YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/7610
KARAR NO : 2023/1967
KARAR TARİHİ : 12.04.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs
HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi ve düzeltilerek esastan reddi kararları
Katılan sanık … vekilinin temyiz dilekçesinin içeriğine göre, kurulan hükümleri sadece katılan sıfatı ile aleyhe temyiz ettiği anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası
gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Uşak 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.09.2021 tarihli ve 2020/323 Esas, 2021/317 Karar sayılı kararı ile;
a) Sanık … hakkında katılan …’e karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 7 yıl 13 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, müsadereye ve mahsuba,
b) Suça sürüklenen çocuk … hakkında katılan …’e karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, müsadereye ve mahsuba,
Karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 04.02.2022 tarihli ve 2022/442 Esas, 2022/435 Karar sayılı kararı ile;
a) Sanık … hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, sanığın istinaf isteminden vazgeçmesi nedeniyle reddine, aynı hükme yönelik Cumhuriyet savcısı (aleyhe) ve katılan vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca netice cezanın 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası olarak değiştirilmesi suretiyle düzeltilerek esastan reddine,
b) Suça sürüklenen çocuk … hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekili ve suça sürüklenen çocuk müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan … vekilinin temyiz sebepleri; eksik incelemeye, delillerin hatalı değerlendirildiğine, haksız tahrik indiriminin uygulanmaması ve katılan lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri; meşru savunmaya, öldürme kastı bulunmadığından bahisle suç vasfına, haksız tahrik indiriminin yetersiz olduğuna ilişkindir.
C. Suça sürüklenen çocuk … müdafiinin temyiz sebepleri; suçu işlemediğine, diğer sanığın eylemine iştirak etmediğine, meşru savunmaya, öldürme kastı bulunmadığından bahisle suç vasfına, haksız tahrik indiriminin yetersiz olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık … ile suça sürüklenen çocuk …’in baba oğul oldukları, katılan … ile aynı apartmanda oturdukları, yönetici olan sanık … ile katılan arasında aidat ödemesi ve diğer apartman sorunlarından kaynaklanan anlaşmazlık bulunduğu, bu anlaşmazlığın zamanla husumete dönüştüğü, suç tarihinde tarafların önce trafikte araçları ile seyir halindeyken karşılaştıkları, burada yaşanan tartışmanın ardından tarafların ikametlerinin önünde tekrar karşılaşmaları üzerine, sanık … ve oğlu suça sürüklenen çocuk …’in ellerinde ayrı ayrı bıçak bulunduğu halde, fikir ve eylem birliği içerisinde katılana saldırıp, göğüs, batın, kasık gibi hayatî bölgelerde toplam 8 bıçak darbesi ile yaraladıkları, katılanın pnömotoraks ve iç organ kesileri nedeniyle yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olacak şekilde yaralandığı anlaşılmıştır.
2. Sanık ve suça sürüklenen çocuk savunmaları, katılanın beyanları, tanıkların anlatımları, olay yeri inceleme raporu ve krokisi, uzmanlık raporları, tutanaklar, nüfus ve adlî sicil kayıtları dava dosyasında mevcuttur.
3. Sanık ve suça sürüklenen çocuğun eylemi neticesinde katılanda meydana gelen yaralanmalara ilişkin Uşak Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen, 01.09.2020 tarihli adlî muayene raporunda; katılanın yaralanmalarının yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
4. Sanık ve suça sürüklenen çocuğun basit tıbbî müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandıklarına dair 12.08.2020 tarihli adlî muayene raporları dava dosyasında mevcuttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı, sadece sanık … hakkında kurulan mahkûmiyet hükmü yönünden netice cezaya ilişkin hesap hatasının düzeltildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Katılan … vekilinin; eksik incelemeye, delillerin hatalı değerlendirildiğine, haksız tahrik indiriminin uygulanmaması gerektiğine, sanık … müdafiinin; meşru savunmaya, öldürme kastı bulunmadığından bahisle suç vasfına, haksız tahrik indiriminin yetersiz olduğuna, suça sürüklenen çocuk … müdafiinin; suçu işlemediğine, diğer sanığın eylemine iştirak etmediğine, meşru savunmaya, öldürme kastı bulunmadığından bahisle suç vasfına, haksız tahrik indiriminin yetersiz olduğuna yönelen temyiz sebepleri yönünden;
1. Ayrıntıları Olay ve Olgular kısmında (1) numaralı paragrafta açıklandığı şekilde gerçekleştiği kabul edilen olayda, aynı başlık altında yer verilen delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, dosya kapsamında eksik incelemenin söz konusu olmadığı; katılanın beyanları ile uyumlu adlî rapor içeriği, tanıkların beyanları, olaya ilişkin ele geçirilen birden fazla kanlı bıçağın bulunması, sanık ve suça sürüklenen çocuğun olaydan sonra kendi rızaları ile karakola teslim olarak olayı gerçekleştirdikleri şeklindeki beyanları ve her ikisinin de sağ el baş parmakları ve işaret parmaklarının yoğun şekilde kan olduğunun tespit edildiğine dair kolluk güçlerince düzenlenen 12.08.2020 tarihli tutanak içeriği, tarafsız tanık U.T.’nin olaydan sonra suça sürüklenen çocuğun katılana hitabeden; “Sen daha ölmedin mi?” şeklinde söz söylediğine dair yeminli anlatımları karşısında, suça sürüklenen çocuğun da sanıkla fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek iştirak halinde atılı suç işlediği; katılanın hayatî bölgeleri hedef alınarak birden fazla kesi ayrı ayrı hayatî tehlike yaratacak şekilde yaralandığı olayda, suçta kullanılan aletlerin niteliği, darbe sayısı ve şiddeti, meydana gelen yaralanmaların ağırlığı, geçmişe dayalı husumet ve tanık beyanları ile de doğrulandığı üzere olaydan sonra suça sürüklenen çocuğun öldürme kastını ortaya koyan sözlerinin bulunması karşısında suç vasıflarının kasten öldürmeye teşebbüs olarak kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı; sanık ve suça sürüklenen çocuğun savunma içeriklerinin tam olarak birbirleri ile örtüşmemesi, aşamalarda çelişki göstermesi, tarafların yaralanmalarının nitelikleri, katılanın üzerinde bıçak olduğu halde olay günü bunu kullanmaması karşısında somut olayda sanık ve suça sürüklenen çocuk yönünden meşru savunma koşullarının oluşmadığı; olayın başlangıcını gören tanığın bulunmaması, sanık ve suça sürüklenen çocuğun da basit tıbbî müdahale ile giderilebilir şekilde yaralanmaları karşısında ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilememesi nedeniyle bu durum lehe değerlendirilerek alt sınırdan haksız tahrik indirimi uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, anılan temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Katılan … vekilinin; katılan lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğine yönelen temyiz sebebi yönünden;
Kendisini vekâletnameli bir vekille temsil ettiren katılan … lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi’nin 14 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuş ise de söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde yer alan (2) numaralı paragrafta açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz istemi vekâlet ücreti yönünden yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 04.02.2022 tarihli ve 2022/442 Esas, 2022/435 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi gereği, hükme “Kendisini vekâletnameli bir vekille temsil ettiren katılan … lehine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 14 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince belirlenen 8.200 TL maktu vekâlet ücretinin sanık ve suça sürüklenen çocuktan alınarak katılana verilmesine” şeklindeki fıkranın eklenmesi suretiyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak sanık … müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Uşak 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.04.2023 tarihinde karar verildi.