Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/14883 E. 2023/200 K. 18.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14883
KARAR NO : 2023/200
KARAR TARİHİ : 18.01.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI :

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığının 14.12.2021 tarih, 2021/ 6462 Esas sayılı iddianamesiyle sanık hakkında nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs suçundan açılan davada, Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.02.2022 tarihli ve 2021/982 Esas, 2022/90 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmistir.

2. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 25.05.2022 tarihli ve 2022/833 Esas, 2022/871 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık müdafiinin temyiz istemi; katılanın beyanlarının aşamalarda değişkenlik gösterdiğine, sanığın eyleminin vasıflandırılmasının yanlış olduğuna, eylemin sokak ortasında gerçekleşmesi nedeniyle uzun süre devam etmesinin mümkün olmadığına, anlık ve kısa süre içerisinde gerçekleşen eylemin sarkıntılık boyutunda kaldığına, alt sınırdan uzaklaşılmaması ve takdiri indirim nedenlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

2. Katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi; sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmesi ve Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Yapılan yargılama neticesinde, katılanın aşamalarda istikrar arz eden ayrıntılı beyanları ve bu beyanları ile örtüşür teşhis tutanağı, olay anını gösteren görüntüler, tanık …’nin katılanın çığlık atıp yardım istediğine ilişkin anlatımları, sanığın ikrar içerir savunması ile tüm bilgi ve belgeler bir arada değerlendirildiğinde; katılan …’nın hasta olan arkadaşına ıhlamur yapıp götürdükten sonra evine doğru gece saat 00:30 sularında yürümekte olduğu esnada arkasından gelen sanık …’un katılanın … kısmına dokunduğu, akabinde omzundan tutarak eliyle ağzını kapattığı, katılanın sanığın elinden kurtulmaya çalıştığı ve kaldırımda yaşanan arbede esnasında birlikte yolda bulunan araçların arasına düştükleri, sanığın yere kapaklanan katılanın üzerine çıktığı ve arkasından sürtündüğü, katılanın anlatımına göre sanığın cinsel organının uyarılmış halde olduğu, yine katılanın sanığın üzerindeki kıyafetleri çıkarmaya yönelik bir eyleminin olmadığını belirtmesi karşısında, sanığın eyleminin cinsel saldırı kapsamında kaldığından eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesindeki cinsel saldırı suçuna vücut verdiği kanaatine varılmıştır.

2. Sanığın eylemini gece vakti, kimsenin olmadığı bir zaman diliminde, sokak ortasında, yalnız bir şekilde evine giden bir kadına karşı pervasızca gerçekleştirmesi, kamera kayıtlarında gözüktüğü üzere katılanın poposunu sıktıktan sonra mağdurun uzun süre sanığa direnmesi, eylemin anlık olarak kalmayıp belirli bir zamana yayılması, sanığın katılana karşı fiziki üstünlüğü sebebiyle katılanın çaresizce uzun süre sanığın altında çırpınması ve eylemin katılanda meydana getirdiği ağır travmatik süreç nazara alınarak temel cezanın belirlenmesi safhasında 5237 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 61 inci maddesi uyarınca alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle hüküm tesis edilmiştir.

3. Sanığın sabıka kaydında … ve kişilerin huzur ve sükununu bozma gibi suçları işlemesi sebebiyle failin geçmişi, eylemin işleniş şekli nazara alınarak sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi kapsamında takdiri indirim hükmü uygulanmamıştır.

4. Katılan Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmediği görülmüştür.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Eylemin Sarkıntılık Aşamasında Kaldığına Yönelik
Katılanın aşamalardaki samimi anlatımları, savunma, tanık beyanları, 27.11.2021 tarihli doktor raporu içeriği, kamera görüntüleri ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın katılanın … kısmına dokunup akabinde omzundan tutarak eliyle ağzını kapatması, katılanın sanığın elinden kurtulmaya çalışması üzerine kaldırımda yaşanan arbede esnasında birlikte yolda bulunan araçların arasına düşmeleri ve sanığın yere kapaklanan katılanın üzerine çıkıp arkasından sürtünmesi şeklinde belirli yoğunluğa ulaşan eylemlerinin ani, kısa süreli ve kesik hareketlerle gerçekleşmediği, bu nedenlerle fiilin sarkıntılık düzeyini aşarak cinsel saldırının temel şeklini oluşturduğu anlaşıldığından kurulan hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Takdiri İndirim Hükümlerinin Uygulanması Gerektiğine Yönelik
Sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirildiği ve “Sanığın geçmişi, eylemi gerçekleştirme şekli ve dosyaya yansıyan kişilik özelliklerine göre…” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye istinaden sanık hakkında takdiri indirim nedeni uygulanmamasına karar verildiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Teşdit Hükümlerinin Uygulanmaması Gerektiğine Yönelik
Mahkemece 5237 sayılı Kanun’un cezanın belirlenmesi başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kriterler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen cezada orantılılık ilkesi göz önünde bulundurulmak suretiyle sanık hakkında kurulan hükümde, TCK 61. m. si uyarınca suçun işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saik göz önüne alınarak temel cezanın “8 yıl” hapis cezası olarak belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

4. Sair Temyiz Sebeplerine Yönelik
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden
1.Vekalet Ücreti Takdir Edilmesi Gerektiğine Yönelik
Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır.

2. Teşdit Uygulanması Gerektiğine Yönelik
Mahkemece 5237 sayılı Kanun’un cezanın belirlenmesi başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kriterler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen cezada orantılılık ilkesi göz önünde bulundurulmak suretiyle sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saik göz önüne alınarak temel cezanın “8 yıl” hapis cezası olarak belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 25.05.2022 tarihli ve 2022/833 Esas, 2022/871 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

18.01.2023 tarihinde karar verildi.