YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1651
KARAR NO : 2023/16242
KARAR TARİHİ : 20.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece, sanık hakkında hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları, 43 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 4 ay 11 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, 5187 sayılı Basın Kanun’u (5187 sayılı Kanun) çerçevesinde “18 ve 22 nci maddeler hariç hapis cezası verilemez” hükümleri ile mevcut ceza davası hükümlerinin çeliştiğine, bu nedenle lehe hükümlerin uygulanmadığına, davanın basın suçları ile ilgili 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görülmesi gerektiğine, üzerine atılı suçları kabul etmediğine, yazıların bir kısmının tarafından yazılmadığına, katılan tarafından uzun yıllardır yapılan hakaret, iftira ve tehditlere yine yayın yoluyla karşılık verdiğine, suç işleme kastının olmadığına ve meşru müdafaa kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemece, “Katılanın … Gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni olduğu, sanığın da ….com isimli internet sitesinin sorumlu yazı işleri müdürü olduğu, sanığın suç tarihlerinde yazdığı yazılarda katılana yönelik gey-sarı lop- paralel yapının cicişi- cemaatin cicişi- divanın çatlayan kaburgası-çakma che- akıl fukarası- palyaço- yalaka- şerefsiz- ırz düşmanı gibi katılanın onur ve saygınlığını rencide edecek şekilde ifadelerle yazılar yazdığı, savunmalarında, suçlamayı kabul ettiği ancak katılanın da kendisine yönelik yazıları nedeni ile bu ifadeleri kullandığını belirttiği, somut ve maddi olayın bu şekilde olduğu anlaşılmıştır.” şeklindeki gerekçeyle mahkûmiyet kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. 5187 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında: “Basılmış eserler yoluyla işlenen veya bu Kanun’da öngörülen diğer suçlarla ilgili ceza davalarının bir muhakeme şartı olarak, günlük süreli yayınlar yönünden dört ay, diğer basılmış eserler yönünden altı ay içinde açılması zorunludur.
Bu süreler basılmış eserlerin Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edildiği tarihten başlar. Basılmış eserlerin Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edilmemesi halinde yukarıdaki sürelerin başlama tarihi, suçu oluşturan fiilin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından öğrenildiği tarihtir. Ancak bu süreler, Türk Ceza Kanununun dava zamanaşımına ilişkin maddesinde öngörülen süreleri aşamaz.” hükümleri düzenlenmiştir.
Şikâyet konusu yazılar sebebiyle kişilik haklarına saldırıldığı iddiasına ilişkin olarak açılacak kamu davasının 5187 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesinin birinci fıkrasında öngörülen dört aylık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerekmektedir. Bu sürelerin muhakeme şartı olarak kabul edildiği görülmektedir.
Somut olayda, sanık hakkındaki soruşturmanın 22.09.2014 tarihinde başladığı, 25.02.2015 tarihinde düzenlenen iddianamenin, mahkemece 05.03.2015 tarihinde kabul edildiği anlaşılmaktadır. Kamu davasının, öngörülen dört aylık süre içinde açılmadığı anlaşılmakla, soruşturma ve kovuşturma şartlarından olan süre şartına uyulmadığı gözetilerek, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi,
2. 5187 sayılı Kanun’un 27 nci maddesinde “Basılmış eserler yoluyla işlenen veya bu Kanunda öngörülen diğer suçlardan dolayı açılan davalardan, ağır ceza işlerinden olanlar ağır ceza mahkemelerinde, diğerleri asliye ceza mahkemelerinde görülür.
Bir yerde ağır ceza veya asliye ceza mahkemesinin birden fazla dairesi bulunması halinde bu davalar iki numaralı mahkemede görülür.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı maddenin ikinci fıkrasında, bu Kanun’da öngörülen suçlara ilişkin yetkili mahkemenin özel olarak düzenlenerek, bir yerde birden fazla asliye ceza mahkemesinin bulunması durumunda 2 numaralı mahkemenin bu tür suçlarda yetkili olacağına ilişkin özel yetki kuralı getirilmesi ve somut olayın da internet sitesi yoluyla işlenmesi karşısında, kamu davasının görevsizlikle … Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi,
Nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık …’ın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.03.2023 tarihinde karar verildi.