YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12700
KARAR NO : 2023/74
KARAR TARİHİ : 10.01.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI :
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.12.2015 tarihli ve 2014/132 Esas, 2015/251 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında rızası olmaksızın bir kadının çocuğunu düşürtme suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanlar vekili; mağdurenin yaşı hakkında alınan raporun yetersiz olduğunu, bu konuda ATK’dan rapor alınması gerektiğini, eylem tarihinde mağdurenin henüz reşit olmadığını, çocuk düşürtme konusunda rızasının bulunmadığını beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
1. İlk derece mahkemesi; ” Sanık …’nın 2012 yılında katılan … ile tanıştığı ve aralarında duygusal bir ilişkinin başladığı, aynı yıl içinde birden çok kez cinsel ilişkiye girdikleri, daha sonra katılanın başka birisiyle daha görüşmesi ve cinsel ilişkiye girmesi nedeniyle ayrıldıkları, 2012 yılı Mayıs ayında gebe olduğunu öğrenen katılanın, sanık …’e durumu ilettiği, sanık …’in katılanı kürtaj olması konusunda ikna ederek Finike İlçesi’nde kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olarak çalışan sanık …’in muayenehanesine gittikleri, burada sanık …’nin katılana kürtaj yaptığı, daha sonra katılanın kendisine zorla kürtaj yapıldığını ileri sürerek şikayetçi olduğu anlaşılmış ve maddi olay bu şekilde kabul edilmiştir.
2. Sanıklar savunmalarında, kürtaj işlemini tamamen inkar ederek suçlamayı reddetmişlerse de, katılanın, sanık …’nin muayenehanesine gittikleri tarih, gitmeden önceki telefonlaşmaya ilişkin anlatımlarının, sanıklar arasındaki iletişime dair kayıtlarla doğrulanması karşısında, gerçekten de 2012 yılı Haziran ayında sanık …’in işyerinde katılanın kürtaj yaptırdığı anlaşılmaktadır.
3. Yukarıda belirlenen kabule nazaran, sanıkların iddia edildiği gibi rızası olmaksızın katılanın çocuğunu düşürtme suçunu işleyip işlemedikleri irdelenmelidir. Mağdurun yaşı nüfus kayıtlarına göre 01.12.1995 olarak görünmekle birlikte, … Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan rapora göre, katılan 2012 yılında 18 yaşını doldurmuştur. Dolaysıyla kürtajın yapıldığı tarih itibariyle reşittir. Bu durumda sanıkların eylemlerinin suç olarak nitelenebilmesi için geriye kalan ihtimaller, katılanın rızası olmaksızın zorla kürtaj yapılması veya katılanın rızası olmakla beraber on haftadan daha fazla olan gebeliğin sonlandırılmış olması ihtimalleridir. Yapılan kürtaj işlemi ile sonlanan gebeliğin süresini tespit etme imkanı bulunmamaktadır. Nitekim … Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan raporda, katılanın geçmiş tarihte kürtaj olup olmadığı hususunun dahi belirlenemeyeceği belirtilmiş olup bu durumda gebeliğin kaçıncı haftada sonlandığını belirlemek zaten olanak dışıdır.
4. Katılana zorla kürtaj yaptırıldığı iddiasına gelince; Katılanın zorla götürülerek rızası dışında kürtaj yapıldığına dair, katılanın soyut iddiaları dışında her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmamaktadır. Kaldı ki, katılanla sanık … arasında internet üzerinden yapılan yazışmada, bizzat katılan çocuğu aldırmaktan bahsetmektedir. Dolayısıyla sanıkların üzerlerine atılı suçu işledikleri yönündeki iddia basit şüpheden öteye geçememiştir. Şüpheden sanığın yararlanması, ceza yargılamasının evrensel prensiplerinden biri olup, buna göre sanığın mahkumiyeti yoluna gidilebilmesi için, suç teşkil eden eylemin, tüm tereddütleri giderici, somut ve kesin delillerle ispat edilmiş olması gerekir. Kamu davası açılması için yeterli görülen basit şüphe ve hatta kuvvetli şüphe, kişinin mahkumiyeti için asla yeterli değildir. Açıklanan nedenlerle sanıkların eylemi sabit hale gelmediğinden, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince sanıkların beraatlerine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.” gerekçesiyle sanıkların beraatlerine karar vermiştir.
IV. GEREKÇE
1. Katılanlar vekilinin mağdurenin yaşı hakkında yeniden rapor aldırılması gerektiği ve sair temyiz itirazlarına yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde; mağdurenin suç tarihinde kayden 16 yaşını doldurduğu, şahsa sıkı sıkıya bağlı haklarını bizzat kullanabileceği, çocuk aldırma eyleminin de şahsa sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğu ve mahkeme gerekçesinin yerinde olduğu anlaşılmakla hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılanın yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.12.2015 tarihli ve 2014/132 Esas, 2015/251 Karar sayılı kararında katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılanlar vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.01.2023 tarihinde karar verildi.