YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/17449
KARAR NO : 2022/13385
KARAR TARİHİ : 31.10.2022
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi tazminat davasının Uyuşmazlık Hakem Heyetince yapılan yargılaması sonucunda; davacının davasının kabulüne dair verilen kararın davalı vekilinin başvurusu üzerine yapılan itiraz incelemesinde; İtiraz Hakem Heyetince, davalı vekilinin itirazının kısmen kabulü ile davanın kısmen kabulüne dair verilen 22.03.2021 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili; 13.11.2019 tarihinde davalı … şirketine zorunlu trafik sigortası ile sigortalı olan araç ile müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu aracın karıştığı trafik kazasında müvekkilinin kalıcı olarak işgöremez hale geldiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL sürekli işgöremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Islah ile talebini 181.762,02 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; talebin reddini savunmuştur.
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince, başvurunun kabulü ile 181.762,02 TL’nin 19.08.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı tarafından başvuru sahibine ödenmesine, karar verilmiş; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince; davalı vekili itirazının kısmen kabulüne, 22.01.2021 – K-2021/9788 sayılı kararın değiştirilmesine; başvurunun kısmen kabulü ile 121.918,08 TL’nin, 19/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı tarafından başvuru sahibine ödenmesine, 59.783,94 TL talebin reddine, karar verilmiş; İtiraz Hakem Heyeti kararı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, İtiraz Hakem Heyeti kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin (2) ve (4), davacı vekilinin (3) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarara dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin meydana gelen kazada yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp iş göremezlik tazminatı talebinde bulunmuştur.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmeliğe uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından hükme esas alınan Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’nın 28/07/2020 günlü raporunda davacının maluliyetinin 20.02.2019 tarihli Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinde, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine atıf yapılmasından bahisle davacının kazadan kaynaklı sürekli maluliyet oranının %10 olduğu tespit edilmiştir.
Davaya konu kazanın gerçekleştiği tarih (13.11.2019) itibariyle 20.02.2019 tarihli Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olup, davacının maluliyetinin bu yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi doğru ise de, ilgili cetvelde özür oranları olmadığı durumlarda Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre davacının maluliyetinin belirlenmesi gerekeceğinden Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik’e göre maluliyet oranının belirlenmesi doğru görülmemiştir. Öte yandan; Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmeliğin 2 nolu ek cetveli olan özür oranları cetvelinin “alt ekstremiteye ait sorunlarda özürlülük oranları” başlıklı 3.maddesinde ” … özürlülük hastanın mevcut durumuna göre belirlenmeli, kişi özrünün zaman içerisinde değişebilme ihtimali varsa rapor süreli olarak verilmelidir. Devamlı özürlülük raporu verilmeden önce, hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmelidir. Alt ekstremitenin sürekli bozukluklarının değerlendirilmesinde anatomik, tanısal ve fonksiyonel yöntemler kullanılır” düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 28/07/2020 tarihli rapor kazadan yaklaşık 9 ay sonra düzenlenmiş olup, davacının kazadaki sağ tibia şaft kırığı nedeniyle oluşan alt ekstremite özür durumu için yönetmelikteki 1 yıllık süre gözetilmemiş ve bu hususta bir değerlendirme de yapılmamıştır.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının yeniden muayenesi de yapılarak kaza nedeniyle maluliyeti oluşup oluşmadığı ve varsa maluliyet oranının, Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmeliğin ilgili cetvelinde özür oranları olmadığından aynı tarihli Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri ile ekindeki cetvellere göre belirlenmesi için, en yakın üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalı başkanlığından rapor alınıp oluşacak sonuca göre (maluliyet oranı bakımından davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak) karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3-Dosyanın incelenmesinde; Uyuşmazlık Hakem Heyetince hükme esas alınan 01.01.2021 tarihli raporda, PMF yaşam tablosu ve prograsif rant formülü esas alınarak davacının % 10 sürekli iş göremezliğine isabet eden zararının 181.762,02 TL olarak hesaplandığı, davalının hesaplama yöntemine itiraz etmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince, TRH yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak davacının %10 oranındaki sürekli iş göremezliğine isabet eden zararın 121.918,08 TL olarak belirlendiği ve raporun bu kısmının hükme esas alındığı anlaşılmaktadır.
Davacının hak kazanabileceği işgücü kaybı tazminatının hesaplanması için alınan ve İtiraz Hakem Heyeti tarafından da karara esas kabul edilen 19/03/2021 tarihli aktüer ek bilirkişi raporunda; 01.06.2015 tarihli Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Genel Şartları dahilinde, TRH 2010 Yaşam Tablosu’na göre ve %1,8 teknik faiz uygulanarak tazminat hesabı yapılmıştır. Tazminat hesaplamasında, yeni ZMSSGŞ ve ekindeki cetvellere göre hesaplama yapılmış ise de, Anayasa Mahkemesi’nin 17/07/2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile; KTK’nun 90. maddesindeki “bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir” bölümündeki “bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Tazminat hesaplamasının, %1,8 teknik faiz uygulanmadan yapılması gereklidir ki, İtiraz Hakem Heyeti tarafından esas alınan rapor bu yönüyle yeterli bir rapor değildir.
Davacı vekilinin ıslah dilekçesinde, 01.01.2021 tarihli raporun, PMF yaşam tablosu ve prograsif rant formülü gözetilerek hesaplama yapıldığı kısmına itirazının olmaması karşısında; davacının talebi gözetilerek PMF’ye göre, % 1,8 teknik faiz uygulanmadan, alınacak maluliyet raporundaki sürekli işgöremezlik oranına göre ve bilinmeyen/işleyecek devre için bilinen son gelirin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi yönteminin kullanılması sonucu elde edilen tazminat hesaplamasının hükme esas alınması gerekirken, yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
4-5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13. maddesi ve karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’nin 17/2. maddesi gereği, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin, tarifeye göre belirlenen nispi vekalet ücretinin 1/5’i tutarında (maktu ücretin altında kalmamak kaydıyla) olması gerektiği gözetilmeden, fazla vekalet ücretine karar verilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no’lu bentte gösterilen nedenlerle davacı vekili ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (4) no’lu bentte gösterilen nedenlerle davalı vekilinin, (3) nolu bentlerde gösterilen nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ile davalıya geri verilmesine 31.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.