Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2023/1909 E. 2023/1134 K. 20.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1909
KARAR NO : 2023/1134
KARAR TARİHİ : 20.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama, mala zarar verme
KARAR : Mahkûmiyet

… 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.01.2020 tarihli ve 2017/109 Esas, 2020/2 Karar sayılı kararları ile hükümlü hakkında;
a) Katılan…..,’e yönelik neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ve aynı maddenin aynı fıkrasının son cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına,

b) Katılan …’a yönelik mala zarar verme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 151 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hükmolunan 3 ay 10 gün hapis cezasının 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası

uyarınca 1 yıl denetim süresi berlienmesine ilişkin hükümlerin, istinaf edilmeksizin 13.03.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştikleri anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 24.11.2022 tarihli ve 2021/21973 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.02.2023 tarihli ve KYB-2022/151162 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.02.2023 tarihli ve KYB-2022/151162 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre,
1) Katılan …’ı, silahtan sayılan ıstaka ile kemik kırığına ve yüzünde sabit ize neden olacak şekilde yaralayan suça sürüklenen çocuk hakkında, birden fazla nitelikli halin (5237 sayılı Kanun’un 87/1-c ve 87/3) aynı olayda gerçekleşmesi nedeniyle, anılan Kanun’un 61. maddesi uyarınca temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle belirlenmesinde dikkate alınarak daha ağır cezayı gerektiren suç olan, yüzde sabit iz oluşacak şekilde yaralama nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 86/1, 86/3-e, 87/1-c, 87/1-son maddeleri gereğince ceza tayini gerektiği ve anılan Kanun’un 87/3. maddesine göre ayrıca artırım yapılamayacağı gözetilerek anılan Kanun’un 86/1. maddesine göre alt sınırdan uzaklaşılarak ceza belirlenmesinden sonra aynı Kanun’un 86/3-e ve 87/1-c maddelerine göre cezanın artırılması, bulunan cezanın 5 yılın altında kalması halinde 5237 sayılı Kanun’un 87/1-son maddesine göre 5 yıla çıkarılması ve bundan sonra indirim maddelerinin uygulanması yerine anılan Kanun’un 86/1, 86/3-e, 87/3. maddelerinin tatbikinden sonra aynı Kanun’un 87/1-c maddesi uygulanarak hatalı uygulama yapılmasında,
2) Kayden 03.02.1999 doğumlu olup, suçun işlendiği 22.10.2016 tarihinde 15-18 yaş grubu aralığında bulunduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında tayin olunan cezalardan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 31/3. maddesi uyarınca 1/3 oranında indirim yapılması gerektiği gözetilmeden fazla ceza tayininde,
3) Kasten yaralama suçu yönünden kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun’un 53/4. maddesi gereğince aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hak yoksunluklarının suça sürüklenen çocuk hakkında uygulanamayacağının gözetilmemesinde,
İsabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. Resmî nüfus kaydına göre suç tarihinde 15-18 yaş grubunda bulunduğu belirlenen hükümlünün, inceleme dışı diğer yakınları ile birlikte katılan …’ın kardeşi Gürhan’ın bazı araçların lastiğini kestiği iddiasında bulunarak bu meseleyi konuşmak için katılan …’ın işlettiği kahvehaneye geldiği, aralarında tartışma çıktığı, hükümlünün kahvehanedeki eşyalara zarar verdiği ve ayrıca ıstaka fırlatarak müşteri olarak bulunan katılan Necip’i burnunda hayat fonksiyonlarına etkisi orta (2 nci) derecede olan kemik kırığı ve yüzünde sabit iz meydana gelecek şekilde yaraladığı anlaşılmıştır.

2. Hükümlünün eylemi neticesinde katılan Necip’in yüzünde sabit iz oluştuğu ve hayat fonksiyonlarını orta (2 nci) derecede etkileyen kemik kırığı meydana gelecek şekilde yaralandığı olayda, birden fazla nitelikli hâl ihlâline neden olan hükümlü hakkındaki 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temel cezanın, aynı Kanun’un “Cezanın belirlenmesi” başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen meydana gelen zararın ağırlığı, kastın yoğunluğu gibi ölçütler ile 5237 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi, aynı Kanun’un 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi gereği cezanın artırılmasını müteakip 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin ve aynı maddenin aynı fıkrasının son cümlesinin uygulanması ile yetinilmesi gerektiği dikkate alınmadan kemik kırığı meydana geldiğinden bahisle, anılan Kanun’un 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendinden sonra cezanın 87 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (1/3) oranında da artırılması suretiyle hatalı uygulama yapıldığı belirlenmiştir.

3. Bununla birlikte resmî nüfus kaydı dava dosyasında mevcut olan hükümlünün, suç tarihinde on beş yaşını doldurduğu on sekiz yaşını doldurmadığı, bu itibarla Mahkeme tarafından neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama ve mala zarar verme suçlarından belirlenen ceza miktarları üzerinden, 5237 sayılı Kanun’un 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (1/3) oranında yaş küçüklüğü sebebine dayalı kanunî indirim oranı uygulanmadığı tespit edilmiştir.

4. Ayrıca 5237 sayılı Kanun’un, “Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma” başlıklı 53 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının ilgili bölümünde yer alan;
“… fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.”
Şeklindeki düzenleme dikkate alınmadan hükümlü hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu yönünden kurulan hükümde hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verildiği de anlaşılmıştır.

5. Hükümlünün neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan hatalı uygulama yapılması, her iki suç yönünden hükümlü hakkında 5237 sayılı Kanun’un 31 inci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanmaması ve fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış olan hükümlü hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan hak yoksunluklarının uygulanamayacağının gözetilmemesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

6. Mala zarar verme suçu yönünden Mahkemece (3) numaralı paragrafta yer alan bozma nedeni gereği doğru uygulama yapılarak belirlenecek kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı Kanun’un, “Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar” başlıklı 50 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan; “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, …fiili işlediği tarihte on sekiz yaşını doldurmamış …bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca aynı maddenin birinci fıkrasında belirtilen seçenek yaptırımlara çevrilmesi konusunda zorunluluk getirildiği, ancak seçenek yaptırımların belirlenmesinde 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Suç tanımında hapis

cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adlî para cezasına çevrilmez.” hükmünün de gözetilmesi gerektiği dikkate alınmalıdır.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Hükümlü … hakkında katılan Mucip’e yönelik neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama ve katılan …’a yönelik mala zarar verme suçlarından verilen … 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.01.2020 tarihli ve 2017/109 Esas, 2020/2 Karar sayılı kararlarının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca kazanılmış hakkının dikkate alınamasına,

20.03.2023 tarihinde karar verildi.