Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/5424 E. 2023/40 K. 09.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5424
KARAR NO : 2023/40
KARAR TARİHİ : 09.01.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince tarafların başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin petrol dağıtım şirketi bayisi olduğunu, dava dışı Özdemir Beton İnş. San. Tic. A.Ş.’ye akaryakıt sattığını, davalının sahibi olduğu, şoför … idaresindeki araca yüklenerek 23.07.2013 tarihinde sevk irsaliyesi ve teslimat makbuzuyla 19.782 litre motorin emtiasının alıcıya ulaştırılmak üzere teslim edildiğini, sürücüye teslim edilen akaryakıtın alıcısına teslim edilmemesi üzerine, bedelinin tahsili amacıyla başlatılan takibe davalı tarafından itiraz edildiğini, taşıma senedi düzenlenmemiş olsa bile karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanıyla taşıma sözleşmesinin kurulduğunu ve eşyanın taşıyıcıya tesliminin taşıma sözleşmesinin karinesi olduğunu, müşteriye yapılan önceki satışların da davalıya ait araçla taşındığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 116 ncı maddesi gereğince taşıyıcının çalıştırdığı kişilerin fiillerinden sorumlu olması nedeniyle sürücünün eylemlerinden de davalının sorumlu olduğunu belirterek itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında taşıma sözleşmesi bulunmadığını, araç maliki olarak müvekkili ile görüşülmeden sözde aracın sürücüsüne teslim edildiği iddia edilen emtiadan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinin geçmişte sahibi olduğu aracın sürücüsü …’un müvekkilini temsil yetkisinin bulunmadığını, anılan kişinini vekaleten temsil yetkisi bulunmadığı gibi sözleşme yapma yetkisi de bulunmadığını, ibraz edilecek sevk irsaliyesi ve makbuzlarda sürücünün imzasının bulunması halinde dahi bu durumun müvekkili yönünden bağlayıcı olmadığını, araç sürücüsünün kendi başına teslim aldığı yükün teslim edilmemesinden araç malikinin sorumlu tutulamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre dava dışı Siyam Petrolcülük .. A.Ş. tarafından davacı firmaya 23.07.2013 tarihli irsaliyeli fatura ile 19.782 litre motorinin 78.649,41 TL üzerinden fatura edildiği, belirtilen akaryakıtın 23.07.2013 tarihli sevk irsaliyesi ile dava konusu araca yüklendiği ve aracın şoförünün … imzasına teslim edildiği; ancak emtianın alıcısına ulaştırılmadığı, bu nedenle davacının taşıyıcı durumundaki davalı araç malikinden emtia bedelini isteme hakkına sahip olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının itirazının kısmen iptaline, takibin 78.649,41 TL üzerinden devamına, alacağın %20 ‘si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılama sırasında getirtilen işe giriş çıkış bildirgelerinden 23.07.2013 tarihi itibarıyla müvekkilinin işveren olmadığının belirlendiğini, sürücü …’ün Kocaeli Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/709 E. sayılı dosyada müvekkilini tanımadığını, işvereninin SN Petrol Ürünleri ve Dış Tic. Ltd. Şti. olduğunu beyan ettiğini, bu durumda taşıyıcı olmayan müvekkili aleyhine dava açılmasının yasal olmadığını, dava dosyasında müvekkili ile ilgili hiç bir belge bulunmadığını, davacı ile müvekkili arasında herhangi bir taşıma sözleşmesi veya geçmişte kurulmuş ticari ilişki bulunmadığını, araç sürücüsü olan … ismindeki şahsın Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarına göre dava dışı şirketin çalışanı olduğunu ve müvekkiliyle ilgisinin bulunmadığını, dinlenen tanık beyanları ve alınan bilirkişi raporlarıyla taraflar arasında hiç bir ticari ilişkinin bulunmadığının açıklığa kavuştuğunu, müvekkiline taşıma işi nedeniyle ödeme yapılmadığını, müvekkilinin aracın işleteni olmadığını, araç üzerinde tasarrufta bulunup bulunmadığı belirlenmeden sadece aracın sicildeki maliki sıfatıyla sorumlu tutulmasının hukuka uygun olmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2. Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; emtianın araç sürücüsü …’e 23.07.2013 tarihinde teslim edildiğini; ancak motorinin alıcıya teslim edilmediğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 856 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince eşyanın taşıyıcıya tesliminin, taşıma sözleşmesinin varlığına karine olduğunu, araçta çalışanın zarardan sorumlu olduğunu, SGK kayıtlarına göre araç sürücüsünün 18.03.2013 tarihinde dava dışı SN Petrol Ürünleri ve Dış Tic. Ltd.Şti.’ndeki işinden ayrıldığını, taşıma tarihi olan 23.07.2013 tarihinde kayıtlı olarak hiç bir yerde çalışmadığını, davalı tarafından sürücünün sigortasız çalıştırıldığını, daha önce de aynı sürücü tarafından aynı araçla taşımalar yapıldığını, müvekkilinin motorin için 78.649,41 TL ödendiğini; ancak bu motorinin müvekkilince 81.074,21 TL’ye dava dışı Özdemir Petrol İnş. Tic. A.Ş.’ye satıldığının bilirkişi raporuyla belirlenmesi nedeniyle davanın kabulü yerine kısmen kabulünün hatalı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşıma senedi düzenlenmemiş olsa bile tarafların karşılıklı ve birbirine uygun iradeleri ile taşıma sözleşmesi kurulacağı, eşyanın taşıyıcıya tesliminin taşıma sözleşmesinin varlığına karine olduğu, davalı vekilinin beyanlarından, davalının taşımanın yapıldığı aracın taşıma tarihindeki maliki olduğunun sabit olduğu, davalı vekili, aracın maliki olan müvekkilinin işleten olmadığını, salt aracın maliki olunmasının işleten sıfatının kabulü için yeterli olmadığını savunduğu; ancak bu kapsamda ciddi ekonomik değerinin yanında işletilmesinin ciddi hukuki sonuçları olan aracın davalıya ait olmasına rağmen işletmesinin kim tarafından hangi hukuki ilişkiye göre yapıldığı konusunda bir açıklama yapılmadığı, bir ticari aracın ruhsat sahibi tarafından işletilmesi asıl olup bu aracın bir başkası tarafından kendi nam veya hesabına işletildiği iddiasının ancak ruhsat sahibi tarafından usulüne uygun düzenlenen sözleşmelerle kanıtlanabileceği, devri resmi şekle tabi olan ticari aracın, üçüncü kişiye uzun süreli kiralandığının da belli delillerle kanıtlanması gerektiği, bu tür bir savunma yapılarak kanıtlanmadan, soyut olarak aracın işleteni olmadığının savunulması yerinde olmayıp 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesinde düzenlenen iyi niyet kurallarına aykırı olduğu, araç sürücüsünün, dava dışı şirket çalışanı olduğunun savunulduğu; ancak, teslim tarihinde sürücünün sigortalı bir çalışması bulunmadığı, davalıya ait ekonomik bir değerin hangi nedenle bir başkasının elinde bulunduğu konusunda hiç bir açıklama yapılmadığı, ülkemizde bir çok çalışanın kayıtsız şekilde çalıştığının bilindiği, bu kapsamda, davalının aracın maliki, işleteni ve taşıma sözleşmesinin tarafı olduğu, davacıya ait araca yüklenen emtianın taşınmasının üstlenildiği; ancak emtianın alıcıya teslim edilmediğinin sabit olması ve emtianın akıbetiyle ilgili bir açıklama yapılmaması karşısında 6102 sayılı Kanun’un 886 ncı maddesi kapsamında zarara kasten veya pervasızca hareketle neden olunması, aracın teslim edildiği ticari araç sürücüsünün aracın asıl amacı olan taşıma işi yönünden yaptığı sözleşme ve işlemlerin davalı yönünden bağlayıcı olması nedeniyle tüm zarardan taşıyıcının sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, 6102 sayılı Kanun’un 880 inci maddesi gereğince taşıyıcı, eşyanın tamamen veya kısmen zıyaından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda, bu tazminat, eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanacağından emtianın araca yüklendiği yerdeki değerinin davacı tarafından dağıtıcıya ödenen ücret olması nedeniyle mahkemece gerçek zararın hüküm altına alınması nedeniyle davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle ve resen belirlenecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 nci maddesi, 6102 sayılı Kanun’un 850 vd. maddeleri

3. Değerlendirme
Dava, taşıma sözleşmesine dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkemece davalının taşımayı yapan aracın maliki olduğu, araç sürücüsünün de davalının çalışanı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de 6102 sayılı Kanun’un 850 vd. maddeleri gereğince “ (1) Taşıyıcı, taşıma sözleşmesiyle eşya veya yolcu taşıma işini veya ikisini birlikte üstlenen kişidir. Eşya her türlü yükü de kapsar. (2) Taşıyıcı, taşıma sözleşmesiyle eşyayı varma yerine götürmeyi ve orada gönderilene teslim etmeyi veya yolcuyu varma yerine ulaştırmayı; buna karşılık, eşya taşımada gönderen ve yolcu taşımada yolcu, taşıyıcıya, taşıma ücretini ödemeyi borçlanır.”

Anılan düzenleme gereğince taşıma sözleşmesinin yazılı olma koşulu bulunmamaktadır. Ancak davalının araç maliki olması da Türk Ticaret Kanunu anlamında taşıyıcı olduğuna karine teşkil etmez. Malik sıfatı ancak Karayolları Trafik Kanunu hükümleri gereğince sorumluluk açısından karine oluşturur. Somut olaya dönüldüğünde, yazılılık şartı bulunmayan taşıma sözleşmesinin varlığını davacı taşıtan yasal delillerle ispat yükü altındadır. Davalı sözleşme ilişkisini reddettiğine göre aleyhine herhangi bir yasal karine bulunmayan davalının sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş davacıya, sözleşmenin varlığını ispat amacıyla yasal delillerini sunması için fırsat verilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken konusunda uzman olmayan bilirkişiden alınan rapor doğrultusunda yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.01.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.