YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/601
KARAR NO : 2007/614
KARAR TARİHİ : 08.03.2007
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 118 ada 42 ve 198 parsel sayılı 11463.51 ve 21676.6.25 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 42 nolu parsel … ve 198 nolu parsel davalı … adına tesbit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde 118 ada 42 nolu parselin kendisine ait olduğu halde yanlışlıkla davalı babası … adına tesbit edildiği ve bu taşınmazın bir kısmının ise 198 nolu parsel içine dahil edildiği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişmeli parsellerin tesbit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama sonucu verilen hüküm dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. 118 ada 42 nolu parsel maliki … halen hayatta olup 18.4.2006 tarihli celsede oğlu olan davacı …’in davasını kabul etmiştir. Mahkemece babasının davacı dışında başka mirasçıları da bulunduğu ve rızai taksimin kanıtlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir. Davacının babası … sağ olduğu ve davayı kabul ettiğine göre artık kardeşlerinin mirasçılığından bahsedilemez. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 95. maddesine göre kabul kesin hükmün sonuçlarını oluşturacağından 118 ada 42 nolu parselin tesbitinin iptali ile davacı adına tescile karar verilmesi gerekir. Ayrıca temyize konu 118 ada 198 parsel maliki … de 18.4.2006 tarihli celsede “taşınmazın adına fazla yazıldığını bu kısmın keşifte belirlenerek kime ait ise O’nun adına yazılmasını kabul ediyorum” diyerek kabul beyanında bulunmuştur. Keşifte mahalli bilirkişi ve tesbit bilirkişi tanıkların beyanları ile ortak sınır belirlenmiş ve davacının 198 nolu parselin fen bilirkişisinin 14.7.2006 tarihli rapor ve krokisinde “A” harfi ile gösterilen 2906,15 metrekarelik kısmına da zilyet olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda davacının bu kısma yönelik davasının da kabulü ile adına tescile karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 8.3.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.