Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/4238 E. 2023/1345 K. 13.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4238
KARAR NO : 2023/1345
KARAR TARİHİ : 13.03.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI :

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ
1. Kozan Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.12.2014 tarihli ve 2013/43 Esas, 2014/247 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 6545 sayılı Kanun ile değişiklik öncesi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 18.01.2018 tarihli katılan Bakanlık vekilinin temyiz talebinin reddi, dosyanın esası yönünden ise beden veya ruh sağlığının bozulup bozulmadığına dair çelişkiyi giderir rapor alınması gerektiğinden bahisle ilişkin bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Kararın usul ve kanuna aykırı olmasına ilişkindir.

2. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Özetle; cezanın yetersiz olmasına ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekliliğine ilişkindir.

3. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi
Özetle; 5237 sayılı Kanun’un 6545 sayılı Kanun ile değişiklikten önceki 103 üncü maddesinin altıncı fıkrası yönünden alınan raporlarda mağdurenin ruh sağlığının bozulduğu belirlenmesine rağmen sanık hakkında bu ağırlaştırıcı neden uygulanmadan karar verilmesine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılan mağdurenin on beş yaşından küçük olduğu, sanık ile 2010 yılının ikinci evresinde tanışıp arkadaş olduklarını, sanığın evlenmek amacıyla mağdureyi ailesinden istettiği, mağdurenin ailesinin evlenme isteğine rıza göstermediği, buna rağmen mağdure ile sanığın arkadaşlıklarının devam ettiği, zaman zaman küsüp geri barıştıkları, zaman zaman da sanığın mağdureyi gezmeye götürdüğü, 2011 yılı Mayıs-Haziran aylarında şikayetçi Fatma’nın evde olmadığı bir saatte sanığın mağdurenin evine gittiği, burada mağdure ile rızasıyla cinsel ilişki kurdukları, devam eden günlerde de yine mağdurenin rızası ile cinsel birleşmede bulundukları, bilahare sanığın evlenmek amacıyla tekrar mağdureyi ailesinden istettiği, ancak ailenin buna rıza göstermediğinin anlaşıldığı mahkemece belirtilmiştir.

2. Yukarıda açıklanan oluşa göre, sanığın on beş yaşından küçük mağdureye karşı zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkumiyet kararı verilmiş, suçun işleniş şekli, fiilin diğer özellikleri ve sanığın olaydaki konumu dikkate alınarak takdiren alt sınırdan cezalandırıldığı açıklanmıştır.

3. Sanığın mağdureye yönelik işlediği suç sonucunda mağdurenin ruh sağlığının bozulduğuna ilişkin İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Dairesinin rapor içeriğine göre mağdurede depresif uyum bozukluğu tespit edildiği, mağdurenin ruh sağlığında kalıcı ve sürekli olarak bozulmaya neden olan bu tablonun iddia edildiği gibi cinsel istismara bağlı ortaya çıkabileceği, ancak bu psikiyatrik tablonun hile, şiddet veya zorlama olmaksızın mağdurenin erken yaşta cinsel deneyim yaşamasına bağlı olabileceği gibi olay sonrası gelişen psikososyal stres ve çatışmalar nedeniyle de ortaya çıkabileceğine dair tespitleri gözetildiğinde atılı suçun işlenmesi neticesinde mağdurenin ruh sağlığının bozulduğunun her türlü şüpheden uzak bir şekilde tespit edilemediği, bununla birlikte mağdurenin yargılama aşamasında duruşmalardaki tutum ve davranışları ile şüpheden sanık yararlanır genel hukuk ilkesi birlikte düşünülerek beden veya ruh sağlığının bozulduğuna yönelik ağırlaştırıcı neden sanık hakkında uygulanmamıştır.

IV. GEREKÇE
1. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının yaşı küçük mağdure hakkında koruma kararı olup olmadığına bakılmaksızın davaya katılma hakkı bulunduğundan, Tebliğnamedeki katılan Bakanlık vekilinin temyiz talebinin reddine ilişkin görüşe iştirak edilmemiş; Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevi olduğundan, 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır.

2. Mahkemenin gerekçesi ile tüm dosya kapsamına göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olduğu anlaşıldığından yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

3. On üç yaşında olup yaklaşık bir buçuk yıldır yirmi dört yaşındaki sanık ile cinsel ilişki yaşadığı hususunda bir tereddüt bulunmayan mağdure hakkında Dr. … Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesince düzenlenen sağlık kurulu raporunda mağdurede şu anda tanı kriterlerini karşılayacak psikopatoloji saptanmadığının belirtilmesi, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalınca düzenlenen raporda mağdurenin maruz kaldığı cinsel istismar olayı nedeniyle ruh sağlığının bozulduğunun bildirilmesi, kovuşturmada raporlar arasındaki aktarılan çelişkilerin giderilmesi için İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulundan aldırılan raporda mağdure hakkında depresif uyum bozukluğu tanısı ile ruh sağlığının bozulduğu tespitine yer verilmesinin ardından bu bozulmanın nedeninin cinsel istismara bağlı ortaya çıkabileceği, ancak bu psikiyatrik tablonun mağdurenin erken yaşta cinsel deneyim yaşamasına bağlı olabileceği gibi olay sonrası gelişen psikososyal stres ve çatışmalar nedeniyle de ortaya çıkabileceği, bunlar arasında tıbben ayrım yapılamayacağına dair değerlendirme karşısında bahse konu değerlendirmenin esasında mağdurenin yaşadığı cinsel istismarın sonuçlarına ilişkin olduğu hususunda tereddüt bulunmaması nedeniyle sanık hakkında müsnet suçtan belirlenen temel cezanın 6545 sayılı Kanun ile değişikliklikten önceki 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin altıncı fıkrası ile artırılmayarak sanık hakkında eksik ceza tayini hukuka aykırı bulunmuş, İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporun dosyada mevcut raporlar arasındaki çelişkiyi giderir mahiyette olması nedeniyle Tebliğname’deki yeniden rapor alınması düşüncesine iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
Gerekçenin (3) numaralı bölümünde açıklanan nedenle Kozan Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.12.2014 tarihli ve 2013/43 Esas, 2014/247 Karar sayılı kararına yönelik katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmeyip sanık müdafii ile o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.03.2023 tarihinde karar verildi.