YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/24135
KARAR NO : 2022/11529
KARAR TARİHİ : 05.10.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili; davalıya ait kamyonun 25/07/2013 tarihinde davacıya ait …Tavukçuluk isimli işyerine girerek işyerinin kullanılmaz derecede hasarlanmasına neden olduğunu, Fethiye 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/3 D.İş sayılı dosyası ile yaptırılan tespitte davalının kusurundan kaynaklanan kaza nedeni ile toplam 10.700,00 TL’lik hasar olduğunun belirlendiğini belirterek 10.700,00 TL alacağın haksız fiil tarihi olan 25/07/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; talep edilen zarar bedelinin kabul edilebilir nitelikte olmadığını, hasar tespitine ilişkin dosyada alınan bilirkişi raporlarının gerçek durumu yansıtmadığını ve davacının kaza nedeni ile uğradığını iddia ettiği zararı sigorta şirketinden alabileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 10.700,00 TL’nin haksız fiil tarihi olan 25/07/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hükmüne uyulan Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 25/09/2019 gün ve 2016/11340 Esas 2019/8524 Karar sayılı ilamında “ davalı tarafın delil tespit dosyasında alınan raporlara itiraz etmiş olduğu da dikkate alınarak, hasar konusunda uzman bilirkişi heyetinden tarafların itirazlarının değerlendirildiği ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli rapor alınarak varılacak uygun sonuca göre hüküm kurmak gerektiği ve bilirkişi raporunda belirlenen sovtaj değerinin dava konusu eşyaların değerinden mahsubu konusunda olumlu veya olumsuz herhangi bir değerlendirme yapılmadığı” gerekçesiyle davalı yararına hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uygun yapılan yargılama neticesinde; davanın kısmen kabulü ile 9.375,00 TL alacağın haksız fiil tarihi olan 25/07/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan hasar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar.
Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hüküm bulunması gerektiği açıktır.
Mahkemece, hükmün gerekçesinde gerçek zararın 8.125,00 TL olarak tespit edildiğinin belirtilmiş olmasına karşın hüküm kısmına sehven 9.375,00 TL yazıldığı, hüküm verildikten sonra farkedilen bu hatanın dosyadan el çekilmesi nedeniyle düzeltilmediği belirtilmiş olup, bu husus mahkemenin gerekçesinde çelişki oluşturmaktadır.
Bu şekilde gerekçe ile hüküm arasında uyumsuzluk oluştuğu ve bu hususun hükmü çelişkili hale getirdiği, hükmün bu haliyle infazda tereddüt yaratacak nitelikte olduğu açıktır.
Bu durumda, mahkemece; yukarıda açıklanan yasa hükümlerine ve içtihada uygun şekilde; hüküm çelişkisi içermeyen kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, denetime elverişli gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken, Anayasa ile 6100 sayılı HMK’nın 297 ve 298. maddelerine aykırı şekilde, hükümde çelişki ve infazda tereddüt yaratacak şekilde karar yazılması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 05/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.