YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1853
KARAR NO : 2007/1556
KARAR TARİHİ : 03.05.2007
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 102 ada 108 parsel sayılı 16100 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz … …’un zilyet ve tasarrufunda iken zilyetliği terketmesi ve 20 yılı aşkın süredir kimsenin zilyetliğinde bulunmaması nedeniyle ve ham toprak niteliğiyle davalı Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içerisinde tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın reddine ve çekişmeli parselin kadastro tespiti gibi Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; zilyetlikle mülk edinme şartlarının davacı yararına gerçekleşmediği kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar için yeterli bulunmamaktadır. Davacı, 24.2.2006 tarihli dava dilekçesinde ve 13.4.2006 tarihli oturum beyanında, fotokopisini sunduğu tapu kaydına dayandığını bildirdiği halde, mahkemece davacı dayanağı tapu kaydı getirtilerek usulen mahalline uygulanmamıştır. Noksanlığın ikmali ile dosya içine getirtilen davacı dayanağı tapu kaydının 1953 yılında tescil ilamıyla oluşturulduğu ve kadastro sırasında başka bir taşınmaza revizyon görmediği, aynı tapu kaydının bir hududunun da mera okuduğu ve eylemli durumda bu yörede ham toprak niteliği ile Hazine adına tespit edilmiş taşınmaz bulunduğu anlaşılmaktadır. Tarafların bildirdikleri deliller toplanıp değerlendirilmeden hüküm kurulamaz. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için, davacı dayanağı tapu kaydı tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile, bulunabilmesi halinde tescil dosyası, bulunamaması halinde tescil ilamı ve krokisi ile celbedildikten sonra mahallinde usulen belirlenecek mahalli bilirkişiler, usulen bildirilecek taraf tanıkları ve tespit bilirkişileri huzuru ile keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte davacı dayanağı tapu kaydının çekişmeli taşınmaza ait olup olmadığı ile ait ise kapsamı 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20.maddesinde düzenlenen yönteme uygun belirlenmeye çalışılmalıdır. Hazır bulunacak mahalli bilirkişi ve tanıklardan davacı dayanağı tapu kaydının sınırları tek tek sorulup saptanmalı, bildirilen sınırlar uzman fen bilirkişiye işaret ettirilmeli, mahalli bilirkişi ve tanık beyanları komşu parsel tutanakları ile denetlenmelidir. Yine taşınmazın kime ait olduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, öncesinin ne olduğu, tutanağın edinme sebebinde geçen … …’un kim olduğu, davacı ile ilişkisinin ne olduğu, taşınmaza zilyet olduğu dönemde zilyetliğinin niteliği mahalli bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı sorulup saptanmalıdır. Bu şekilde yapılacak araştırma ve uygulamada
tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde, tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilmeli, beyanlar arasında doğabilecek çelişkiler usulen giderilmeli; uzman ziraatçı bilirkişiden taşınmazın niteliğiyle ilgili, uzman fen bilirkişisinden kayıt uygulaması, tescil krokisi ve kayıt kapsamı ile keşfi izlemeye olanak verir raporlar alınmalıdır. Bu şekilde tarafların bildirdikleri ve bildirecekleri tüm deliller toplanıp değerlendirdikten sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik ve yetersiz araştırma, inceleme ve uygulama ile hüküm kurulamaz. Davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 03.05.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.