Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/23108 E. 2023/312 K. 24.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/23108
KARAR NO : 2023/312
KARAR TARİHİ : 24.01.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI :

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ünye Cumhuriyet Başsavcılığının 10.08.2011 tarih 2011/2512 soruşturma sayılı iddianamesiyle, sanığın mağdure ile cinsel ilişkiye girdiği ve … isimli kişiyle mağdurenin cinsel ilişkiye girmelerine

aracılık ettiği iddiasıyla çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve fuhuş suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 227 nci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

2. Ünye Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.01.2014 tarihli ve 2011/174 Esas, 2014/19 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve fuhuş suçlarından, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci ve altıncı fıkraları ile 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 17 yıl hapis, 227 nci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 4 yıl hapis ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

3. Ünye Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.01.2014 tarihli ve 2011/174 Esas, 2014/19 Karar sayılı kararının sanık müdafii ve katılan mağdure vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay kapatılan 14. Ceza Dairesinin 23.10.2014 tarihli ve 2014/5539 Esas, 2014/11546 Karar sayılı kararı ile beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün onanmasına, fuhuş suçundan kurulan hükmün ise sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda birden fazla kez on beş yaşını doldurmayan mağdurenin … isimli kişi ile fuhuş yapması için aracılık yaptığı, bu nedenle sanığın eylemlerinin hem çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu hem de fuhuş suçunu oluşturduğu, 5237 sayılı Kanun’un 44 üncü maddesinde düzenlenen fikri içtima hükmü uyarınca bu suçların en ağırı olan zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan hüküm kurulması gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir.

4. Ünye Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.03.2015 tarihli ve 2015/23 Esas, 2015/62 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, 23.10.2014 tarihli Yargıtay ilamında zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün onandığı belirtilerek, fuhuş suçundan ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

5. Ünye Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.03.2015 tarihli ve 2015/23 Esas, 2015/62 Karar sayılı kararının sanık müdafii, katılan mağdure vekili ve O yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay kapatılan 14. Ceza Dairesinin 15.01.2020 tarihli ve 2018/7100 Esas, 2020/427 Karar sayılı kararı ile sanığın mağdureyi farklı zamanlarda fuhuş maksadıyla … isimli kişiye temin edip onunla birden fazla cinsel ilişkiye girmesini sağlamak suretiyle bu kişinin mağdureye yönelik işlediği zincirleme biçimde çocuğun nitelikli cinsel istismarı eylemlerine 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesi kapsamında müşterek fail olarak katılması nedeniyle eylemlerinin hem aynı Kanun’un 227 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen çocuğun fuhşu hem 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlarını oluşturup, 44 üncü maddede düzenlenen fikri içtima kuralı gereğince sanığın daha ağır olan zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir.

6. Ünye Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.11.2020 tarihli ve 2020/71 Esas, 2020/212 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci ve altıncı fıkraları ile 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 14 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

7. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 13.06.2021 tarihli ve 14-2021/9290 sayılı düzelterek onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık müdafiilerinin temyiz isteği; mağdurenin beyanları dışında her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil olmadığına, sanığın mağdureye yönelik zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan daha önce mahkumiyetine karar verildiğine, mükerrir cezalandırmanın hukuka aykırı olduğuna, mülga kanuna göre fazla cezaya hükmedildiğine, vesaire ilişkindir.

2. Katılan mağdure vekilinin temyiz isteği; sanık hakkında takdiri indirim yapılmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

3. Katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteği; sanığın en üst sınırdan cezalandırılmasına ve Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Yapılan yargılama neticesinde; sanık …’ın, bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda birden fazla kez, on beş yaşını doldurmayan mağdure …’nın diğer sanık … ile fuhuş yapması için aracılık yaptığı mahkemenin kabulü olmakla birlikte, sanık …’ın eylemlerinin hem çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu, hem de fuhuş suçunu oluşturduğu nazara alındığında, sanık …’ın, dava dışı olan sanık …’nin mağdur …’ya yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismar eylemlerine 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesi kapsamında aslen iştirak ettiği, eylemlerinin hem çocuğa yönelik fuhuş hem de çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlarını oluşturduğu bu bağlamda; 5237 sayılı Kanun’un 44 üncü maddesinde düzenlenen fikri içtima kuralı gereğince sanık …’ın eyleminin daha ağır olan zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu oluşturduğu kanaatine varılarak sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Sanık müdafiin temyiz isteği yönünden
1. Suçun Sübutuna Yönelik
Mağdurenin aşamalardaki ayrıntılı beyanları, 29.04.2013 tarihli rapor içeriği, tanık beyanları, savunma ve tüm dosya içeriğine göre; sanığın, … isimli kişinin mağdureye yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismar eylemlerine 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesi kapsamında aslen iştirak ettiği anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Ceza Miktarına Yönelik
Sanığın eylemine uyan ve lehine olan 6763 ve 6545 sayılı Kanun değişikliklerinden önceki 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci ve altıncı fıkraları uygulandığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Sair Temyiz İsteğine Yönelik
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

B. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirildiği ve “Sanığın yargılama sürecindeki izlenen olumlu tutum ve davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri sanık yararına cezayı hafifletici takdiri indirim nedeni kabul edilerek…” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye istinaden sanık hakkında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verildiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C. Katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
1. En Üst Sınırdan Ceza Verilmesi Gerektiğine Yönelik
Mahkemece 5237 sayılı Kanun’un Cezanın belirlenmesi başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kriterler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen cezada orantılılık ilkesi göz önünde bulundurulmak suretiyle sanık hakkında kurulan hükümde, suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı ve suç tarihinde kanunda öngörülen yaptırım miktarı göz önüne alınarak 10 yıl hapis cezası olarak belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Vekalet Ücreti Takdir Edilmesi Gerektiğine Yönelik
Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmamıştır.

D. Yukarıda izah edilen nedenle, Tebliğnamedeki düzelterek onama görüşüne iştirak olunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ünye Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.11.2020 tarihli ve 2020/71 Esas, 2020/212 Karar sayılı kararında sanık müdafii, katılan mağdure ve katılan Bakanlık vekilinin öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafii, katılan mağdure ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

24.01.2023 tarihinde karar verildi.