 28 ve 29 sayılı tapuların tarihinden daha sonraki tarihli olduğu,gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, hükme dayanak alınan uzman bilirkişi raporuna ekli krokide kesinleşen orman kadastrosundaki orman sınır noktaları ve hatlarının kadastro paftası ile ölçekleri denkleştirilip irtibatlandırılmadığı için yargıtay denetimine açık olmadığı gibi, yörede yapılan orman kadastrosu, 4785 Sayılı Yasanın 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe girmesinden önce kesinleştiğinden, orman sınırları dışında kalan taşınmazların orman olup olmadığı ve hukuki durumunun kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasıyla çözümlenemeyeceği, 3116 Sayılı Yasa sadece devlet ormanlarının belirlendiği, bu yasaya göre 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu oluşup kesinleşen orman kadastro haritalarının,orman sınırı dışında kalan taşınmazların orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta yetersiz kalacağından, bu durumdaki taşınmazların orman olup olmadığı 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir.
4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi hükmü ile 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar hiçbir işleme lüzum olmaksızın devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazılarının 31 Mart 1950 tarihinde yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutularak iade koşulları yasada gösterilmiş olduğundan, resmi belge niteliğindeki eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ve … fotoğrafları uygulanarak, çekişmeli parselin 13.07.1945 tarihindeki niteliğinin belirlenmesi zorunludur.
Ayrıca,mahkemece, kararın gerekçesinde belirtilen ekim 1295 tarih 26,27,28,29 sayılı tapu kayıtlarının davalı gerçek kişi ile ne şekilde bağlantısının bulunduğu açıklanmadığı gibi , davalı kişilerin bu tapuya dayandığı kabul edilse dahi bu konuda yapılan araştırma da yetersizdir.
… Kadastro Mahkemesinin 31/07/1980 gün ve 1979/1-815 sayılı kararında dava konusu taşınmaz ile aynı mevkiideki 135 parsel sayılı taşınmazın kesinleşen orman sınırı içinde kaldığı belirlenerek 766 sayılı yasanın 46/son maddesine göre kütüğe aktarılmasına karar verildiği ve bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7.Hukuk Dairesinin 08/12/1980 gün ve 1980/13090-13346 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği yine,… Asliye Hukuk Mahkemesinin 05/11/1996gün ve 1995/168 – 1996/335 sayılı dava konusu taşınmaz ile aynı mevkiideki 136 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki, Hazinenin temyize konu dava ile aynı iddia ile açtığı davanın reddine ilişkin kararının davacı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine dairemizin 29/11/2007 gün ve 2006/16343 – 15440 sayılı kararı ile (… Köyünde 1953 yılında yapılan genel kadastroda, Çandır mevkii 136 parsel sayılı 5660 m2 yüzölçümündeki taşınmaz T.Evvel 1295 tarih ve 27 sıra numaralı tapu kaydı ve 50 tahrir numaralı vergi kaydı uygulanarak … oğlu … … … mirasçıları adına yapılan tesbite … …’in yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu iddiası ile Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 1954/3945 sayılı dosyasında açtığı davaya, Orman Yönetimine vekaleten Avukat … Tiner 04.12.1958 havale tarihli dilekçesiyle taşınmazın 1942 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığını, tesbite esas alınan Haziran 1337 tarih ve 42 sıra numaralı tapu kaydı ile ilgisinin bulunmadığını ileri sürerek davaya katılmış; mahkemece ” Çekişmeli parselin orman kadastrosu sınırları dışında olduğu, T.Evvel 1295 tarih 27 ve aynı tarih 39 numaralı (gittisi Haziran 1337 tarih 42 numaralı) tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı, iki tapu kaydı da aynı tarihli ise de, T.Evvel 1295 tarih 27 numaralı tapu kaydının daha önceki kayıt olduğu, Haziran 1337 tarih ve 42 numaralı tapu kaydındaki Ölemez mevkiinin çekişmeli taşınmazın kuzeyindeki Ölemez Dağını ifade ettiği, 27 sıra numaralı tapu maliki … … …’nin Medeni Yasanın yürürlüğünden 20 yıl önce öldüğü ve davacı gerçek kişinin 20 yıldan fazla süreyle taşınmaza zilyet olduğu gerekçesiyle Medeni Yasanın 639/2 maddesi gereğince … … adına tesciline” 07.04.1959 gün ve 1954/3945-94 sayı ile verilen kararın, davalılar … … … mirasçılarının temyizi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 15.09.1960 gün ve 1960/8075-7083 sayılı kararıyla, “Nisan 1960 tarih ve 15/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre tapulu taşınmazın bir bölümünün zilyetlikle edinilemeyeceği, tedavül gören kayıt maliklerine ait yerlerin zilyetlikle edinilip edinilemeyeceğinin araştırılması” gereğine değinilerek bozulduğu, bozma kararının sadece davanın tarafları gerçek kişilere tebliğ edilip, Orman Yönetimine tebliğ edilmeden, bundan sonraki yargılamanın Orman Yönetiminin yokluğunda yapıldığı ve bozma kararına uyularak, Gezici Arazi kadastro Mahkemesinin 25.06.1962 gün ve 1962/40-133 sayılı kararıyla “taşınmazın tapu kaydı malikleri adına tesciline” karar verildiği, bu … kararda Orman Yönetiminin taraf gösterilmediği, kararın davacı … … tarafından temyizi üzerine, 7. Hukuk dairesinin 28.02.1966 gün ve 1965/8136-1141 sayılı kararıyla “bozma kararından sonra yürürlüğe giren 509 Sayılı Tapulama Yasasının 44. maddesi gereğince, taşınmazın ifrazı kabil bölümünün zilyetlikle kazanılmasının mümkün olduğu, … 1295 tarih 27 nolu tapu kaydının bir kısım paylarının muntazam olarak tedavül görmesi nedeniyle, bu payların zilyetlikle kazanılamayacağı, bu nedenle 509 Sayılı Tapulama Yasasının 32/D ve 44. maddeleri gereğince inceleme yapılarak, sadece tedavül görmeyen payların davacı … … adına tesciline karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulduğu, yine Orman Yönetiminin taraf olarak gösterilmediği, Tapulama Mahkemesinin 14.08.1969 gün ve 1968/189-93 sayılı kararı ile “taşınmazın T.evvel 1295 tarih ve 27 ve 1337 tarih ve 42 nolu tapu kayıtları kapsamında kalmadığı, 1942 yılında kesinleşen orman sınırları dışında olduğu … … yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluştuğundan davanın kabulüne ve taşınmazın davacı … … adına tesciline” karar verildiği, davacı … … … mirasçılarının temyizi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 17.11.1969 gün ve 1969/7002-7668 sayılı kararıyla, “usulü kazanılmış hakkın ihlal edilemeyeceği, kesinleşen bozma kararında, taşınmazın tapu kaydı kapsamında kaldığı kabul edildiğine göre bozma ilamı gereği işlem yapılması” gereğine değinilerek üçüncü kez bozulduğu, zilyetliğe dayanan … …’in Karar düzeltme istemi de 10.02.1970 tarih ve 1970/482-814 sayı ile red edildiği, Tapulama Mahkemesince Bozmaya uyulup her hangi bir inceleme yapılmadan, “Menteşelere ait T.Evvel 1295 tarih ve 33 ila 39 ve 23/12 numaralı tapular ile aynı tarih 17, 18, 19, 20, 27, 28, 35, 38 numaralı tapu kaydı kapsamında kalan yerlerde yapılan orman tahditinin iptali için tapu malikleri tarafından açılan davanın Asliye Hukuk Mahkemesinin 1947/101-161 sayılı kararıyla sınırlaması yapılan ormanın geri alınamayacağı, ancak, tapu malikleri tarafından tazminat davası açılabileceği” gerekçesiyle red edildiği, tapu maliki Menteşeler tarafından açılan tazminat davasının Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.04.1969 gün ve 1964/327-109 sayıl kararı ile kabul edildiği, kararın 5. Hukuk Dairesi tarafından 15.01.1970 gün ve 1969/6038-1970/202 sayılı kararı ile onandığı ve … düzeltme talebinin de red edilerek kesinleştiği, T.Evvel 1295 tarih 33 ila 39 ve 23 numaralı tapu kaydı kapsamında kalan yerlerin Hazine adına orman olarak tescili için Tapu Sicil Müdürlüğüne yazı yazıldığı 03.03.1971 tarihli duruşma tutunağında açıklandıktan sonra, “T.Evvel 1295 tarih ve 39 numaralı tapu kaydı kapsamının orman olarak kamulaştırılması ve bedelinin de kendilerine ödenmesi nedeniyle, … … … mirasçısı davalıların bu tapu kaydı ile ilgilerinin kesildiği, benzer nitelikteki taşımazın zilyedi adına tesciline ilişkin Asliye Hukuk Mahkemesinin 1964/327 sayılı esaslı dosyasının da Yargıtay tarafından onandığı gerekçesiyle” yine Orman Yönetiminin taraf gösterilmediği Tapulama Mahkemesinin 28.12.1972 gün ve 1971/12-175 sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, bu kararın da tapuya dayanan davalı … … … mirasçıları tarafından temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 25.09.1973 gün ve 1973/5121-5819 sayılı kararıyla onandığı ve karar düzeltme yolu kullanılmadığından 08.11.1973 tarihinde kesinleştiği, taşınmazın bu karar gereğince … … adına tescil edildiği, satış sonucu davalılara geçtiği anlaşılmaktadır.
Çandır Köyü 556 parsel sayılı 13423500 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kesinleşen kamulaştırma ve kesinleşen orman kadastrosuna dayalı olarak orman tahdit haritası esas alınarak, 6831 Sayılı Yasanın 11/4. maddesi gereğince çam, … ve … ormanı nitelikleriyle 26.01.1971 tarihinde 141 yevmiye ile Hazine adına tescil edilmiştir.
Mahkemesinin 07.04.1959 gün ve 1954/3945-94 sayılı ilk kararın verildiği son oturumda 07.04.1959 tarihli duruşma tutanağına geçirilen kısa kararda “Orman Yönetimi ve tapuya dayanan … … … mirasçılarının davalarının reddine” dendiği halde, üçüncü hamur kağıda yazılmış gerekçeli kararın hüküm bölümünde sadece “davacı gerçek kişilerin davasının reddine” denip, Hakim ve zabıt katibi tarafından imzalandıktan sonra, bunun altına Orman İdaresinin davasının da reddine şeklinde bir cümle daha yazılıp altı yine aynı Hakim ve Katip tarafından imzalanmıştır. Dosya içindeki pelur kağıda yazılmış gerekçeli karar suretinde ise “Orman İdaresinin davasının reddine” şeklindeki ilave cümle yazılmamıştır. Dosyada bulunan tebliğ mazbatası incelendiğinde, 07.04.1959 gün ve 1954/3945-.94 sayılı karar Orman İşletme Müdürlüğü adına (dava avukat tarafından takip edildiği halde tebligatda avukat ismi belirtilmeden) tebliğe çıkarılmış ve 21.07.1959 tarihinde … Utgan imzasına tebliğ edilmiş, ancak, tebligatta yapan memurun ismi tebliğ mazbatasına yazılmamıştır. Bu kararın Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmediği anlaşılmaktadır. Orman Yönetimi kendini vekille temsil ettirdiği halde, karar Avukat adına tebliğe çıkartılmamış, Orman İdaresi adına tebliğe çıkartılmıştır. Tebligatın usülsüzlüğü bir yana, aksi kabul edilse dahi, kısa kararla gerekçeli kararın hüküm bölümü çelişkilidir. Asıl kararın hüküm bölümüne sonradan ilave edilen “Orman İdaresinin davasının reddine” ibaresi kararın pelür kağıda yazılan suretinde bulunmamaktadır. Orman Yönetimine gönderilen karar örneğinin hangi şekliyle tebliğ edildiği anlaşılamadığından kararın Orman Yönetimine yasal olarak tebliğ edildiği kabul edilemez. Bu nedenle, kararın Orman Yönetimi aleyhine kesin hüküm, Hazine aleyhine de güçlü delil oluşturduğu düşünülemeyeceği gibi belki 07.04.1959 gün ve 1954/3945-94 sayılı karar çekişmeli 136 sayılı parselin 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında kaldığı yönünde kesin hüküm olarak kabul edilebilir. Bir an için böyle olduğu kabul edilse bile 7. Hukuk Dairesinin 15/09/1960 gün 1960/8075-7083 sayılı birinci ve 28/02/1966 gün ve 1965/8136-114, ikinci ve 17/11/1969 gün 1969/7002 – 7668 sayılı
üçüncü bozma kararlarında Menteşelerin dayandığı ve 136 sayılı parsele revizyon gören tapu kayıtlarının çekişmeli parsele uydugu kabul edilmiş ve hükmüne uyulan bozma kararı ile tapu malikleri yararına oluşan usulü kazanılmış hak gözönünde bulundurularak karar verilmesine işaret edilmiş, ancak mahkemece son olarak verilen 28/12/1972 gün 1971/12-175 sayılı kesinleşen kararda “Menteşelerin dayandığı tapu kayıtlarının kamulaştırıldığı ve kamulaştırma bedeli için açılan davada verilen 08/04/1969 gün 1964/373-109 sayılı kararın 5. Hukuk Dairesinin 15/01/1970 gün 1969/6038-202 sayılı kararı ile onandığı ve menteşelerin tapu ile ilişiğinin kalmadığı” gerekçesiyle tapu kayıtlarına değer verilmeyerek zilyetlik koşulları oluştuğundan, … … adına tescil kararı verilmiştir. Bu son kararda Orman Yönetimi ve Hazine taraf değildir. Bu son kararın verildiği tarihten önce ve fakat Orman Yönetiminin taraf olduğu 07/04/1959 gün 1934/3945-54 sayılı karardan sonra dava konusu taşınmaz hakkındaki Devletleştirme (Kamulaştırma) işlemi kesinleşmiş ve taşınmaz kamu malı orman niteliğini kazanmış ve 26/01/1971 tarihinde 556 parsel sayısı ile tapuya tescil edilmesinden sonra 28/12/1972 gün ve 1971/12-175 sayılı kararla … … adına tescil kararı verilmiş ve 7. Hukuk Dairesi bu kararı 25/03/1973 tarihinde onamış ve bundan sonra 136 sayılı parsel 556 sayılı orman parseli içinde mükerrer ve yolsuz olarak tapuya tescil edilmiştir.
O halde; somut olaya hangi yönden bakılırsa bakılsın Devletleştirme işlemi nedeniyle kamu malı orman niteliğini kazanarak 1971 yılında tapuya tescil edilen taşınmaz hakkında daha sonraki tarihte Orman Yönetimi ve Hazinenin taraf olmadığı dava sonucu mükerrir olarak oluşturulan tapu kaydı yolsuz tescil niteliğindedir. Taşınmazın niteliğine göre davalıların yararına Medeni Yasanın 1023. maddesi hükümlerinin uygulama olanağı da bulunmamaktadır.
Açıklanan hususlar gözönünde bulundurularak Hazinenin davasının kabulüne karar verilmelidir.) nedeniyle bozulduğu, yine, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 19/9/2006 gün ve 2002/130-2006/217 sayılı dava konusu taşınmaz yakınındaki 71 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki ,Hazinenin temyize konu dava ile aynı iddia ile açtığı davanın reddine ilişkin kararının davacı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine 6/7/2007 gün ve 2007/ 6702-9667 sayılı kararı ile,araştırma ve incelemenin yetersiz olduğu nedeniyle bozulduğu,yine … Asliye Hukuk Mahkemesinin 25/10/1996 gün ve 1995/270-1996/266 sayılı dava konusu taşınmaz yakınındaki 200 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki ,Hazinenin temyize konu dava ile aynı iddia ile açtığı davanın reddine ilişkin kararının davacı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine dairece kararın onandığı ancak kararın düzeltilmesinin istenmesi üzerine 1/12/2006 gün ve 2006/16341-16740 sayılı kararı ile,araştırma ve incelemenin yetersiz olduğu nedeniyle bozulduğu anlaşıldığından,eldeki davayae konu taşınmazın da 4785 sayılı yasa hükümlerine göre kamulaştırılarak (devletleştirilerek) kesinleşen ve tapu maliki kişiler ile ilgisi kalmayan devlet ormanı olup olmadığının duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması gerekmektedir.
Emsal niteikteki, Yargıtay H.G.K.nun 27/12/1989 gün ve1989/16-691 sayılı ve Yargıtay H.G.K.nun 19/6/1991 günve 1991/16-271-375 sayılı kararlarında kararlarında (…… karakteri ve üzerindeki bitki örtüsü itibarıyla belirlenen niteliği gereği 54785 sayılı yasa gereğince hiçbir bildirime gerek olmaksızın devletleştirilen ve doğudaki kızılçam ormanına bitişik olması ve orman bütünlüğü bozulmadan bölünememesi nedeniyle de 5658 sayılı yasa uyarınca iadeye tabi bulunmayan yerlerden olduğunun kabulü icap eder…) hususunun hükme bağlandığı, yine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 22/10/1990 gün 1990/1489-12159 sayılı kararlarında da (…dava konusu taşınmazı yüzölçümü ile kapsadığı belirlenen ve Şubat 1325 tarih349 sayılı sicilden gelen tapu kaydı ilk kez 150 dönüm yüzölçümündeki özel orman hakkında oluşturulmuştur.Bu itibarla, taşınmaszın özel orman olarak kabulü gerekir.Resmi kayda aykırı düşün bilirkişi düşüncesine değer veilemez.O halde mahkemece bu nitelikteki özel ormanın 4785 sayılı kanuna göre devletleştirildiği gözönünde tutularak 5658 sayılı yasaya göre iadeye tabi tutulan yerlerden olup olmadığının araştırılması…) gereğine değinilmiş yine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 25/6/2001 gün 2001/54+12-5561 sayılı kararlarında da (…1304(1890) tarihinden beri KORU niteliğinde ve öncesinin tapu kayıtlarında da cinsi büyük koru olan 185.860m2 ‘lik koru tapusundan ifraz edilen dava konusu taşınmazların 4785 sayılı yasanın 2. maddesindeki istisnalardan ve iadeye tabi yerlerden olduğunun düşünülemeyeceği…)hükme bağlanmıştır.
Bu nedenle; mahkemece, öncelikle dava konusu taşınmazın bulunduğu yere ait 3116 sayılı yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastrosuna ilişkin onaylı tutanak ve harita örnekleri ile,en eski tarihli memleket haritasının orijinalinden renkli fotokopisi … fotoğrafları ve amenejman planı bulundukları yerden getirtilmeli,Hazinenin tapusunun dayanağı haziran 1337 tarih 42 numaralı( geldisi ekim 1295 tarih 39 numaralı)tapunun ve mahkemece davalı kişinin dayanağı olduğu belirtilen ekim 1295 tarih 26,27,28,29 sayılı tapu kayıtları ilk oluştukları günden itibaren tüm gittileri varsa kroki ve haritaları ile birlikte tapu sicil müdürlüğü ile tapu kadastro genel müdürlüğünden getirtilip,gerekiyorsa tercümeleri yaptırıldıktan sonra, aynı kökten gelip gelmediği de duraksamaya yer vermeyecek biçimde araştırıldıktan sonra, bu tapu kayıtlarının arazi kadastrosu sırasında hangi parsellere revizyon gördüğü Tapu ve Kadastro Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulmalı, tüm revizyonlarına ilişkin kadastro tesbit tutanakları ve bu yolla oluşan tapu kayıtları ile revizyon parsellerini dıştan çevreleyen komşu parsellerin kadastro tesbit tutakları ve varsa dayanağı olan tapu ve vergi kayıtları getirtilmeli, bu tapu kaydının 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre devletleştirilip devletleştirilmediği, karşılığında bedel ödenip ödenmediği tapu idaresi, Orman Yönetimi ve Maliye Hazinesinden sorulmalı, devletleştirilmiş ve bedeli ödenmişse buna ilişkin karar ve belgeler ile haritaları, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1942 yılından sonra yapılmışsa,
orman kadastrosuna ilişkin tüm tutanak ve haritaları getirtilmeli ve dosya bu şekilde keşfe hazırlandıktan sonra, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman yüksek mühendisi ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, … fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılarak,dava konusu taşınmazla ilgili , orman sınır noktalarını, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan … fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosuna göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalıdır.
Daha sonra, en eski tarihli memleket haritasının orijinalinden renkli fotokopisi … fotoğrafları ve amenejman planı,çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; … yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; 3116 sayılı yasaya göre yapılarak kesinleşen orman kadastro haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmeli;Hazinenin tapusunun dayanağı haziran 1337 tarih 42 numaralı ( geldisi ekim 1295 tarih 39 no)tapunun ve mahkemece davalı kişinin dayanağı olduğu belirtilen ekim 1295 tarih 26,27,28,29 sayılı tapu kayıtları , devletleştirilen (kamulaştırılan) taşınmaza ilişkin belgelerin kapsamı … ve yeterince yaşlı yerel bilirkişiler vasıtasıyla uygulanarak 3402 Sayılı Yasanın 20/C ve 32/3 maddeleri gereğince kapsamı belirlenmeli, bilinmeyen sınırlar konusunda taraflarına tanık dinletme olanağı verilmeli, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel kayıtları ve memleket haritasındaki mevkii ve yer isimleri ile denetlenmeli,orman kadastro haritası, kamulaştırma-devletleştirme haritası,memleket haritası ve komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu ve tapu uygulamasını … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirilmelidir.
Yukarıdaki yöntemle yapılan araştırma sonucunda dava konusu taşınmazın 3116 sayılı yasa hükümlerine göre kadastro tespitinden önce yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı,ya da orman kadastro sınırları dışında olup da, 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre öncesi orman sayılan yer olduğu için devletleştirilen(kamulaştırılan) ve bu işlemi kesinleşen tapu kapsamındaki taşınmaz olduğu halde, 1953 yılında arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulduğu saptandığı takdirde, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet … kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y.nın – 934. İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023 . (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı gözetilerek; tüm deliller birlikte değerlendirilip, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 02/12/2009 günü oybirliği ile karar verildi.