YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13808
KARAR NO : 2009/16047
KARAR TARİHİ : 02.11.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, … Köyü 460 parsel sayılı 42.250 m2 yüzölçümlü taşınmazın 2/B madde uygulaması sonucu orman sınırları dışına çıkarılmışsa da, fiilen orman niteliğini koruduğunu, bu nedenle 2/B madde uygulamasının geçersiz sayılarak tapu kaydının iptalini ve taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tescili talebi ile dava açmıştır. Mahkemece, “daha önce … Köyü tüzelkişiliği ile Orman Yönetimi arasında Kartal Tapulama Mahkemesinde görülen ve kesinleşen 19.09.1974 gün ve 1971/37-13 sayılı kararla taşınmazın orman olmadığının belirlendiği, … Köyünde Belde teşkilatı kurulmasından sonra taşınmazın, Belediye Encümeninin 26/12/2002 gün ve 388 sayılı kararıyla davalı şirkete satıldığı, bu hali ile dava koşullarının oluşmadığı” gerekçesiyle davanın reddine dair verildiği, karar Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 03.07.2007 tarih 2007/7534-9551 sayılı ilamı ile “Mahkemece, taşınmaz başında herhangi bir keşif ve uygulama yapılmadan ve çekişmeli taşınmazın 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1948 yılında daha sonra 1985 yılında 2896 Sayılı Yasa hükümlerine yada 1991 yılında 3302 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastro sınırı içine alınıp alınmadığı belirlenmediği, keşif yapılarak, 3116 Sayılı Yasa, 1744 Sayılı Yasa ve 2. madde, 2896 Sayılı Yasa ve 2/B madde, 3302 Sayılı Yasa ve 2/B madde uygulamalarına ait orman kadastro harita ve tutanakları ile 1968 yılında yapılan genel arazi kadastro paftası bilirkişiler aracılıyla yöntemince ayrı ayrı yerine uygulanarak çekişmeli taşınmazın konumunun belirlenmesi, bu şekilde yapılacak uygulama sonucunda çekişmeli taşınmazın yörede 1948 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan orman tahdit sınırları içinde kaldığı, daha sonra 2 ya 2/B madde uygulamalarına konu edildiğinin anlaşılması halinde, 1968 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında Orman Yönetimi ile köy tüzelkişiliği arasında görülüp kesinleşen Kartal Tapulama Mahkemesinin 19/09/1974 gün ve 1971/37-13 sayılı kararı gözönünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesi, yapılan uygulamada çekişmeli parselin Kartal Tapulama Mahkemesinin kararından sonra yörede 2896 ve 3302 Sayılı Yasalara göre her hangi bir nedenle tahdit dışında kalmış ormanların kadastrosunu yapmakla görevlendirilen kadastro komisyonunca orman kadastro sınırı içinde alınıp daha sonra 2/B madde uygulaması ile orman rejimi dışına çıkarıldığının belirlenmesi halinde, hak sahiplerinin bu işleme karşı belirtilen mahkeme kararına dayanarak 2896 ve 3302 Sayılı Yasalardaki hak düşürücü süreler içerisinde yetkili ve görevli mahkemede hak düşürücü süre içerisinde bir dava açmadıklarından orman kadastrosunun kesinleşmiş olacağı, kesin hükmün varlığının orman kadastrosunun kendiliğinden geçersiz olması sonucunu doğurmayacağı, yanlışlığın süresinde açılacak bir dava ile düzeltilmesi gerektiği H.G.K.nun 20/03/1996 gün ve 1995/20- 1086- 174 sayılı kararında belirtildiği gibi hak düşürücü sürenin kesin hükümden önce geleceği, hak düşürücü süre nedeniyle davanın esasına girilemeyeceğinden, daha önce mevcut olan kesin hükmün incelenemeyeceği, yolsuz tescil sonucu oluşan tapuyu devir ve satın alanların da M.Y.’nın 1023 (E.M.Y.931) maddesindeki iyi niyetle edinme koşullarından da yararlanamayacakları gözönünde bulundurularak, Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesi gerektiğine” değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra 3402 Sayılı Yasanın 5841 Sayılı Yasa ile değişik 12/3 ve geçici 10. maddesi uyarınca kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açılamayacağından davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan ve daha sonra 2/B madde uygulaması sonucu orman rejimi dışına çıkartılan, ancak fiilen orman olan taşınmazın tapusunun iptali ile tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 Sayılı Yasaya göre 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1744 Sayılı Yasaya göre yapılan aplikasyon ve 2. madde uygulaması, 2896 Sayılı Yasaya göre yapılıp 15/08/1985 tarihinde ilanı edilmekle itirazsız kesinleşen 2/B madde uygulaması ile 3302 Sayılı Yasaya göre yapılıp 04/09/1991 tarihinde ilan edilerek itirazsız kesinleşen 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece, çekişmeli 460 sayılı parselin, 1968 yılında genel kadastro sonucu yapılan tespitin kadastro mahkemesi kararı ile kesinleştiği ve 3402 Sayılı Yasanın 12/3. Maddesinde anılan 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki; yapılan uygulamada çekişmeli taşınmazı içine alan orman kadastrosunun 1948 yılında, arazi kadastrosunun 1968 yılında yapıldığı ve 1968 yılında yapılan kadastronun 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı yasanın 22/1. Maddesi gereğince ikinci kadastro olup, bütün sonuçlarıyla geçersiz olduğu, bu halde 3402 Sayılı Yasanın 12/3. Maddesinde anılan 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulama yerinin bulunmadığı, ancak davacı Hazinenin 1948 yılında yapılan orman kadastrosuna dayanarak dava açtığı, yapılan uygulamada dava konusu taşınmazın 1948 yılı orman kadastro sınırı içinde kaldığı, Orman Yönetiminin aynı istekle açtığı davanın daha önce kadastro mahkemesinin 19.09.1994 gün 1971/37-13 sayılı kararı ile reddedildiği, bu karara dayanak alınan bilirkişi raporu yanlış olmakla birlikte, temyiz edilmeden kesinleştiği, yanlış uygulama yapılıp mahkemeyi yanıltması nedeniyle hakkında suç duyurusunda bulunularak H.Y.U.Y.’nın 445. Maddesi hükümlerine göre yargılamanın iadesi yoluna da gidilmediği, taşınmaz daha sonra orman sınırları içine alınmadığı, taşınmaz halen ve fiilen orman olduğu halde, orman kadastro komisyonunun görevini ihmal ederek nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkardığı, Hazine tarafından 1968 yılında yapılan genel kadastronun 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. Maddesi gereğince ikinci kadastro olduğu ve 460 sayılı parselin tapuya tescil işleminin yolsuz tescil olduğu yada belediye encümeninin davalı şirkete satışının geçersiz olduğu konularında bir davasının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, farklı bir gerekçeyle reddedilmesinin doğru değilse de, redde ilişkin hüküm sonuç olarak doğru olduğundan, mahkemenin karar gerekçesinin usul ve yasaya uygun olan hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/son. maddesine göre düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 02.11.2009 günü oybirliği ile karar verildi.