YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/3862
KARAR NO : 2007/315
KARAR TARİHİ : 29.01.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde faiz alacağının tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davalı idare aleyhine davacı tarafından 19.11.1998 tarihinde Havran Asliye Hukuk Mahkemesinde faiz isteminde bulunulmadan açılan 1998/205 esas sayılı kamulaştırma bedelinin artırılması davası, 16.11.1999 tarihinde sonuçlanıp Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleşmiştir. Bu dava ile ilgili olarak hüküm altına alınan alacağın tamamı, davalı … Genel Müdürlüğünden tahsil edilmezden önce davacı, bu kez fazlaya ilişkin talep ve dava hakkını saklı tutmaksızın, önceki davada istemediği faiz alacağı için, 872.334.782 TL’nin davalı idareden tahsili istemiyle 26.08.2002 günü Havran Asliye Hukuk Mahkemesine başvurmuştur. Mahkemenin 2002/131 esası üzerinden görülen bu davanın 5.11.2002 günlü oturumunda davalı vekilinin talebi üzerine davacı, kamulaştırma bedelinin artırılması davasının açıldığı tarihten itibaren kararın kesinleştiği 09.12.2001 tarihine kadar olan süre içinde işlemiş faizi istediğini ve bunun için bu davayı açtığını bildirmiştir. Bilirkişi tarafından düzenlenen 8.11.2002 günlü rapora göre de; davacıya, dava tarihinden (19.11.1998) icra takip tarihine (17.07.2001) kadar olan dönem için 2.590.834.301 TL ödenmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece, 10.12.2002 günü taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile 872.334.782 TL’nin davalı idareden alınarak davacı tarafa verilmesi yolunda hüküm kurulmuştur. Bundan sonra davacı, 13.12.2002 günlü dava dilekçesini Havran Asliye Hukuk Mahkemesine vererek inceleme konumuz olan 2002/193 esas sayılı bu davayı açmıştır. Bu davada, yukarıda sözü edilen 2002/131 esas sayılı davanın yargılaması sırasında bilirkişi tarafından belirlenen miktardan hüküm altına alınmayan faiz alacağı olan 1.718.499.519 TL ile icra takibinden sonra tahakkuk
./..
2006/3862-2007/315 -2-
ettirildiği halde tahsil edilemediği ileri sürülen 1.550.261.347 TL faiz alacağı toplamı 3.268.760.866 TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne, 3.146.229.519 TL faiz alacağının davalı yönetimden tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir.
Borçlar Yasasının 113.maddesine göre faiz, feri nitelikte bir alacak olmasına karşın bunun, asıl alacak davasından ayrı olarak başlı başına bir dava ile istenebilmesini engelleyen bir yasa hükmü bulunmamaktadır. Önceden açılmış bulunan alacak, bedel artırımı veya tazminat davalarında faiz hakkının saklı tutulduğunun bildirilmemiş olması faizin, ayrı bir dava ile istenebilmesine engel değildir. Bunun için asıl davanın kazanılması şarttır. Asıl davaya konu olan alacağın tahsili sırasında faiz isteme hakkının saklı tutulduğu yolunda ihtirazı kayıt konulmalıdır ya da asıl alacağın tahsilinden önce bu hakkın saklı tutulduğu halin icabından anlaşılmalıdır. Asıl alacakla birlikte istenmeyen faiz alacağının bağımsız bir dava ile talep edilmesi halinde, hesaplanan faiz alacağının hangi zaman sürecine ilişkin bulunduğu ve miktarının ne olduğu, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkının saklı tutulup tutulmadığı açıkça belirtilmelidir. Dava konusu edilen alacaktan daha fazla bir miktarın ilerideki bir tarihte ıslah veya ek dava ile istenmesinin amaçlanması hallerinde, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hak mutlaka saklı tutulmalıdır. Aksi taktirde talep edilenin dışında kalan kısımdan zımnen vazgeçilmiş olacağı doktrinde ve uygulamada genellikle kabul edilmektedir.
Öte yandan davacı, 19.11.1998 tarihinde açtığı dava sonucu Havran Asliye Hukuk Mahkemesinden aldığı 16.11.1999 gün ve 1998/2005 esas, 1999/180 karar sayılı ilamını, Havran İcra Müdürlüğüne götürüp 17.07.2001 gün ve 2001/2428 esas sayılı takip talebi ile borçlu idare aleyhine icra takibinde bulunmuştur. Sözü edilen takip talebine, borçlu tarafından yapılacak kısmı ödemelerde, Borçlar Kanununun 84. maddesine göre öncelikle faiz, gider ve fer’ilerin mahsubunu istemiştir. Bu icra takip dosyasındaki 09.12.2002 günlü hesap tablosuna göre de; 1.427.730.000 TL’si takip tarihinden sonra işlemiş faiz olmak üzere asıl alacakla birlikte toplam alacağın 3.573.970.000 TL olduğu ve bunun 2.084.160.000 TL’sinin icra veznesine ödendiği, anılan tarih itibariyle bakiye 1.489.810.000 TL borcun kaldığı ve böylece takipten sonra tahakkuk eden ve bu dava dosyasındaki dava dilekçesiyle ödenmediği iddia edilip mahkemeden tahsili istenen 1.550.261.347 TL’nin tamamının, Borçlar Yasasının 84. maddesi uyarınca ödenmiş olduğu anlaşılmıştır. Kaldı ki bilimsel
çevrelerde ve Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulamalarında icra takibinden sonra gerçekleştirildiği belirlenen bu miktar (faiz alacağı), ödenmemiş olsaydı bile bunu dava etmekte davacının hukuki yararı bulunmamaktadır. Çünkü dava, Yasa tarafından korunmaya değer bir hakkın ortaya çıkarılması için açılır. Dava ile elde edilmek istenen amaç, daha kısa sürede, kolay ve güvenli bir şekilde gerçekleşebilecek ise bu konuda dava açılmasında hukuki yarardan bahsedilemez (Baki Kuru H.M.U. Altıncı Baskı Cilt II Sayfa 1363-1373). İcra takibinin kesinleşmesiyle herhangi bir hükme hacet kalmaksızın davacı, icra marifetiyle alacağına kavuşma olanağına sahip bulunmaktadır.
Mahkemece tüm bu hususlar dikkate alınarak faiz alacağının bakiyesi olduğu iddia edilen ve dava dilekçesinde istenilen 1.718.499.519 TL ile ilgili davada, fazlaya ilişkin hak saklı tutulmadığından ve ayrıca; icra takibinden sonra tahakkuk ettiği anlaşılan ve yine bu dava dilekçesinde davalı idareden tahsili istenen 1.550.261.347 TL faiz alacağının dava tarihinden önce Borçlar Kanununun 84. maddesi uyarınca icra kasasına ödendiğinden ve davacının, böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığından davanın reddi yerine, kısmen kabulü yolunda hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.1.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.