YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10741
KARAR NO : 2009/15366
KARAR TARİHİ : 20.10.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 21.01.2008 … 2007/14860-2008/569 sayılı bozma kararında özetle; “Çırakman Köyü 1440 parsel sayılı taşınmazın tamamının kesinleşen orman sınırlama haritası içinde kaldığı halde eski tarihli memleket haritasındaki konumuna göre kısmen kabul kararı verilmesinin usulsüz olduğu, taşınmazın tamamının tahdit içinde kaldığı anlaşıldığından davanın tümden kabulü ile taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne, Kahyalı Köyü 160 parsel sayılı taşınmazın mera özel sicil kaydının silinerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 10.08.1998 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu vardır.
Yapılan incelemede; yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı son oturumda oluşturulan kısa kararda “Davacının davasının kabulü ile … İli, … İlçesi, … Köyü, … mevkii 1440 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline” dendiği halde, gerekçeli kararda “Davacının davasının kabulü ile … İli, … İlçesi, … Köyü, … mevkii 160 parsel sayılı taşınmazın mera özel sicil kaydının silinmesine ve orman niteliği ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline” denmiştir. Oysa, kısa kararla gerekçeli kararın çelişik olması mutlak bozma nedeni oluşturur (İ.B.B.G.K. 10.04.1992 t, 1991/7 E. – 1992/4 K.). Bundan ayrı; Dairenin 21.01.2008 … 2007/14860-2008/569 sayılı bozma kararı yerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesi Başkanlığının gönderme kararına uyulmasına karar verilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 20/10/2009 günü oybirliği ile karar verildi.