Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2007/7573 E. 2007/7905 K. 01.10.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/7573
KARAR NO : 2007/7905
KARAR TARİHİ : 01.10.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili, dava dilekçesinde davacının nüfus kütüğünde “09” olan doğum gününün “10” olarak düzeltilmesini istemiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davada, davacının nüfus kütüğüne yanlışlıkla yazıldığı ileri sürülen 09.04.1970 olan doğum tarihinin 10.04.1970 olarak düzeltilmesi istenmiş, mahkemece, davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddi yolunda hüküm kurulmuştur.
Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; davacı …’ın 10.04.1970 günü Almanya’nın Leer Kentin’de dünyaya geldiği, hastanede gerçekleşen doğum sonucunda hastane görevlilerince yapılan maddi hata sonucu tutanakta davacının 10.04.1970 günü doğmasına karşın 09.04.1970 tarihinde doğmuş gibi tutanak düzenlendiği, bu yanlışlığın düzeltilmesi için davacının babası … … tarafından Avrich Yerel Mahkemesine başvurularak doğum tutunağındaki sözü edilen hatanın düzeltildiğine dair 25.09.1970 gün ve 3-III 17/70 sayılı kararın alındığı anlaşılmaktadır. Bu duruma göre mahkemece de kabul edildiği gibi davacı Alman Mahkemesinden aldığı düzeltme kararını, Türkiye’de açmış bulunduğu bu davada delil olarak göstermiştir. Davada delil olarak değerlendirilmesi gereken Alman Mahkemesi kararının kesinleşmesine, tenfiz ya da tanınmasına gerek yoktur. Çünkü davacı, şahsi hale ilişkin bulunan bu iddiasını her türlü delille ispat etmek olanağına sahiptir. Davacının bu delilinin aksi de ileri sürülmediğine göre bu delile itibar etmek gerekir.
Mahkemece, sözü edilen delil davanın ispatı için yeterli görülmediği takdirde davacının dava dilekçesinde saydığı delilleri arasında bulunan diğer delillerini (tanık dinlenmesi ve her türlü yasal deliller) sunması için ona uygun bir süre tanınması ve toplanacak deliller sonucu oluşacak kanıya göre hüküm kurulması gerekirken davanın reddi doğru görülmemiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 1.10.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.