YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6011
KARAR NO : 2009/7330
KARAR TARİHİ : 03.11.2009
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında, kooperatif üyeliğinin tespiti istemine ilişkin dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı vekili, asıl ve birleşen davada, 04.06.2004 tarihinde davalı …’nın kooperatif üyeliğini devraldığını, bunu kooperatife bildirdiğini, ancak kooperatifçe üyeliğinin kabul edilmediğini ileri sürerek, müvekkilinin üye olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir. Davalı kooperatif vekili, davacının üyeliği devraldığını iddia ettiği davalı …’nın devir tarihinde sahibi olmadığı bir hisseyi devrederek, davacıyı dolandırdığını, bu nedenle de hakkında ceza davası açıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı … vekili, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini savunmuştur. Mahkemece, davacının üyeliğini devraldığı kişinin kooperatif üyesi olmadığı, davacının kooperatif üyeliğine kabul edildiğine ilişkin bir kararın ve herhangi bir ödemesinin bulunmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar vermiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kooperatif üyeliğinin tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak bilirkişi raporlarında, dava konusu kooperatif payının önce … tarafından davalı …’ya devredildiği, bu davalı tarafından hissenin davacıdan önce dava dışı …’e devredildiği belirtilmekte ise de; yargılama sırasında davalı kooperatifçe, hissenin … tarafından davacıya devredildiği, ancak 10.000-YTL’nin ödenmemesi ve …’dan alınan 35.000-YTL bedelli senet iade edilmediği gerekçesiyle devrin gerçekleşmediği kabul edilmekte olduğuna göre bu kabulün, davalı kooperatifçe hissenin davacıya devredildiğini de kabul anlamına gelip gelmeyeceği, diğer taraftan, davalı …’nın kooperatifin yöneticisi olduğu belirtilmiş olduğu halde, aynı hisseyi iki ayrı kişiye devretmesi şeklindeki mükerrer satıştan hangisinin davalı kooperatifi bağlayıp bağlamayacağı tartışılmadığı gibi davacıdan alınan 10.000-YTL’lik senedin icra takibine konulduğu ve davacının maaşından kesildiğinin belirtilmiş olması nedeniyle, anılan senedin hangi gerekçelerle tahsil edildiği de araştırılmamıştır. Bu durumda mahkemece, davada verilecek kararın, davaya konu
payın son sahibi …’in hukukunu da etkileyeceği gözetilerek, bu kişiye karşı dava açılması için davacıya süre verilmesi, davanın açılması halinde davaların birleştirilmesi, bundan sonra yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde yapılacak araştırma ve değerlendirmelere göre, hangi devrin geçerli olduğu belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine,03.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.