YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14543
KARAR NO : 2023/139
KARAR TARİHİ : 16.01.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI :
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesinin 24.10.2019 tarihli ve 2019/158 Esas, 2019/309 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 15.01.2020 tarihli ve 2019/3310 Esas, 2020/107 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 15.01.2020 tarihli ve 2019/3310 Esas, 2020/107 Karar sayılı kararının, sanık ile müdafii, katılan Bakanlık vekili ve Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 31.01.2022 tarihli ve 2021/14708 Esas, 2022/562 Karar sayılı kararı ile ”Mağdurenin ilk derece mahkemesince karar verilmeden önce dosyaya sunduğu 30.09.2019 havale tarihli dilekçesinde önceki ifadelerini reddederek farklı hususlardan bahsetmesi ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, mağdurenin duruşmaya getirilerek aşamalarda değişen beyanlarına ilişkin ayrıntılı şekilde dinlenmesinden sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi” nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesinin 07.07.2022 tarihli ve 2022/183 Esas, 2022/293 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 26.10.2022 tarihli ve 9-2022/129754 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; tanık S.U.’nun ifadesinde mağdurenin sanığa olan hislerini çarpıttığı, tanık Z.U.’nun ise çelişkili beyanlarda bulunduğu, mağdure ve ailesinin aşamalarda sanığın atılı suçu işlemediğine dair anlatımları bulunduğu, adli tıp raporunda atılı suçun işlendiğine dair herhangi bir bulguya rastlanmadığı, ilk derece mahkemesi tarafından eksik incelemeyle deliller değerlendirilmeden, soyut ve varsayıma dayalı gerekçe ile karar verildiği, suça konu olaylar hakkında bilgi ve görgü sahibi tanık bulunmadığı, mağdurenin aşamalarda yan delillerle desteklenmeyen, soyut ve çelişkili beyanları dışında sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine yeter her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına ilişkindir.
2. Katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebepleri; tüm dosya içeriği nazara alındığında sanığın çocuğun istismar eylemini vücuda organ sokmak suretiyle gerçekleştirmeye çalıştığı ancak başaramadığı, bu sebeple çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılması ve Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Olay tarihinde mağdure …’in Çarşamba Gaziosmanpaşa Ortaokulunda 8. sınıf kaynaştırma öğrencisi olduğu ve aynı zamanda hafta sonları … Merkezinde özel eğitim aldığı, bu süreçte babaannesi Şehri ile öz amcası olan sanık …’un Çarşamba ilçesi Çay Mahallesindeki ikametlerinde kaldığı, bu şekilde mağdure ve sanığın 2018 yılı Eylül ayından itibaren aynı evde ikamet ettikleri, mağdurenin ilk olarak okul arkadaşı olan tanık S.U.’ya amcası olan sanık …’un kendisine “Aşkım, canım, karıcığım” gibi kelimeler söylediğini, dudağından ve yanağından öptüğünü, vücuduna dokunduğunu ifade ettiği, bu tanığın ise …’ten duyduğu bu olayı ablaları …’ya anlattığı, tanık Z.U. ‘nun ise okula giderek yetkilileri durumdan haberdar ettiği,
2. Bu şekilde başlatılan soruşturmada mağdurenin 22.02.2019 tarihinde … İzlem Merkezinde (ÇİM) alınan beyanında özetle: 2018 yılı Eylül ayından itibaren babaannesi olan Şehri ile kaldığını, İstanbul’daki amcası olan …’un da yine 2018 Eylül ayında eşinden boşanarak babaannesinin evine taşındığını, arkadaşları olan …… amcasının kendisine tacizde bulunduğunu anlattığını, ancak babaannesine anlatmadığını, evde yalnız bulunduğunda ve amcası …’un kendisini odasına çağırdığı zamanlarda kendisini öpüp okşayıp özel bölgelerine dokunduğunu, amcasının sinirli bir kişiliği olduğu için ondan korktuğunu, yanına gelip kendisini öpüp bazen de odasına bahaneyle çağırdığını, odasına gittiğinde genelde giydiği pijamanın altını sıyırıp özel bölgelerini okşayıp elini elbisesinin içine sokarak okşadığını, dudağından da uzun uzun öpüp ayıp şeyler söylediğini, kendisine yapma dediğinde kendisini dinlemediğini, bazen üzerinde pantolonu çıkarmadan eliyle özel bölgesini okşayıp kendi cinsel organını gösterip eline ve dudağına dokundurduğunu, arka özel bölgesine de bir kaç defa cinsel organını sokmaya çalıştığını, ön özel bölgesine de bir kez sokmaya çalıştığını, canının acımadığını, kanama da olmadığını, o sırada amcasının penisinden sıvı geldiğini görmediğini ama kendisinden sıvı geldiğini, ara sıra kendisine harçlık verdiğini, ilk cinsel istismarın hangi tarihte olduğunu hatırlamadığını, son eylemin ikinci dönemin başında olduğunu, fakat tam gününü hatırlamadığını, o gün de dudağından göğsünden ve özel bölgesinden öpüp penisini ağzına değdirdiğini ama ağzının içerisine girmediğini, toplam yedi kez bu şekilde istismarda bulunduğunu, babaanesinin olanları hiç görmediğini çünkü olayların amcasının odasında ve geceleri gerçekleştiğini, kendisine hitaben “Aşkım, canım, sevgilim, evlenelim” gibi sözler söylediğini, amcasına yapma deyip kaçmaya çalıştığında kendisini dinlemediğini kolundan tutup kendisine doğru çektiğini beyan ettiği;
3. Tanık sıfatıyla beyanına başvurulan S.U.’nun aşamalardaki anlatımlarında özetle: Olay tarihinde mağdur …’in yanına gelerek amcasının kendisine aşkım, karıcığım gibi sözler söyleyerek vücuduna dokunduğunu, yanağından ve dudağından öptüğünü anlattığını beyan ederek mağdurun iddialarını doğruladığı; tanık Z.U.’nun da aşamalardaki beyanlarında özetle: Mağdur …’in, kardeşi’nin okul arkadaşı olduğunu, olay tarihinde …’nın eve gelerek arkadaşı …’in amcası tarafından istismar edildiğini, amcasının kendisine dokunduğunu ve uygunsuz kelimeler kullandığını söylediğini, bunun üzerine durumu okulun rehberlik öğretmenine bildirdiğini, ayrıca 2018 yılında babası ile birlikte yolda giderken … ile amcasının evinin önünden geçtikleri sırada sanık …’un elini …’in ayaklarında gezdirdiğini ve …’e hitaben “Ben sana bakarım, seninle evlenirim, aşkım, sevgilim, karıcığım” gibi sözler kullandığını duyup gördüğünü ifade ettiği;
4. Her ne kadar sanık aşamalardaki savunmasında mağdura yönelik herhangi bir cinsel eylemde bulunmadığını beyan etmekle üzerine atılı suçlamayı inkar etmiş ise de; şikayet tarihi itibariyle 14 yaşında olan mağdurun, kendisinden yaşça oldukça büyük olan sanığa böylesine ahlaki ve ciddi bir konuda iftira atmasını gerektirir herhangi bir somut nedenin bulunmadığı, aksine sanıkla aralarında amca yeğen olarak yakın akrabalık ilişkisinin söz konusu olduğu ve aynı evde ikamet ettikleri, mağdur anlatımlarının olay, yer, zaman ve mekan yönünden kopukluk arz etmeyip hem kendi içerisinde hem de tanık beyanları ile tutarlılık arz ettiği, mağdure her ne kadar yargılama aşamasında mahkememize
sunmuş olduğu 30.09.2019 havale tarihli dilekçesinde başından geçenlerin bir rüya olduğunu, amcasının suçsuz olduğunu belirtmiş ise de; Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin bozma kararına uyularak bozma ilamı doğrultusunda mağdurenin mahkemeye getirtildiği, dosyaya sunduğu 30.09.2019 havale tarihli dilekçesi fiziki olarak gösterildiğinde, dilekçeyi kendisinin yazdığını, imzanın kendisine ait olduğunu beyan ettiği, mağdureye dosyaya sunduğu 30.09.2019 havale tarihli dilekçesinde önceki ifadelerini reddederek farklı hususlardan bahsetmesi, aşamalarda değişen beyanları sorulduğunda mağdure, dilekçenin içeriğinin doğru olmadığını, bu dilekçe yazılmadan önce sanıkla ilgili anlattığı olayların doğru olduğunu, dilekçe içeriğinin ise doğru olmadığını, sanık amcasının durumu nedeniyle aile içinde halaları ve babaannesi aynı ortamlarda olduklarında söylendiklerini, babaannesinin şikayetini geri almasını istediğini, çevresindeki kişilerden bu dilekçeyi yazması yönünde yönlendirildiğini, dilekçe içeriğinde ne yazacağı konusunda onu yönlendirdiklerini, ancak kimin yönlendirdiğini burada söylemek istemediğini, bu kişinin dilekçede yazdığı konularda bunları yazması ile ilgili onu yönlendirdiğini, yoksa o dilekçedeki şeyleri kendisinin yazmayacağını, daha önce mahkemede sanık amcasının ona yönelik eylemleri ile ilgili anlattığı hususların doğru olduğunu beyan ettiği,
5. Mağdureye şikayetinin devam edip etmediği sorulduğunda; sanığın bulunduğu ortamda kendini rahat ifade edemediğini beyan etmekle sanık geçici olarak duruşma salonu dışına alınarak tekrar mağdureden sorulduğunda; sanıktan şikayetinin devam ettiğini, ayrıca az önce sorulan dilekçeyi yazması ve içeriği konusunda yönlendirenin … isimli halası olduğunu, duruşma salonu dışında beklediği sırada da dışarıda bulunan halalarının ona şikayetini geri alması konusunda şifahen telkinde bulunduklarını beyan ettiği, iddianame kapsamında her ne kadar sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüs suçundan cezalandırılması talep edilmiş ise de, mağdurun Samsun Kadın Doğum ve … Hastalıkları hastanesinde yapılan muayenesi sonucunda düzenlenen 22.02.2019 tarihli raporda mağdurun genital muayenesinde kızlık zarında yırtık bulunmadığı ve bakire olduğu, yine anal muayenesinde de herhangi bir patalojiye rastlanılmadığının belirtildiği, mağdurun ÇİM’deki ifadesinde “Cinsel organını sokmaya çalıştı, yapma dedim ise de kaçmaya çalıştım ise de beni dinlemedi, kolumdan tutup kendisine çekti” şeklinde anlatımda bulunduğu ve sanığın eylemini tamamlamasına engel teşkil edecek herhangi bir nedenden söz etmediği, bu haliyle mağdurun kendisinden yaşça büyük olan sanık tarafından kırılabilecek direnci dışında eylemini tamamlamasına engel olacak mahiyette herhangi bir nedenin bulunmadığı kanaatine varılmakla, sanığın olay tarihinde on beş yaşından küçük olan mağdura yönelik vücuduna dokunup öpme, ön ve arka özel bölgelerine cinsel organını sürtme şeklinde gerçekleşen eylemlerinin çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin aşamalardaki çelişkili beyanları, sanığın istikrarlı savunması, tanık anlatımları ve tüm dosya içeriği nazara alındığında sanığın mağdureye cinsel istismarda bulunduğuna dair mağdurenin soyut beyanları dışında delil olmadığından sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmü hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Açıklanan nedenlerle tebliğnamede sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün onanmasına yönelik görüşe iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesinin 07.07.2022 tarihli ve 2022/183 Esas, 2022/293 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, bozma sebebine göre sanığın TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde derhal salıverilmesinin ilgili yerlere en seri şekilde bildirilmesi için müzekkere yazılmasına,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.01.2023 tarihinde karar verildi.