Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/15897 E. 2022/12012 K. 12.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/15897
KARAR NO : 2022/12012
KARAR TARİHİ : 12.10.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki trafik kazası nedeniyle maddi tazminat davası üzerine Uyuşmazlık Hakem Heyetince yapılan yargılama sonucunda; başvurunun kabulüne dair verilen karara davalı vekili tarafından yapılan itiraz incelemesinde; İtiraz Hakem Heyetince davalı tarafın itirazının reddine dair verilen kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü
K A R A R
Davacı vekili; 06.08.2019 tarihinde davalı … şirketi nezdinde … poliçesi ile sigortalı olan aracın direksiyon hakimiyetini kaybetmesine bağlı gerçekleşen trafik kazasında müvekkilinin yaralandığını ve malul kaldığını iddia ederek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 5.600,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talebini ıslah ile toplam 53.275,86 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince, davanın kabulü ile 53.275,86 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 13.08.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı … şirketinden tahsiline karar verilmiş; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine itirazın reddine karar verilmiş; İtiraz Hakem Heyeti kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, İtiraz Hakem Heyet kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle, sürekli işgücü kaybı tazminatı istemine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 51. maddesinde, hâkimin, tazminatın türü ve kapsamının derecesini, durum ve mevkiinin gereğine ve hatanın ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; aynı kanunun 52. maddesinde ise zarar gören taraf, zarara razı olduğu veya kendisinin eylemi zararın doğmasına ya da zararın artmasına yardım ettiği ve zararı yapan kişinin durum ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hakimin, zarar ve ziyan tutarını indirebileceği veya zarar ve ziyanı hüküm altına almaktan vazgeçebileceği açıklanmıştır.
Davalı taraf, davacının olay tarihinde 4 yaşında olduğunu ve arka koltukta çocuk koltuğunda seyahat etmesi gerekirken çocuk koltuğu olmadan seyahat ettiğini ve yaralandığını ve müterafik kusurlu olduğunu savunmuştur. İtiraz Hakem Heyetince, davacının yaşı itibari ile davranışları algılama yetisinin henüz gelişmemiş olduğu gözetilerek araca binmeme ya da gerekli koruyucu tertibatı takmama gibi bir iradesi olamayacağından bu yöndeki itirazın reddine karar verilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin sürücülerin ve yolcuların koruyucu tertibat kullanma mecburiyeti başlıklı 150. maddesinde “M1, M1G, N1, N1G, N2 ve N3 sınıfı araçlarda 150 cm’den kısa ve 36 kg’ın altındaki çocukların taşınması sırasında çocukların ağırlığına uygun bu Yönetmeliğin ekinde yer alan (1) sayılı cetvelde yer alan çocuk bağlama sistemlerinin kullanılması zorunludur. Ancak, 135 cm’den uzun çocuklar çocuk bağlama sistemleri yerine ön koltukta oturmamak şartıyla diğer koltuklardaki emniyet kemerlerini kullanabilirler.” şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Dosya içerisindeki belge ve bilgiler dikkate alındığında, davacının kaza tarihinde dört yaşında olduğu ve kazanın gerçekleştiği sırada arka koltukta olduğu dikkate alındığında, araç içerisinde yolculuk yaparken yönetmelik maddesinde açıklandığı üzere özel donanımlı tertibatla taşınması gerekip gerekmediğinin ve araçta buna ilişkin özel tertibat bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekirken, İtiraz Hakem Heyetince bu husustaki itirazın reddine karar verilmesi hatalı olup kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Kabule göre; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13. maddesi ve karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’nin 17/2. maddesi gereği, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin, tarifeye göre belirlenen nispi vekalet ücretinin 1/5’i tutarında (maktu ücretin altında kalmamak kaydıyla) olması gerektiği gözetilmeden, fazla vekalet ücretine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no’lu bentte gösterilen nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, hükmün (2) ve (3) no’lu bentlerde gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 12/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.