Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/7464 E. 2022/8574 K. 01.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7464
KARAR NO : 2022/8574
KARAR TARİHİ : 01.12.2022

MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12.HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce bozmaya uyularak davanın reddine dair verilen 07.07.2021 tarih ve 2021/783 E. – 2021/1102 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi temlik alan davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı banka ile dava dışı Kösem Gıda İnş. Taah. Ltd. Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin davalı tarafından kefil sıfatıyla imzalandığını, kredi borcu ödenmediği için düzenlenen 25/03/1999 tarihli hesap kat ihtarnamesinin davalıya tebliğ edilemediğini, bunun üzerine alacağın tahsili için icra takibi başlattığını, davalının takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu, davalının zamanaşımı itirazı ile borca itirazının haksız olduğunu, 5411 sayılı Kanun uyarınca davacı banka alacaklarının 20 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu kredi sözlemesinden doğan borçların 10 yıllık genel zamanaşımına tabi olduğunu ve 10 yıllık sürenin dolduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmeye Borçlar Kanununda düzenlenen genel zamanaşımı süresinin uygulanacağı, dava konusu alacağın 10 yıllık zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri istinafa başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, kefalet sözleşmesinin 1997 tarihinde imzalandığı, gerçek kişi müteselsil kefilin sözleşmenin imzasından itibaren 10 yıl içinde takip edilmesi gerektiği, 6101 sayılı Kanun’un 5/2.maddesindeki 1 yıllık sürenin de 2.7.2013 tarihinde dolduğu, kefaletin sona erdiği, bu sürenin hak düşürücü süre olduğunun yargı uygulamasında genel olarak kabul gördüğü, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1) b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Çorlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/450 Esas 2018/441 Karar sayılı 18/10/2018 tarihli kararın HMK 353(1)b-2 gereği kaldırılmasına, davacının davasının zamanaşımı sebebiyle reddine, yasal şartları gerçekleşmediğinden kötüniyet tazminat talebinin reddine, davalı yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.
Karar, temlik alan davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davacı (temlik alan) Birleşim Varlık Yönetim A.Ş. harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 01/12/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.