YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5928
KARAR NO : 2023/16896
KARAR TARİHİ : 05.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Görevi yaptırmamak için direnme, hakaret
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemenin kararı ile sanık hakkında,
1. Yerel Mahkemenin kararı ile sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 265 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları, 43 üncü, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, hakaret suçundan; 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ile dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 10.600.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
2. Sanığın denetim süresinde suç işlediğinden bahisle yapılan ihbar üzerine Yerel Mahkemece hükümler aynen açıklanmıştır.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteğinin, kararın temyiz edilmesi nedeniyle bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Olay günü temyiz dışı sanık …’nin kız arkadaşını darp etmesi sonrası olay yerine gelen polis memurlarının müdahale ettikleri sırada temyiz dışı sanık … ve yanında bulunan sanık …’ın saldırgan davranışlar sergilemeye başladıkları, görevlilerin haklarında işlem yapmak istemeleri üzerine “Bizi kimse alamaz, bizi alacak adamın hayatını s…rim, o…pu çocukları, sizi yaşatmam, kafanıza sıkarım.” diyerek hakaret ve tehdit ettikleri, polis merkezine gidene kadar bu söylemlerini sürdürdükleri, görevli memurlara benzer şekilde hakaret ederek ve “Sizi yaşatmayacağız, keseceğiz.” gibi sözlerle tehdit etmeye devam ettikleri, bu şekilde üzerlerine atılı hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarını işledikleri, Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.
IV. GEREKÇE
1. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10 uncu maddesi uyarınca tebligatın, öncelikle muhatabın beyan ettiği en son adrese Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi (MERNİS) şerhi olmadan yapılması, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlindeyse, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilerek, Tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre MERNİS şerhi bulunan tebligatın bu adrese yapılması gerekirken, yokluğunda verilen kararın sanığa doğrudan Tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince tebliğ edilmesinin usulsüz olduğu ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleşmemesi nedeniyle denetim süresinin de işlemeye başlamayacağının anlaşılması karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04.10.2018 tarihli ve 2017/8-952 Esas, 2018/403 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmemesi nedeniyle zamanaşımının durmayacağı, denetim süresi başlamadığı için de bu süre içerisinde kasıtlı suç işlendiğinden bahsedilemeyeceği ve açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması koşullarının bulunmadığı cihetle, Yerel Mahkemece verilen hükmün açıklanmasına ilişkin kararın hukuki değerden yoksun olduğu anlaşılmıştır.
2. Sanığın yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ve dördüncü fıkrası ile aynı Kanun’un 265 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları uyarınca belirlenecek cezaların türü ve üst hadlerine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
3. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin sanığın savunmasının alındığı 11.08.2013 tarihi olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.04.2023 tarihinde karar verildi.