Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/17623 E. 2009/3043 K. 23.02.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/17623
KARAR NO : 2009/3043
KARAR TARİHİ : 23.02.2009

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 7.Hukuk Dairesinin 10/10/2005 gün ve 2005/2068-3027 sayılı bozma kararında özetle; “Mahkemece çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde oman kadastrosu yapılıp yapılmadığı araştırılarak yapıldı ise, orman tahdit haritası uygulanarak, yapılmadı ise eski tarihli belgeler uygulanarak taşınmazların öncesinin orman olup olmadığının araştırılması, orman olmadığının saptanması halinde dayanak kayıtların 3402 Sayılı Yasanın 20. Maddesi gereğince yerine uygulanarak sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu Merkez Mahallesi 84 ada 11 sayılı parselin davacı ve müşterekleri adına, 84 ada 12 sayılı parselin davacı … adına, 84 ada 15 sayılı parselin müdahiller adına payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır.
Mahkemece her ne kadar taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davacı ve müdahil gerçek kişiler lehine zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmişse de delillerin takdirinde yanılgıya düşülmüştür. Şöyle ki; davacıların dayandığı tapu kaydı, dört sınır itibarıyla davalı taşınmazlara uymamaktadır. Öte yandan; keşif sırasında dinlenilen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından, taşınmazların 15-20 yıldır davacılar tarafından kullanılmadığı ve üzerinde orman ürünleri deposunun bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda; davacı kişilerin taşınmazları iradi terkleri sözkonusu olup, zilyetlikleri kendi istekleri ile kesintiye uğramıştır. Öte yandan; mahkemece yapılan keşifte görev alan orman bilirkişi raporuna ekli memleket haritasının incelenmesinde taşınmazların bulunduğu yer … olarak görünmekte olup, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğundan zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden değildir. 3402 sayılı yasanın 14 ve 17. maddelerinde yazılı koşulların davacılar lehine oluşmadığı ve taşınmazların zilyetlikle
kazanılabilecek yerlerden olmadığı anlaşıldığından, davanın reddine, taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle davacı gerçek kişiler adına tescile karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 23.02.2009 günü karar verildi.