YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1241
KARAR NO : 2023/1851
KARAR TARİHİ : 01.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2022/293 E., 2022/660 K.
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 17.11.2015
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacının … Ziraat Odasında 01.03.1990 tarihinden itibaren kayıtlı olduğunu, SGK tarafından 2926 sayılı Kanun hükümlerine göre tevkifata dayalı tescil işlemleri için yayınlamış olduğu genelgeler doğrultusunda tescilinin sağlandığını, 6111 sayılı Kanun’a göre geçmiş dönem borçlarının yapılandırıp tüm borçlarını ödediğini, emekli olmak için başvurduğunda Kurum tarafından 18.05.2015 tarihli işlem ile sigortalılık süresinin ve 6111 sayılı Kanun’a göre yaptığı prim ödeme işlemlerinin iptal edildiğinin bildirildiğini, Kurumdaki dosyasında 2000-2011 yılları arası toplam 6 farklı yıla ait tevkifat makbuzu bulunduğunu, dava açmadan Kuruma başvurduğunu belirterek 01.09.2000-10.03.2015 tarihleri arası hizmet süresinin iptaline ilişkin Kurum işleminin iptalini, bu sürenin yeniden emekliliğe esas hizmet süresi olarak tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde özetle; hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri hariç olmak üzere dava açılmadan önce SGK’ya müracaat edilmesinin zorunlu olduğunu, yasada belirtilen şart yerine getirilmediğinden davanın reddine karar verilmesini, davacının taleplerinin usule uygun olmadığını, kurumun işleminde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığını, davacının başka bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi olup olmadığını, hizmet kaydı, vergi kaydı ve Bağ-Kur kaydının bulununup bulunmadığının tespitinin gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 17.09.2020 tarihli ve 2019/411 Esas 2020/286 sayılı kararıyla davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile davalı Kurumun 18.05.2015 tarihli 54 189 713 12973/sg sayılı 6111 sayılı Kanun gereğince yapılan yapılandırmanın iptaline ilişkin işleminin iptaline, davacının 01.10.2000 ile 01.05.2008 tarihleri arasındaki sigortalılık süresinin emekliliğe esas hizmet süresi olarak kabul edilmesine ve kurum kayıtlarının bu şekilde düzeltilmesine davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Daire kararında; davacının teslim ettiği ürünler nedeniyle kesilip kuruma intikal eden tevkifatları nedeniyle kurumun sigortalılığı yeniden ihya etmesi neticesinde düzenlenen 06.12.2019 tarihli föyde (01.09.2000-31.12.2005) (01.10.2008-31.12.2008) (28.07.2013-02.09.2013) ve (27.02.2015-10.03.2015) tarihleri arası sürenin kabul edildiği, yine aynı şekilde Kurumun 18.06.2021 tarihli yazısı ile 01.01.2006-30.09.2008 ve 01.01.2009-12.07.2011 tarihlerinin sigortalı olarak kabul edilmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece, 06.12.2019 tarihli föy ve yine kurumun 18.06.2021 tarihli cevabı yazısı birlikte değerlendirilip, kurumun kabul edilen süreler yönünden konusuz kaldığı gözetilmeli, ne varki 31.12.2005-01.10.2008 tarihleri arası dönem bakımından tarımsal faaliyetin devam edip etmediği yönünde kooparatif kaydı ayrıca döneme ilişkin varsa ürün teslimatı ve tevkifatlar celp ve ibraz edilerek, diğer taraftan tapu sicil nezdinde bulunan tapu kayıtları iktisap sebeplerini içerecek şekilde celp edilerek, destek ve kredi durumları da araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince, hükmüne uyulan bozma ilamı sonrası yargılamada; davalı kurumun, …Ziraat Odası Kayıt Defterlerinin 12.12.2012 tarihinde onaylanmış olması ve bu tarihin davacının giriş tarihi olması gerektiğini kabul ederek davacının hizmet süresinin iptalini gerçekleştirildiği, …Ziraat Odası’nın dosyamıza gönderdiği yazı cevabında davacının odaya kayıt tarihinin 01.03.1990 yılı olduğu, …Ziraat Odası Kayıt Defterlerinin noterlikçe onaylanmasının daha önce yapılmış olan kayıtların geçerliliğini etkilemediği, zira Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin 25.04.2011 tarihli 40 sayılı genelgesi ile geçmişte tarımsal faaliyette bulunan ve kesintilerini ürün satışlarından yaptıran çiftçilerin geçmişe yönelik üyelik kayıtlarının oluşturulmasının amaçlandığı, nitekim Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin bu genelgeyi davalı kuruma göndererek olurunu istediği ve davalı kurumun, 22.12.2011 tarihli cevabi yazısında belirtilen esaslara uyulması kaydıyla onay verdiği, …Ziraat Odası Kayıt Defteri’nin bu şekilde noterde onaylatıldığı, bu yönüyle Ziraat Odasının Kayıtlarının usulsüz olmadığı, bununla beraber mahkememizin bozulan ilk kararında da değinildiği gibi 6552 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinde “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra birinci ve ikinci fıkralar uyarınca hizmet iptali yapılmaz.” şeklinde yer verilen düzenleme gereğince davalı kurum tarafından yapılan iptal işleminin yasaya aykırı olduğu, zira 6552 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden sonra (18.05.2015 tarihinde) davaya konu iptal işleminin gerçekleştirildiği, mahkememizin ilk kararında davalı kurum tarafından yapılan ve davaya dayanak olan davalı kurum işleminin iptaline ilişkin hükmün yüksek mahkeme Yargıtay 10. Hukuk Dairesi tarafından da bozma sebebi yapılmadığı, bu sebeple davalı kurum işleminin hukuka aykırı olduğundan iptali gerektiği, bununla birlikte yüksek mahkeme 10. Hukuk Dairesi’nin bozma ilamında ifade edildiği üzere, davacının teslim ettiği ürünler nedeniyle kesilip kuruma intikal eden tevkifatları nedeniyle kurumun sigortalılığı yeniden ihya etmesi neticesinde düzenlenen 06.12.2019 tarihli föyde 01.09.2000 – 31.12.2005, 01.10.2008 – 31.12.2008, 28.07.2013 – 02.09.2013, 27.02.2015 – 10.03.2015 tarihleri arası sürenin kabul edildiği, yine aynı şekilde Kurumun 18.06.2021 tarihli yazısı ile 01.01.2006 – 30.09.2008 ve 01.01.2009 – 12.07.2011 tarihlerinin sigortalı olarak kabul edilmediğinin anlaşıldığı, dolayısıyla 06.12.2019 tarihli föy ve yine kurumun 18.06.2021 tarihli cevabı yazısı birlikte değerlendirildiğinde 01.09.2000 – 31.12.2005, 01.10.2008 – 31.12.2008, 28.07.2013 – 02.09.2013, 27.02.2015 – 10.03.2015 tarihleri arasındaki süreler yönünden davanın konusuz kaldığının kabulü gerektiği, bununla beraber davalı Kurum tarafından davacının sigortalı kabul edilmediği 31.12.2005 – 01.10.2008 tarihleri arasında davacının ziraat odası kaydının bulunmamakla beraber davacı vekili tarafından mahkememize sunulan 02.11.2016 tarihli dilekçesi ekindeki dava dışı … Gıda Sanayi ve ticaret A.Ş.’nin kaşe ve imzasını taşıyan belgede davacının 14.08.2008 – 07.09.2008 tarihleri arasında yapmış olduğu ürün teslimleri sebebiyle yapılan tevkifatların görüldüğü, bu belgenin dışında davacının 31.12.2005 – 13.08.2008 tarihleri arasında ürün teslimi yaptığını ve prim tevkifatı yapıldığını gösterir herhangi bir delilin dosya kapsamında yer almadığı, dolayısıyla davacının davaya konu ettiği 31.12.2005-13.08.2008 tarihleri arasındaki sürelere ilişkin davasının reddine, 14.08.2008 – 01.10.2008 tarihleri arasındaki süreler yönünde açmış olduğu davanın kabulüne ve davacının 01.09.2000 – 31.12.2005, 01.10.2008 – 31.12.2008, 28.07.2013 – 02.09.2013, 27.02.2015 – 10.03.2015 tarihleri arasındaki süreler yönünden açmış olduğu davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak; davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile davalı kurumun kurumun 18.05.2015 tarihli 54 189 713 12973/SG sayılı 6111 sayılı Kanun gereğince yapılan yapılandırmanın iptaline ilişkin işleminin iptaline, davacının 01.09.2000 – 31.12.2005, 01.10.2008 – 31.12.2008, 28.07.2013 – 02.09.2013, 27.02.2015 – 10.03.2015 tarihleri arasındaki süreler yönünden açmış olduğu dava konusuz kaldığından bu süreler yönünden açılan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının 14.08.2008 (bu tarih dahil)-01.10.2008 ( bu tarih dahil değil) tarihleri arasındaki sigortalılık süresinin emekliliğe esas hizmet süresi olarak kabul edilmesine ve kurum kayıtlarının bu şekilde düzeltilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; davacının 26.05.2011 tarihinde tevkifata göre geriye çekme dilekçesi ve yapılandırma talebinde bulunduğunu, sadece 2000 yılındaki ürün makbuzu ile ilgili kesintinin hesaba yüklendiğini, tevkifatı destekleyen …Ziraat Odası kaydının tespit edilemediğini, bu nedenle 26.05.2011 tarihli 6111 sayılı Kanun’a tabi yapılandırmasının iptal edildiğini, Kurum işleminin yerinde olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 01.09.2000-10.03.2015 tarihleri arasındaki sürelerde kurum tarafından kabul edilmeyen Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespit ve tescili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 6183 sayılı Kanun’un 70 inci maddesidir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
01.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…