YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/579
KARAR NO : 2023/2176
KARAR TARİHİ : 08.03.2023
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/290 E., 2018/501 K.
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 28.07.2016
KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasında Mahkemesinde görülen tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı taraf ile davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, dava dilekçesinde özetle; davacının kayıt ve tescil tarihinin 01.09.1995 olduğu, davalı kuruma hiçbir borcunun bulunmadığı ile 01.05.2012 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının kayıt kabul tespit ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının 10.01.2011 tarihinde talebi üzerine tescilinin yapıldığını, 1995 yılı 8. ayına ait tevkifat belgesini kuruma sunması üzerine tescil başlangıcının 01.09.1995 tarihine çekildiğini ve 5510 sayılı Kanun’un Geçici 17 nci maddesi gereği 01.09.1995 tarihi itibari ile durdurularak 01.05.2008 tarihi itibari ile hizmet verildiğini, …’de 506 sayılı Kanun’a tabi çalışmalarının bulunmasının tespit edilmesi üzerine ve 1995 yılı 8. ayında kuruma intikal eden tevkifat ödemeleri tarihinde 506 sayılı Kanun’a tabi çalışmalarının bulunduğunun tespit edilmesi üzerine 2926 sayılı Kanun gereği 01.09.1995 tarihli tescil başlangıcının iptal edildiğini, 2006 tarihli tevkifat ödemesine göre kesintinin kurum hesaplarına intikal tarihini takip eden 01.09.2006 tarihi itibari ile başlatıldığını, tescil başlangıcının 01.09.2006 tarihine alınması ile 17 nci maddesinin uygulanması imkanının kalmadığını ve ihya talebinin ve yapılandırma talebinin reddedildiğini, 2926 sayılı Kanun gereği yaşlılık aylığına hak kazanabilmek için 15 yıl fiili hizmetinin bulunması gerektiğini, davacının 5 yıl 3 ay hizmetinin bulunduğunu, davacının davasının reddini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 19.01.2016 tarihli ve 2012/156 Esas, 2016/23 Karar sayılı kararıyla;
Davanın kısmen kabulü ile birlikte,
Davacının Tarım Bağ-Kur Sigortalılık süresinin 19.09.1995 tarihinde başladığının,
01.02.2015 ‘ten itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin,
01.02.2015’ten itibaren biriken aylılığının ödenmesi gereken tarihlerden itibaren yasal faiziyle davalı tarafından davacıya verilmesi gerektiğinin tespitine, karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 21.06.2016 tarihli 2016/6765 Esas, 2016/10315 Karar sayılı Bozma ilamında;
2.1. Mahkemenin 19.09.1995 tarihinden itibaren Tarım Bağ-Kur sigortalılığının başlaması gerektiğine dair kabulünde, 19.09.1995-31.12.1995 arası dönem yönünden tespit yerinde ise de; Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci maddesinin (2). fıkrasında “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”, hükmüne riayet edilmeksizin, “19.09.1995 tarihinden itibaren…” şeklinde infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. Mahkemece yapılacak iş, davacıya, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hakimin davayı aydınlatma ödevi” başlıklı 31 inci maddesi ile “Tarafların Dinlenilmesi” başlıklı 144 üncü maddesi kapsamında, öncelikle tespitini istediği sigortalılık süresini açıklattırmak, bu dönem hakkında, yukarıda belirtilen ilkeler kapsamında inceleme yaparak sonuca varmaktır.
2.2.Öte yandan, Kurumca kabul edilen süreler dışında, 31.12.1995-01.09.2006 arası dönem yönünden yapılan araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir. Mahkemece ihtilaf konusu olan bu döneme yönelik olarak, yukarıda yer verilen ilkeler çerçevesinde, davacının 2926 sayılı Kanun’a tabi sigortalılık iradesini ortaya koyacak herhangi bir başvurusu, prim ödemesi, ürün satışı veya bu satışlardan yapılan prim tevkifatı bulunup bulunmadığı hususları ayrıntılı olarak araştırılarak, yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmelidir.
2.3.Sonucuna göre de Mahkemece, davacının yaşlılık aylığı tahsis koşullarını taşıyıp taşımadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
Davacının 29.07.2011 tarihli prim ödemesi dışında Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım 2011 aylarına ait prim ödemesinde bulunmadığı, 22.08.2008 tarihinden itibaren Ziraat Odasına üye olduğu, 1978-2001 yıllarında edinilmiş tarla ve elma bahçesi vasıflı taşınmazlarının bulunduğu, … Kooperatifine 06.11.1986 tarihinden itibaren üye olduğu, 1995 yılı Ağustos ayında Toprak Mahsulleri Ofisine, 2006 yılı Ağustos ayında yine Toprak Mahsulleri Ofisine sattığı ürünler nedeni ile ürün bedelinden prim kesintisi yapıldığı, davacının takip eden 19.09.1995 tarihi itibari ile tarım sigortalısı olması gerektiği, bu durumda davacının ihya ile prim borcunu ödediği nazara alındığında, ilk tahsis talep tarihi 29.11.2011 tarihi itibari ile sigortalılık süresi 19.09.1995-29.11.2011 tarihleri arasında 16 yıl, 2 ay, 10 gün olup, 15.03.1943 doğumlu olan davacının 68 yaşını bitirmiş olduğu, bu durumda 4956 sayılı Kanun düzenlemelerine göre 1479 sayılı Kanun’un Geçici 10 uncu maddesi 4 üncü fıkrası alt bentlerinde belirtilen yaş şartını da fazlasıyla yerine getiren davacı aylık bağlanması için yaş ve prim ödeme gün sayısına sahip olduğu ancak 5510 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesi gereğince aylığa hak kazanmak için prim borcunun da bulunmaması gerekmekte olup, sigortalı …’ın 23.05.2011 tarihinde ihya ve yapılandırma talebinde bulunduğu ve kurumca talebinin kabul edilerek borcunun bildirildiği, sigortalı tarafından süresi içerisinde borcunun ödendiği, aylık bağlanması talep tarihinde; 1995 tescil tarihi ve ihya sürelerinin geçerli sayıldığı varsayılırsa sigortalılık süresi aylık bağlanmasına yeterli olmakla birlikte talep tarihinde (29.11.2011) borçlu bulunduğu, bu borç ile birlikte sigortalılığının devamına ilişkin kayıtlarının 27.09.2013 tarihine kadar devam ettiğinden tüm borçlarını 30.01.2015 tarihinde ödemiş olduğu ve ödeme tarihini takip eden ay başından itibaren aylığa hak kazanacağı gerekçesiyle,
Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine;
Davacının Tarım Bağ-Kur Sigortalılık süresinin 19.09.1995 – 31.08.2006 tarihleri arasında olduğunun, 01.02.2015 ‘ten itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin,
01.02.2015’ten itibaren biriken aylılığının ödenmesi gereken tarihlerden itibaren yasal faiziyle davalı tarafından davacıya verilmesi gerektiğinin tespitine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı taraf, aylığın 01.12.2011 tarihinden başlatılmak suretiyle kararın düzeltilerek onanmasını talep etmiştir.
Davalı kurum vekili, kurum işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu öne sürerek davanı reddi gerektiğinden bahisle kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 01.09.1995 tarihinden itibaren Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti, Kuruma borcu bulunmadığı ve yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 7 nci maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Kanun’un 2, 3, 6 , 9 ve 10 uncu maddeleri, 1479 sayılı Kanun’un geçici 10 uncu maddesinin 4 üncü fıkrası
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle davacı ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
08.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…
…